ÜLKEYE BÜYÜK HİZMET ETTİNİZ

Bu haber 30 Temmuz 2009 - 0:00 'de eklendi ve 766 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Ülkeye büyük hizmet ettiniz, çok zor olanı başardınız. Paşam, siz de bildiklerinizi anlatmakla tarihe geçtiniz. Ergenekon mahkemesi savcılarına kendi döneminde olanları bildiğini, fakat ispat etmede sıkıntı çektiği için işlem yapamadığını anlatan emekli Orgeneral Hilmi Özkök, savcıların çok başarılı ve cesur olduklarını açıkladıktan sonra tebrik etti.
Hilmi Özkök dönemi çok sıkıntılı yıllardı. O günün komuta kadrosu ihtilal yapmaya niyet etmişler. Fakat Genelkurmay başkanını aşamamışlar. Örnek paşanın günlük not defterinde ve gazeteci Mustafa Balbay’ın bilgisayarındaki gizli notlarının yakalanması ve açıklanması ile bir çok görgü ve bilgi şahidin mahkemeye yaptığı açıklamalar, sanki birbirini teyid ediyor. Ele geçen belgelerde, silah depo yerlerine yapılan kazılarda akılları durduran çok pahalı ordu malı, en yeni model silahlar çıkarılmıştır. Birçok yerde yapılan toplu ölüm veya ünlü kişilerin ölümünü iktidar partisine yükleyenler, Ergenekon mahkemesini fasa fiso diyenler, gözaltına alınanların avukatlığını üstlenenler, askerlerin disiplin suçu haricindeki suçların sivil mahkemelerin bakmasına itiraz edenler, kendilerinin ihtilal olmadıkça iktidar yüzü görmeyeceklerini bilerek çalıştıklarını gizlemek ihtiyacı bile duymuyorlar.
Ülkenin acı kaderi olarak bilinen partilere sıkılmadan destek olan devletin kilit noktasındaki memurlara ne oluyor. 1960 ihtilalinden itibaren sanki bir mutlakıyet dönemindeyiz. Bir solcu yazar ölmüşse, hemen suçlusu hazırdır. İktidar sağda ise o yaptırmıştır. En yeni bir misal, görev başında iken bir değerli hâkimi baskın yaparak tarama suretiyle öldürdüler.
Merhumun cenaze törenine hükümet üyesi olarak gelenlere yuh çektirdiler. Otobüslerle getirilen militan gruplar vardı. Hepsi birden hükümete öcü veya katile bakar gibi bakıyordu. Suçlu yakalanınca, hemen acele katilin iktidarın militanı gibi saçma ve uyduruk manşet atanlar vardı. Aynen 27 Mayıs 1960 öncesi olduğu gibi havaya girdiler. Büyük politikacı ve lider olan iktidarın başı, bu badireyi nasıl atlattı hala düşünürüm. Bir de Ak Parti’nin kapatılma davasında aynı ekip, meclisin 347 oy ile açılmasını isteyenler aynı ekip, şimdi suçlu olan, ama cezaevine girmesinde sakınca gören, hastane ve doktorlar, meslek liselerine her çeşitli yüksek okula girebilme hakkı için üzülenler ve feryat eden onlardır. Bunlar çok büyük anayasa suçu işlemektedirler. Ama onlara ceza verecek hukuk lazım. Mahalli mahkemelerin kararları bu ekibin işine gelmiyorsa derhal bozdururlar. Bu öyle bir çarktır ki, 1970’li yıllarda bir aşırı uç, hatta terörist öğretmen biliyorum. Kendisinin tayin edildiğini sanarak Danıştay’a dilekçe vermiş. Bir gün görevim dolayısıyla valilik makamında idim. Günün valisi bir tehiri icra kararını gösterdi. Zarfın üzerinde çok acil yazılı idi. Vali Milli Eğitim Müdürünü çağırdı ve sordu. Bu adamın tayini yapılmadı değil mi?  Evet sayın valim tayin yapılmadı.. Yani tayin filan yok. Ama bir TÖBDER üyesi militanın dilekçesi itibar görmüş, yapılmayan tayini durdurdular. Daha neler yazayım. Ankara’da TÖPDER adındaki öğretmenler derneğinin genel kurulu yapılırken kavga çıktı. Lenini sevenler ile Maoyu sevenler arasındaki kavga Ankara Valiliğince kayda alınmıştır. Suç unsuru bulunmuş ki, Dernek Ankara valiliği tarafından kapatıldı. Bizler oh… demeye kalmadı, aynı gün Danıştay Derneği açtı. 1980 ihtilali bu derneğin yöneticilerini yakalama emri verdi. Sanırım bir iki kişi ele geçti. Genel başkan dâhil çoğu demir perde ülkelerine kaçtı.  Bunları biz yaşadık.
Şimdi ne olur dersiniz?
Ne olacağını Hilmi paşa söyledi. Daha ne paşalar vardır ortaya çıkacaktır. ATATÜRK ne istemişse, onlar olacaktır. Sahteleri silinecektir. Bin yıllık asaletimiz var. Hep lider olduk.
Başkalarının dini inancı, töreleri, bizi yıkamaz. Bu çok denenmiştir. Doğruyu bulacağız. Hile ve cambazlık eden bulur, bulacaktır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.