UMUT

Bu haber 31 Aralık 2009 - 0:00 'de eklendi ve 670 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Yeni bir yıla girmemize ramak kala halkın tek beklentisi var.
2010, geçmişin hilafına, umut yılı olsun.
Hem de her alanda.
Ama daha çok terör eylemlerinin durması için.
Zira, aynı süreçte karşımıza çıkan tablo, gelecek adına karamsarlık içeriyor.
Onun için, art niyetliler hariç, ülkemiz insanının tek beklentisi, 2010 yılıyla birlikte, önce huzurun tesis edilmesi.
Değil mi ki yıllardır süregelen terör eylemleri 30 binin üzerinde insanımızın hayatına mal oldu.
Verdiğimiz şehitler nedeniyle çocuklarımız öksüz, anne ve baba evladını yetirdi.
Gencecik bir eş, kucağında çoluk çocuğuyla yapayalnız kaldı.
Başka çare yok.
Artık yeter.
Yetmeli.
Değilse, böylesine çarpık eylemler, güzelim ülkemizi daha bir kaosun içine sürükleyecek.
İçimizdeki iş birlikçiler ve kötü niyetliler hariç, bundan kimsenin çıkarı olamayacağına göre, istiyoruz ki bu eylemler bitsin.
Dedim ya yeni bir yıl, ülkemiz adına umudun başlangıcı olsun.
***
Peki nedendi?
Neden, Güneydoğu ağırlıklı eylemler, bu defa diğer kentlere de sıçradı?
Üstelik, kimler perde arkasına geçip, çoluk çocuğu, askerimiz ve kolluk kuvvetlerinin karşısına dikti?
Kısaca ne isteniyordu?
İşte asıl cevap arayan soru bu.
Oysa, mevcut AKP hükümeti, bugüne değin hiçbir iktidarın başvurmadığı bir “açılım projesi” adı altında, uzlaşma cihetine gitti.
Her ne kadar söz konusu proje, muhalif muktedir her kesimle görüşülüp, sağlanacak bir konsensüs sonrasında yürürlüğe konmadığı halde, yine de uzlaşma adına atılan adımdı.
Doğru veya yanlış bir zeytin dalı uzatıldı.
Buna karşın gözlüyoruz ki, karşı tarafın niyeti üzüm yemek değil bağcıyı dövmek.
Kimler nasıl bir yorum getirse, bu alanda izlenen politikanın yanlış olduğu öne sürülse de, çözüm adına bir arayıştı.
***
Ama olmadı.
Üstelik, beklentiler karşılık bulacak gibi gözükmüyor.
Baksanıza, kapatılan DTP’nin yerini alan BDP çatısı altında toplananlar, asla kabul edilmeyecek sözlerin sahipleri durumunda.
Önce sine-i millete döneceklerini açıklayanlar, İmralı’dan aldıkları talimat doğrultusunda birden dönüş yaparak, gemi azıyı alırcasına, haddini aşan sözler ediyor.
Hem de küfürlü.
Öylesine kabul edilemez isteklerde bulunuyorlar ki, bunun anlamı, ülkenin belirsizliğe sürüklenmesidir.
İlişkin olarak belirli kesimlerin dillendirmeye çalıştığı  “bu durum ülkenin bölünmesine doğru gider” vurgusu, zihinlerde bir takım işaretten öte endişe doğuruyor.
***
Terör eylemlerinin geldiği nokta bu iken, en az onun kadar halkı tedirgin eden bir başka gelişme, ekonomiye ilişkin.
Elbette vatandaş için öncelik, ülkede huzurun sağlanması.
Halkın, huzur içerisinde sağını solunu bakması.
Ne var ki, ekonomiyi de göz ardı etmek olası değil.
Hele, son yıllarda buna ilişkin veriler, istenmeyen rakamlar içeriyorsa.
Ekonominin temel göstergesini oluşturan üretim, iş yerlerinin bir bir kapanması sonucu, devamlı aşağılara çekilmekte ise…
Aynı iş yerlerinde çalışanlar, zorunluluktan işten çıkarılmak zorunda bırakılmışlarsa…
Dolayısıyla zaten işsizler sayısının fazlalığı bariz şekilde gözlenmekte iken yenileri ekleniyorsa, elbette ekonomik yapı, halkın karşısına önemli bir sorun olarak çıkar.
Bu nedenle ülkemizin temel sorunu, terörün önlenmesi kadar ekonominin de düzlüğe çıkarılmasıdır.
Elbette karşımıza çıkan daha nice sorunlar var.
Ama asıl önemlisi öncelikle terörden arınmak, yanı sıra ekonomik verileri istenen çizgiye çekmektir.
Bu nedenle 2010 yılından beklentimiz, bu iki temel nokta üzerinde düğümlenmiştir.
Şimdi istediğimiz, yeni bir yılın, hepimiz için umut dolu olması.
Bu vesileyle tüm halkımızın 2010 yılını gönülden kutlarken, sağlık, mutluluk ve başarılar diliyorum.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.