ÜLKE KOŞULLARINDA ÖĞRETMEN

Bu haber 24 Kasım 2011 - 0:00 'de eklendi ve 488 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Türkiye genelinde konuşlanan kamu çalışanları içerisinde en fedakâr personelin eğitimciler olduğu, tartışma götürmeyecek kadar açıktır.
Elbet her kamu görevlisi üstlendiği görevin yerine getirilmesi için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışır.
Bazı istisnalar olsa da görev bilincine sahip her personel, üstlendiği sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirme gayreti içerisindedir.
Ne var ki, eğitimcilerin yeri farklıdır.
Zira onlar, ülkenin her bir köşesinde Türk Bayrağını şan ve şerefle dalgalandıranlardır.
En ücra köşelerde dahi Türkiye’nin çağdaşlaşması için çaba gösterirler.
Bir kelime olsun öğretmek için nice mahrumiyet içeren yerlerde, görevi yerine getirmenin gayreti içerisindedirler.
Onlar bilirler ki, bu çocuklar kendilerine emanet edilmiştir.
Dolayısıyla emanete ihanet edilmez diye düşünürler.
***
Hiç kimse bu sözlerimin afaki bir takım kelamlar olduğunu düşünemez.
Düşünememeli, görünen köy kılavuz istemez.
İşte buna en çarpıcı örnek.
Bir süre öncesinde Van ilinde meydana gelen deprem üzerine, bir kısım vatandaşımız mecburiyetten başka illere göç etmek zorunda kaldığı halde öğretmenler yerli yerinde kaldı.
Dahası, deprem sonrası memleketlerine gidenler adına hükümetin yaptığı bir açıklamayla, anında görev yerlerine gideceklerini vurguladılar.
Öğretmenler başka illere gitmek için türlü çarelere başvuruyorlar! şeklindeki bir açıklamaya itibar etmeyerek, okulların açılacağı tarihte görev yerlerinde olacaklarının altını çizdiler.
Bu durumda türlü zorluklar içerisinde görev yapan öğretmenlere saygı duyulmaz da ne yapılır?
Bu nedenle bir kez daha vurgulamak istiyorum.
Kimler nasıl bir yorumun sahibi olsa, hatta benim eğitimci olarak böyle bir yaklaşım çerisinde olduğum dile getirilse de her şey ortada.
Dolayısıyla güneşi balçıkla sıvayamazsınız.
***
Peki, böylesine fedakarca görev yapan öğretmenler rahat mı?
Maddi bağlamda bir sıkıntı söz konusu mu?
Yanı sıra en iyi şekilde öğrenim verebilmek adına yeterli ders araç ve gereçlere sahipler mi?
Dahası, eğitim ve öğretim sağlıklı koşullarda yapılabiliyor mu?
Bu 3 soruya verilecek cevap aynı değildir.
Ücret bağlamında, geçmişten günümüze ülke yönetiminde görev üstlenen hükümetler, ekonomik koşulları öne sürerek, belirli bir ücret politikası güttüler.
Bu durum sadece eğitimciler değil tüm kamu personeli için geçerliydi.
Bu karşın, alınan ücretin tatminkar olduğunu söylemek olası değil.
Hele demokratik ülkelerle mukayese edilince.
Eğitimcilerin, istenen düzeyde ders işlenebilmesini öngören araç ve gereçler yönünden sıkıntı çektiklerini söylemek haksızlık olur.
Belki istisna teşkil eden yerleşim birimlerinde bir takım eksiklikler vardır ama genel anlamda, okullarımızın iyi durumda olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Hele son yıllarda planlaması yapılıp uygulamaya konmak istenen çağdaş eğitimin gerektirdiği koşulların yerine getirilmesiyle.
Özellikle “akıllı tahta” şeklinde ifade edilen bir uygulamanın yavaş yavaş yürürlüğe konduğu düşünülürse.
Öğrencilerin sağlıklı koşullar içerisinde ders yapabiliyorlar mı? sorusu, en iyimser cevap verebileceğimiz ayrıntı.
Bir taraftan devlet, diğer yandan duyarlı vatandaşlarımızın eğitime katkısı sonrası yapılan okullar, her geçen gün daha modern koşullarda eğitim yapıldığının göstergesi.
Neticede, ülkemizin eğitimiyle ilgili çoğu kez kaleme aldığım konuyu bir kez daha gündeme getirmem, 24 Kasım Öğretmenler günü nedeniyledir.
İsteriz ki, ülkenin mihenk taşları olarak görev yapan tüm eğitimciler, her bakımdan rahat olsunlar.
Onları tedirgin eden hiçbir ayrıntı olmasın.
Olmasın ki çocuklarımız geleceğe daha bir güvenle hazırlansınlar.
Bu vesileyle tüm eğitimcilerin öğretmenler gününü yürekten kutluyorum.
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.