Umutla Muştulanmak!

Bu haber 30 Eylül 2014 - 0:12 'de eklendi ve 872 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

“Çok uzak… çok çok uzak bir gün gelecek… Bir gün gelecek… Çok yakın, çok yakın bir gün gelecek… O gün yarından yakın…. O gün yüzyıllardan uzak… Ama o büyük gün muhakkak gelecek… O gün bir nur topu gibi bu uzun gecelerin sabahında ışık ışık doğacak…”

Rıza Akdemir

 

Söz gençleşti, dirildi. Dimdik ayakta, kendinden emin adımlarla ilerliyor. Söz pırıl pırıl bir aydınlığa bakmakta. Muştulanmış. Coşmuş, gürlemiş, kanat takmış. Haykırmak istiyor yarınlarına, coşturmak istiyor yarınlarını. Lambadaki islerden sıyrılmış daha bir aydınlatmış, daha bir aydınlanmış.

Söz gençlikte, heyecan dolu, umut dolu. Gök ekinken biçilmesin; bırakın olgunlaşsın başakları. Eğilsin, baş versin. Onların coşkusu bizleri de coştursun, bizleri de umutlandırsın, bizleri de kanatlandırsın. Karanlığa bastırdıkça başlarımızı isyan bayrakları dikecekler kulelere. Hapsedecekler bütün muştuları. Yarınlarımızı alacaklar elimizden. Güvercin yüreğinde saklayacağız bütün muratlarımızı.

Kulak verelim, dinleyelim, anlayalım. Anladıkça anlatalım hatta izah edelim. Doğrudan, yanlıştan geçelim. Can sırrında yaşa değil başa bakalım. Her yaşın sözüne değer verelim, değer katalım. Açıkçası benlerin “ben” olmasına izin verdiğimiz oranda “biz” olmayı başarabiliriz.

On sekiz yaşında bir genç üniversitenin ilk yıllarında kendinden emin, hedeflerini belirlemiş, planını programını yapmış. Hala aç, hala öğrenmeye istekli. Yokuşlarda susamaya gönüllü. Gelecekteki bir güne odaklanmış. O bir güne muştulamış bütün umutlarını. Sözün diri kanatlarını bir küçücük risalede toplamış. Adını “Bir Gün Gelecek” diye muştulamış. Sonra yıllar geçmiş ülkemin her bir köşesine kanat çırpmış. Kaymakam olmuş, vali olmuş eğitime, sanata, kültüre gelecek bir gün adına hizmet etmiş, rahmete ermiş.

“Bir Gün Gelecek” adlı umuda muştulanmış kitabı elime ilk aldığımda bir gencin dünyayı nasıl değiştirebileceğini seyrettim. Rıza Akdemir kimdi derken hayat hikayesinden çok etkilendim. Okuyan, araştıran, hiç yorulmak bilmeden karınca titizliğiyle çalışan didinen bir insanla karşılaştım. Umutla doldurdu içimi. İnsanlardan öğrendik bütün olmaz denilenlerin olma, olgunlaşma yolunda olduğunu. İnsanlar öğretti, tecrübelendirdi, umutla doldurdu. İnsanlar şevk verdi, ışıklandırdı ufkumuzu. Velhasılı kelâm Rıza Akdemir milyonlar arasında bir taneydi. Tane içinden çıktı boy verdi, gölgesinde serinletti ufuklarımızı.

Bir tane, bir tane derken adım adım sabır ve umutla yollarımızı açalım. Bekleyelim gerekirse yol verelim. Bırakalım kendi kanatlarıyla uçsunlar, bırakalım düşsünler daha sağlam kalkarlar düştükleri yerden. Bırakalım inançları, düşünceleri uğruna mücadeleye girsinler, kendileri olsunlar. Doğruyu doğruda, yanlışı yanlışta tanısınlar, hesap etsinler; hesap da versinler. Karanlık yollarda tıkamayalım, tıkanmayalım. Ben’in krallığından vazgeçelim, feragat edelim. Biz ne kadar fedakarlık yapsak da onlara göstermezsek yapılan fedakarlığın hiçbir anlamı olmaz. Onlarla hemhâl olalım. Dertlenelim, dertleşelim. Sözü diriltelim, söze umut katalım. Onlarla bir olalım, “bir” de buluşalım, bir’de çoğalalım.

“O gün güvercinlerin gagasında, ogün velilerin vâ’dinde… O gün boşanan bir ok, o gün dolu bir yelken, o gün olgunlaşmış bir başak, o gün yolda bir mektup, o gün telgraf tellerinde haber!… O gün, o mübarek gün… mutlaka gelecek!”R.A.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
alaattin karaca 30 Eylül 2014 / 16:02

Rıza Akdemir Bey’i tanırdım. Karadenizli bir vali idi, tanıdığımda emekli olmuştu. Ankara’da Ülke Kitabevi’nde sohbetlerini dinlerdik. İyi Almanca bilirdi. Divan şiirini çok severdi. mütebahhir idi… Edebiyata dair hoş sohbetler ettik. Divan şiirinden derlediği beyit ve mısra antolojisi hâla elimden düşmez. Eline sağlık İsmail Bey. Merhumu bu vesileyle hayır ile yâd ettik..