Ülkeyi Çıkmazdan Kurtaran Büyük Lider

Bu haber 28 Mart 2019 - 1:10 'de eklendi ve 1.335 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Hüseyin Nizamoğlu

 3 Kasım 2002 tarihi Türkiye Cumhuriyetinde demokrasinin başlangıç miladıdır. 1950’den itibaren demokrasiye geçtik geçiyoruz sanıyorduk. Meğerse, tek parti dönemini hep arzu ederek muhalefeti her tarihte, bir kısım bürokrasi ile birleşerek milletin oyu ile gelenlere silah gücü ile yıkmaya çalışmışlardır. Bunda 27 Mayıs 1960 tarihinde kanlı bir ihtilal ile mevcut iktidarı yıkıp yerine İsmet İnönü’yü başbakan tayin edenler kimlerdi?

Adnan Menderes’i ve en yakın iki başarılı bakanını idam edenler kimlerdi? 12 Mart 1971’de gene millet çoğunluğu ile seçilip gelen hükümeti yıkıp yerine bu defa ünlü solcu Nihat Erim’i başbakan tayin eden zihniyeti tam destek veren siyasi parti kimdi? 12 Eylül 1980 günü yapılan ihtilali gene askerler yapmıştı ama bu gelenlerin gösterdiği sebep ötekilere zıt ve en çok ülkeye çıkmaza sokanları tek tek biliyordu ki, ilk alınan kararlar ile birden ülkede sükunet sağlanmıştı. Temelli senatörlük ve senato kaldırıldı. Bütün siyasi partiler kapatıldı ve lider olanlar gözaltına alınırken, yalnız Adalet Partisi lideri olan Süleyman Demire! serbest idi. 27 Mayıs günleri yapılmakta olan bayram iptal edildi. Sağ taraf olan milletin yüzde 80 kısmına yapılmakta olan hakaretlere son verildi. Yani bizlerin kuyruklar düşükler olan soyadlarımızı Kenan Evren Paşa silmiştir.

Kenan Evren’in Cumhurbaşkanlığı görevi sona erince de millet arasında hep sevilmiş ve hiç koruma istememiştir. Hatta birçok yörelerde Kenan Paşa adı caddelere ve parklara verilmişti.

Aradan 20 sene geçmesine rağmen, 27 Mayıs’ı ve 12 Mart’ı yapan zihniyet, tekrar hortladı. İlk olarak Cumhurbaşkanı Turgut Özal öldü denildi! Arkasından Eşref Bitlis, havada patlatıldı. Sıra ile Uğur Mumcu ve diğerleri ölüyor, öldürenler sözde suçluyu arıyor ama hiçbir zaman bulunamıyor. Nihayet Cumhurbaşkanı olarak Süleyman Demirel’i tercih ediyorlar.

Bu arada Çiller ile Deniz Baykal hükümet oluyor. Yeni seçimde Erbakan Hoca en çok oyla Başbakan olması lazım ama ona ortak bulunamıyor. Çiller ile anlaşmaları askerin işine gelmiyordu. Çiller Başbakanlığı sırasında, bu asker guruba ters düşmüştü. Nihayet, Mesut Yılmaz hükümet olacak, Ecevit ile Baykal kerhen emirle destek olacaktı. Aynen oldu ve 8 yıllık, ilkokul süresini maalesef Mesut Yılmaz kuklası getirdi ve çocukların din dersi veya kurs almamasını sağladılar.

Bütün bu terslikler sırasında askerler veya ihtilal için her türlü kötülüğü göze alanlara bilerek veya korkarak ortak olanlar; başta Demirel, CHP, basından bazı isimler ve diğerleri. Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet gazeteleri tam destek oluyorlardı. Bu ekip, Menderes için de hırsız diyordu, Demirel içinde hırsız diyorlardı, Turgut Özal için hele daha neler neler…

Bu suretle Kenan Evren’in görevi bittiği tarihte tam teşkilatlı olarak yıkıcı ve yakıcı ihtilal örgütü kurulmuş olduğu ortaya çıkıyor. 1999 seçimi gene paşaların, ha-kimlerin ve üniversitelerin baskısı altında yapılıyor. Neticede Ecevit Başbakan, Ahmet Necdet Cumhurbaşkanı olarak üç yıl içinde ülke ekonomisi çıkmaza girmiştir. Zaten ekonomi iyi olmadığı için tehir edilen, ihtilalin her türlü hazırlıkları tamam olduğu anlaşılıyor.

Bu vaziyette, durumu daha fazla tahammül edemeyen, Bahçeli erken seçim için ısrarlı oldu.

Neticede 3 Kasım 2002’de seçim yapıldı ve Ak Parti 365 milletvekili ile meclise geldi. İşte bu tarih ülkede demokrasinin başladığı tarih bir milat oldu.

1- Çok zor oldu ama askerler artık hiç siyaset yapmamak üzere kışlasına döndü.

2- Değişmeyen yalnız CHP kaldı. Okullar artık problem olmak yerine esas mesleklerine döndüler. Başarılı olmanın zevkini çıkarıyorlar. Devlet baba üniversitelere çok değer veriyor. Hiç masraftan kaçınmıyor.

Muğla’mız da bile üniversitemiz her zaman şantiye görüntüsü veriyor.

3- Uzun yıllardan beri din konusu en çok tartışılan ve yara alan olmuştu. Bu konuda demokratik tartışmalarda dini savunan Ak Parti, irtica ile suçlandı. Din devleti kuracak denildi. Ama şimdi görüyoruz ki, sahte olan dindar ile dini görünce öcü görmüş gibi kaçanlara bak!

Ne istiyor bu birleşenler? Eski günler geri gelsin, paşalar her on yılda bir ihtilal yapsınlar ve bu beyler hazır kazanılmış ne varsa yiyip bitirsinler. Hayır olmayacak, çünkü bu yol kapalı.

Çatı adayı diyor ki, komşu ülkeler ile aramız iyi değilmiş de kendisi gelirse düzeltecek.

Komşunun halkı ile iyiyiz. Mısır’ın halkı ile iyiyiz. Yunan ile iyiyiz. İran ile iyiyiz. Rusya ile Avrupa ile ABD ile Çin ile hep iyiyiz. Ancak, bizim ülkemizde Almanlar adına casuslar var.

Yahudi’yi açıkça savunanlar var. Yazıklar olsun. Bir-leştiler ne gibi yalan iftira varsa atıyorlar. Dost görünen, bilinen ülkeler ülkemizi kendilerine rakip görüyorlar. Bu oyunu Türk Milleti yuttu mu sanırsınız? 1950’den beri aynı yalanlarla mücadele ediyoruz. Karşı taraf hep aynı, hep aynı bir yenilik yok…

Yeter ki büyük liderimize uyarak dik duralım.

BAŞKANLIK SİSTEMİ NELER GETİRDİ

1- Her on yılda bir ihtilal olmuyor, olmayacak!..

2- Ekonomimiz kimsenin uydusu değildir, olmayacak

3- Savunma sanayi üretiyoruz, ihraç ta ediyoruz.

4- Müslümanlığın irtica olmadığı ispatlandı.

5- Ordumuz, Alpaslan ve Fatih Sultan Mehmet’in torunları olduğunu ispatlamıştır.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.