Ülema

Bu haber 03 Mayıs 2018 - 2:24 'de eklendi ve 956 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Hüseyin Nizamoğlu

Türkiye, 1071’den itibaren İslâm dinini yaşamaktadır. İslamiyet’in doğudan geldiğini yazanlar daha inandırıcıdır. Bu durumda Türk-İslâm olarak batıya doğru gelerek bizim Atalarımız Anadoluyu yurt etmişler. 1300’lü yıllarda Osmanlı beylik iken hakanlık olmaya başlamıştır. 600 yıl dünyaya hükmeden Osmanlı İmparatorluğu 1910 ile 1922 arasındaki savaşlar sonunda Anadolu’da Türkiye Cumhuriyeti doğuyor. 1918’de Çanakkale Savaşı, arkasından İstiklâl Savaşında Mustafa Kemâl, dini inanç, şehadetin anlamını aileden “olmazsa olmaz” olarak öğrenen bilen gençlik için pek çok hatıra anlattıktan sonra “Ne mutlu Türküm diyene” diye haykırmıştır.

Atatürk Türk ocağını ve bozkurt amblemini destek olmuştur. 1938 ile 1950 arasında Türkçülük ve Bozkurtlar büyük darbe yemiştir. Alpaslan Türkeş ile tırnağı sökülen Muğlalı Hazma Sadi Özbek’te vardı. Hasan Ali Yücel ile Tonguçlar milli eğitimin yöneticileri idi. Bin yıllık Ezan Arap dili düşmanlığına uğramıştı. Kur’an okumak, hatta namaz surelerini bile öğrenmek yasak edilmişti. Köy enstitüleri bu görüşler ışığından kurulmuştur. Ata’nın resmi, paralardan ve pullardan çıkarılmış, yerine milli şefin resmi gelmiştir. Ata’nın vasiyeti olan arı dil kuşdiline dönmüştür.

Moralsiz, ümitsiz olan millet; 1950 seçiminde Ata’nın başbakanı olan Celâl Bayar’ın Demokrat Partisini yüzde 80 oy vererek iktidar etmiştir. Yeni iktidar 1950 ile 1960 arasında Ata’ya ait her reformu veya vasiyeti yerine getirmiştir. Büyük Atatürk 2 mefkuremiz var dil ve din. Bu mefkureler bu millette olduğu müddetçe ilelebet hür oluruz. Cebelitarık’tan Çin Şeddine kadar aynı dili konuşuyoruz. Bu büyük düşünce idi, Büyük Turan idi. Bu görüşleri DP yeniden yaşanır hale getirdi. Avrupa ile ekonomik işbirliğine ramak kalmıştı. Doğumuzda Sento ve CENTO paktları kurulmuştu. Bütün Müslüman Türk ülkelerini birleştirme girişimi idi bunlar. 14 yıl müzede bırakılan Ata’nın naşını, Anıt Kabir külliyesini yaparak toprağına nakleden DP olmuştur. Büyük Ata’nın şehadet hakkındaki milletimizin inançlarının devamlı korunması için din büyük faktördür. Bu sebeplerle dinsiz milletler uzun ömürlü olamazlar diyerek dil de ayni şekilde korunması gereken bir fazilettir demiştir.

Komünizm bir afettir. Her görüldüğü yerde ezilmelidir diyen de Ata’mızdır.

Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. (K. Atatürk)

Bütün bunları DP gündemine almıştı. Ayrıca kalkınma hamlesi barajlar, limanlar, yollar üniversiteler, sanayiye tam girişildiği yıllarda ihtilâl yaptırdılar. 1950’de bıraktıkları yerden yeniden başladılar. 1961’de yeni Anayasa ile seçimle gelenlerden üstün kurumlar getirdiler. 1924 Anayasasını rafa koyanlar, Yeni cumhuriyet dedikleri yeni dönemin Anayasasını yazdılar. Silahların gölgesinde halkın oyunu aldılar. 1961 Anayasasında seçilmeden köşelere adamlarını devamlı tutmayı da anayasa emri dediler. Egemenlik bu suretle milletin elinden alınmış oldu. Seçimlerde sol azınlık için ucube seçim kanunları getirdiler. Ne yapsalar yine de netice aleyhlerine olmuştur. Ama onlar hala diretir. Varsa da din tehlikesi, yoksa da yeni kelime üretmeler. İşte bugün Ulema sözcüğünden rahatsız olanlarla 1950 öncesi görüşler aynıdır. Ata ile hiç ilgisi olmayan Laiklik Ata’ya mâl edilerek millete karşı silah olarak kullanılmaktadır.

Muğla girişinde Ata’nın heykeli ve parkı olması gerekirken Nazım Hikmet’in heykeli ve parkı yapıldı. Oysa o arsa Adalet Partili belediyeden miras kalmıştır.

Özetlenirse çok arzu etmemize rağmen ülkedeki azınlık doğrulardan kaçar. Bunlar millet ile dargındırlar. ABD ile dostluğumuz 1945’den itibaren bize Rusya ve komünizm tehlikesinden korumuştur. İki ülke arasında 1963 yılında Kıbrıs sebebiyle kopukluk olmuştur. Birde 2003 Mart ayındaki teskere sebebiyle meydana gelen limoni durum, o tarihten beri ancak bugünlerde düzelme yolundadır. Bu yüzden Kuzey Irak, dolayısıyla Kerkük Türkmenleri perişan oldular. Bu teskere tarihi çok şanssız dönem idi. 370 milletvekili olan Partinin lideri seçilmemiş sayıldı. Hukuk adeta guguk olmuştu. Aranan sisli havada iktidarı veryansın edenlere millet seyrediyor. Sandıklardan çıkacak netice sürpriz olmayacaktır.

Fikir üreterek milletten görev isteneceği yerde, bin yıllık İslâm inancı ile nesilden nesille devletler kurarak gelen milletimize Ata’nın vasiyetine rağmen, din alimi olan Ulema hastalığına tutuldular.

Bir günde özel olarak, şöyle konuşmanız beklenir: Enflasyonu yüzde 9’lara indirdiniz, bu azdır biz olsaydık sıfır enflasyon yapardık. Faizler yüzde 15’lerdedir. Biz olsaydık sıfır olurdu. ABD ile iyi ilişkiyi bozdunuz, bu sebeple Irak bize yasaklandı. Biz olsaydık böyle olmazdı. Ülkeyi ucuzlattınız sosyal yardımları çok yaydınız, AB’ne girmek üzeresiniz, Kıbrıs’ı vermediniz, Hıristiyan mahkeme kararına ret ettiniz. Biz olsaydık falan gibi…

Not: Bu yazı 2005’de yazıldı. O tarihten bugüne kadar devleti yıkmak için beş teşebbüs daha oldu. Yani Osmanlıyı yıkan Masonluk devam ediyor. Ülkede şahlanan taraf Müslümanlardır.

Çanakkale’de Kurtuluş savaşında birlik ve beraberlik içinde olanlar Müslümanlardır.

Masonlar her zaman ülke aleyhine çalışmıştır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.