Ülkesi İçin Çalışmak, Ölmek Kadar Şerefli Değil Mi?

Bu haber 17 Ekim 2018 - 0:29 'de eklendi ve 1.692 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

Geçenlerde internette dolaşan bir sosyal deney, herkes gibi beni de çok duygulandırdı. Sosyal deney özetle şöyleydi: Bu ülke, Çanakkale Zaferi’nden bugüne kadar yaklaşık 415 bin şehit vermişti. Bir insanda da normal koşullarda beş litre kan vardı. Dolayısıyla bu topraklara 2.075.000 litre şehit kanı dökülmüştü. Ülkemizin nüfusu da 80 milyon. Bu bilgilerden sonra sosyal deneyi yapanlar şu mesajı veriyordu:

Bu ülkede yaşayan 80 milyonun her bir ferdinin, vatan uğruna can veren her bir şehidine (2.075.000/80.000.000) 0,025 cc kan borcu var. Yani Türk Bayrağı altında yaşayan herkesin şehitlerine kan borcu var.

Ne yazık ki, ülke olarak terör belasını henüz savabilmiş değiliz. Birileri bu vatan için, bu Bayrak için, devleti için, bizim huzurumuz için can vermeye devam ediyor.

Bu coğrafyada yaşadığımız sürece de canımız pahasına ülkemizi korumak zorundayız.

Şehitlik… Ülkesi, vatanı, Bayrağı, inancı uğrunda can verenlerin makamı…

Şehitlik, İslam ümmetine ait bir mertebe. Kur’an’da “Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyin! Onlar diridirler, fakat siz fark etmiyorsunuz.” (el-Bakara 2/154) ve “Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayın! Onlar diridirler. Rableri katından rızıklandırılmaktadırlar” (Âl-i İmrân 3/169) buyurulmuştur. İnancımıza göre bu kişiler, Cennet’i hak eden kişilerdir.

Bu nedenledir ki, şehide ve şehitlik makamına değer veriyoruz. Her bir şehidimiz binlerin, on binlerin katıldığı cenaze törenleri ile toprağa veriyoruz. Onların hatıralarını yaşatmak için isimlerini okullara, salonlara hatta üniversitelere veriyoruz. Ve haykırıyoruz mikrofonlara: “Ben de oralara gidip, canımı vatan için seve seve vermek istiyorum.”

Öncelikle şunu ifade etmek lazım ki, şehitlik bir nasiptir. Allah kime nasip ederse, o makama o ulaştırılır. Öyle “ben de, ben de…” demekle o makama ulaşılmaz.

O makama ulaşabilenler vatan borcunu ödediler. Ya biz borcumuzu nasıl ödeyeceğiz?

Bu coğrafyada yaşadığımız sürece çalışmak, üretmek ve her alanda güçlü bir ülke olmak zorundayız.

Biz de bu vatana ve şehitlerimize olan borcumuzu çalışarak ödeyeceğiz. Ne yani; vatanı, devleti için çalışmak ve üretmek, en az vatan uğruna ölmek kadar şerefli değil mi?

Ülkesi ve insanlık için ter akıtmak, en az vatan uğruna kan akıtmak kadar değerli değil mi?

Ülkesinin kalkınması yoluna bir tuğla koymak, bir anlamda vatan borcunu ödemek değil mi?

Ülkesinin sınırları içinde ve sınırları dışında, kendisine uzanan bir eli bekleyen insanlara el uzatmak da insanlığa borcunu ödemek değil mi?

Dürüst, ahlaklı, namuslu olmak ve bu minvalde bir iletişim, eğitim, ticaret ile vatanı, devleti, Bayrağı, inancı ve insanlık için çalışmak da ibadet değil mi?

Oysa günümüzde herkes bir diğerini kandırma derdinde. Bir şekilde elindeki satma derdinde. Yorulmadan başarma, emek harcamadan kazanma derdinde. Stoklayarak daha fazla kazanma derdinde. Her şey için bir bahanemiz var. Ve her zaman haklıyız.

Hep daha az yorulma, daha az vakit ve emek harcama derdindeyiz. Yapmadığımız işin karşılığını almak, vermediğimiz hizmetin, girmediğimiz dersin ücretini almak derdindeyiz. Başkalarına ahlak dersi verirken hiçbirimiz aynaya bakma ihtiyacı hissetmiyor.

Ekonomik krizden, eğitim sorunlarından, sosyal problemlerden, mutsuzluktan, iletişimsizlikten yakınıp başkalarını suçlarken hiçbirimiz şahsi sorumluluğunun gereğini yapmayı aklına getirmiyor.

Başkalarını suçlamak ya da başkalarının fedakârlıkları ve başarıları ile öğünmek ne kolay!

Vatan borcunu başkalarının canı ile ödemesinin rahatlığıyla bu ülkenin keyfini sürmek ne güzel!

Bahane bulmak, şikâyet etmek, bağırmak ve pay kapmak için fırsat kollamak bir tarafa; ülkemiz için ne yapıyoruz?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.