UMURSAMAZ İSEK

Bu haber 27 Mart 2012 - 0:00 'de eklendi ve 655 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Yüce Yaratan’ın
insanoğluna bahşettiği en büyük nimetlerden birinin su olduğunda kimsenin
şüphesi olduğunu sanmıyorum.

Olamaz.

Klasik
bir deyim olsa da su gerçekten hayattır.

Hem
de tüm canlılar adına.

Dünyanın
varoluşundan günümüze böyledir.

Kıyamet
gününe kadar da varlığını hissettirecektir.

***

Peki, madem ki tüm
yaratıklar için su elzemdir.

Onsuz hayatın idamesi
asla düşünülemez.

Kıymetini biliyor muyuz?

İlişkin olarak her geçen
gün artan nüfusun beraberinde getirdiği su kullanımı gittikçe fazlalaştığına
göre, tasarrufa yöneliyor muyuz?

Ne
yazık ki olumlu cevap verebilmek olası değil.

Aksi
olsaydı, bilim adamlarının yaptığı araştırmalara göre taban suyu seviyesinde
gözle görülür bir azalma olmazdı.

Bu
demektir ki, her kim olursa olsun suyu tasarruflu kullanmalı.

Suyun
canlılar adına hayat kaynağı olduğu bilinciyle, azami kullanıma yönelmeliyiz.

***

Bakınız
bu konuda Muğla Jeoloji Mühendisleri
Odası Başkanı Ramazan Kartal nasıl bir açıklamada bulunuyor.

22
Mart tarihinin “dünya su günü”
olması nedeniyle düzenlenen bir oturumda konuşan Kartal;

Suyu plansız
kullanıyoruz.

Oysa şu aşamada
insanlığın karşısına çıkan en önemli unsur sudur.

Şayet, durmadan artan
dünya nüfusu, dolayısıyla su kullanımındaki artışı düşünerek, tasarruflu
kullanmalıyız.

Her
halde, konuya ilişkin görüşlerini açıklayan başkan Kartal afaki konuşmuyordu.

Bir
takım incelemelerden sonra bakıp gördü, suyu plansız kullanıyoruz. Bunun
sonucunda gelecekte büyük sıkıntılar
çekebiliriz demek istiyordu.

Muğla
Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Ramazan Kartal devamla diyor ki;

Ülkemizin bütün yer altı
kaynaklarında önemli bir tükenme süreci yaşanıyor.

Su düzeyleri hızla
düşüyor.

Muğla’da özellikle
yarımada konumundaki Marmaris, Datça ve Bodrum’da, son derece kısıtlı rezervi
olan suların plansız kullanımı sonucu sıkıntılar başlamıştır.

Kartal
konuşmasının sonunda daha çarpıcı bir açıklamada bulunuyor.

Suyun kullanımı ve
korunması ile ilgili kararlarda yöre, bölge ve ülke insanı yok sayılmadan
ivedilikle toplumsal projeler oluşturulması gerekir.

Ayrıca suyu doğal hak
olmaktan çıkarıp, ticari bir meta haline getirerek sermayeye, küresel piyasaya
açan politikalardan kesinlikle vazgeçilmelidir.

Bu
açıklamaları sıradan sözler kabul edemeyiz.

Etmememiz
gerekir, gerçekten taban suyu seviyesi her geçen gün aşağılara çekiliyor.

Bunun
en bariz örneğini Karabağlar Yaylasında
görmekteyiz.

Yıllar boyu yaz
sezonunun sonlarında dahi suyun taban seviyesinde azalma olmazken, son yıllarda
gittikçe aşağılara çekildiği gözleniyor.

Önceleri 3-5 metreden
çıkan sular, bugün 20 M.nin
daha da aşağısındadır.

Öyleyse
her birimize düşen görev, suyun tasarruflu kullanılmasıdır.

Aksi
halde çok değil yakın bir gelecekte, çok daha büyük sıkıntılarla yüz yüze
geleceğimiz kaçınılmazdır.

Son
yıllarda yaz mevsiminde Muğla merkez ilçede zorunluluktan suların kesilmesi
bariz göstergedir.

Bilmem bu gerçeklerden
hareketle, su kullanımında daha tedbirli davranır mıyız?

Yoksa su hiç
tükenmeyecekmiş gibi bu umursamazlığa mı bürünürüz!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.