Üç kadın, üç hayat hikayesi

Bu haber 08 Mart 2016 - 23:43 'de eklendi ve 1.931 kez görüntülendi.

DSC_2175Muğla Büyükşehir Belediyesi, Muğla Ticaret ve Sanayi Odası, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar günü nedeniyle ‘Muğla’dan Dünyaya Kadın Hikayeleri’ isimli bir konferans düzenlendi. Konferansa konuşmacı olarak katılan Fethiye’ye bağlı Arpacık Köyü’nün 10 yıl muhtarlığını yapan Ergül Türkmen’in, “Köyüme su getirmek istediğim zaman bazı büyükler ‘bu köyden ne erkek muhtarlar geldi geçti onlar bile suyu getiremedi sen mi getireceksin’ dediler. Ama ben yılmadım mücadele ettim ve köyüme suyu getirdim” sözleri damga vurdu.
Berna Uçar
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar günü nedeniyle Muğla’dan Başarılı Kadın Hikâyeleri isimli bir konferans düzenlendi. Konferansa konuşmacı olarak katılan Fethiye İlçesi’ne bağlı Arpacık Köyü muhtarlığını 10 yıl sürdüren Ergül Türkmen, Muğlalıların ‘Hanım Ağa’ lakabı ile tanıdığı Fazilet Tütüncü ve sanayi sektöründe kendi işinin sahibi olan Filiz Başak Erdal, neler yaşadıklarını, nasıl başarılı olduklarını anlattı.
Muğla Sanayi ve Ticaret Odası toplantı salonunda gerçekleşen konferansa, Muğla Valisi Amir Çiçek’in Eşi Hülya Çiçek, Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş, Menteşe Kaymakamı Zeki Arslan, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Prf. Dr. Mansur Harmandar, kamu kurum daire müdürleri, siyasi parti başkanları ve vatandaşlar katıldı.
Muğla Sıktı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Prof. Dr. Yasemin Balcı’nın yönettiği konferansta 3 kadının iş dünyasında ve sosyal yaşamlarına karşılarına çıkan zorlukları nasıl atlattıkları katılımcılar tarafından büyük bir dikkatle dinlendi.
Kimse yapamazsın dedi
Fethiye’nin Arpacık Köyü muhtarlığını 10 yıl başarı ile sürdüren ve kendi isteği ile yeniden aday olmayan 64 yaşındaki Ergül Türkmen, evin tek çocuğunu olduğunu belirterek, “Evin tek çocuğu olarak büyüdüm. Babamın oğlu yoktu o yüzden beni de bir erkek gibi yetiştirdi. Her gittiği yere bende giderdim. Kahveye, maça babamla birlikte giderdim. 1966 yılında eşimle tanışım ve okulu bırakarak evlenmeye karar verdim. Ben köyde doğdum ancak köy hayatı görmedim. Babamın işi nedeni ile bir şantiye de büyüdüm. Köye gelin geldim. Evliliği oyun sanmıştım meğer değilmiş. O kadar zorlandım ki kendimi derin bir kuyuda hissettim. Ama yenilmedim ve pes etmedim. 32 günlük bir kızım varken eşim askere gitti. 1969’un son aylarında eşim askerden geldi. Çalışmaya başladı. Bu arada bir de oğlumuz oldu. 1973’de eşim Almanya’ ya gitti 1976 yılında bende gittim. Çocuklarımız Türkiye’de ailemin yanında kaldılar. Yıl içerisinde onları görmek için gelir yazın da çocuklarımızı da yanımıza alırdık” dedi.
Eşinin Almanya’da ehliyet kursuna yazdırdığını anlatan Türkmen konuşmasına şöyle devam etti:
“1984 yılında temelli Türkiye’ye dönüş yaptık. Bırakmış olduğum okulu dışarıdan sınavlara girerek bitirdim ve diplomamı aldım. 1992 yılında bana köyde muhtarlık teklif edildi. Yapamam dedim ancak yine de 1994 seçimlerine katıldım. Yüzde 40 oy aldım seçilemedim ancak kimseye de gücenmedim. 1999 yılında 4 aday olarak seçime katıldık. Bu kez yüzde 70’in üzerinde oy alarak muhtar oldum. Köyün en büyük problemi içme suyuydu. Köyün her tarafından sular akıyordu ama köylü suyu kuyudan içiyordu. Ben bu köye suyu getireceğim diye kendime amaç edindim. Ama bazı büyükler ‘bu köyden ne erkek muhtarlar geldi geçti onlar bile suyu getiremedi sen mi getireceksin’ dediler. O dönemde yapacağım her şeyin önüne engel koyuyorlardı. Ekibim ile birlikte çok çalıştım. Çok büyük mücadele verdim ve sonunda suyu köyüme getirdim. 2004 seçimlerinden sonra kanser hastası oldum. 2 ay kadar raporlu bir şekilde tedavi gördüm. Yıkılmadım yine köyüm dedim ve ekibim ile beraber köyün büyük sorunlarını hallettik. 10 sene dolu dolu çalıştım ve muhtarlığa son dedim. Başarının asıl sırrı hiç kimseye kin duymamak ve sabırlı olmaktır” dedi.
Hedefim örf ve adetlerimizi tanıtmak
Daha sonra konuşan Muğla’nın yakından tanıdığı Fazilet Tütüncü ise, “Beni Muğla Hanımağa olarak tanır. Gençlik yıllarımda ava gittim, çift sürdüm erkek gibi durmadan çalıştım. Kayınpederim beni çalışkan halimi gördükten sonra Ula’ya gelin geldim. 4 çocuk annesiyim 7 torunum var. Ula’da eşimle birlikte kendi imkanlarımız ile çok çalışarak çiftçilik yaptım. Önce bir iki inekle başladım. Bu hayvancılıktan bugün ki imkânlarımızla 250 başlık büyük ve küçük besi çiftliğimi kurdum. Hayatımda paylaşmayı esas aldım. Boğa güreşlerine her zaman katkı sağladım. Yarışmalara katıldım. Hedefim örf adet ve geleneksellerimizi nesilden nesile aktarmak” diye konuştu.
70 metrekarelik dükkanda iş hayatına atıldım
Son olarak konuşan Filiz Başak Erdal, Muğla Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olduğunu belirterek, “1978 yılında Ankara’da dünyaya geldim. 1987 yılında Muğla’ya geldim ve tüm okul hayatım Muğla’da geçti. İlk iş tecrübem Marmaris’in bir otelinde resepsiyonda çalışarak oldu. Yabancı dilimi orda daha iyi geliştirdim. Kendi kazandığım parayla harçlıklarımı çıkardım. Üniversiteye başladığım ilk yıl bir iş yeri kurmaya karar verdim. Bayilik almak üzere önce bir akü firmasından görüşme talep ettim. Otomobil, yat ve güneş enerjisi üzerine. Hatta firma sahibi benimle görüşme yapmadan önce kimlik kartımı görmek istemişti. Yaşımın tutup tutmadığını bilmek için. Çünkü bu işe atıldığımda 19 yaşındayım. Ama sonunda 70 metre karelik bir dükkanda otomobil lastiği aküsü satarak iş hayatıma başlamış oldum ” diye konuştu.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.