Tutkuları yaşam tarzı oldu

Bu haber 14 Temmuz 2016 - 23:43 'de eklendi ve 1.231 kez görüntülendi.

Tutkuları yaşam tarzı oldu  (2)Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde görevli öğretim elemanları tarafından 2014 yılında kurulan MOST ( Motor Sporları Topluluğu) yola çıkış maceralarını Hamle Gazetesi ile paylaştı.

Tutkularını ‘Daha evvelden görsek buralara yürüyerek bile gidemeyiz dediğimiz yerlere biraz cesaret ve bir takım eğitimlerle o arazilerde de motosiklet kullanabilir hale geldik’ diyen MOST kurucu üyeleri motor tutkularını ve bilinmeyenleri anlattılar.

Hazırlayan: Dilhan Dumanoğlu

MOST kurucu üyeleri Su Ürünleri Fakültesi’nde görevli Doç. Dr. Bahadır Önsoy, Fizik Bölümü uzmanlarından Özcan Girgin, Su Ürünleri Fakültesi’nde görevli Muhammet Gülen ve Su Ürünleri Fakültesi’nde araştırma uzmanı olarak görev yapan Taha Coşkun, “Motosiklet üzerinde kendimizi özgür hissediyoruz” dediler.

Enduro sürüşü yapan ve ‘Bir kabin içerisinde olmadığı için sürerken doğanın bütün kokusunu alabiliyorsunuz’ diyen grup üyeleri MOST hakkında bilinmeyenleri okuyucularımız ile paylaştılar.

 

Motora ilginiz ne zaman başladı?

Özcan Girgin: Çocukluğumdan bu yana motora ilgiliyim. Benim için çocukluk hayaliydi motosiklet sahibi olmak. İlk 650 cc üzeri motorumu 24 yaşındayken aldım. Yaklaşık 5 yıldır onunla seyahat ediyorum.

Bahadır Önsoy: İşin gerçeği motora ilgim hiç yoktu. Yaklaşık 3 yıl önce eşim doğum günümde motosiklet hediye etti. Daha önce hiç motosiklet kullanmamıştım. Eşimin teşvikiyle motor kullanmayı öğrendim. Zamanla bu bende bir tutku haline geldi.

Taha Coşkun: Benim motora olan ilgim üniversiteyi bitirdikten sonra başladı. Normalde rock müzik dinlediğim için 80’lerden bu yana Chopper hayalim vardı. İlk motorum Chopper’du. Ancak daha sonra Enduro’ya adım attım ve o günden sonra doğayı keşfetmek, doğayla baş başa kalmak için Enduro motora devam ettim.

 

Motorun hayatınızda ki yeri nedir ?

Özcan Girgin: Motor benim için tüm hayatım diyebilirim. Her türlü gezi, ziyaret, iş gibi durumlarda motora binmeye çalışıyorum. Hayatımda en çok yaptığım şey motora binmek.

Bahadır Önsoy: 3 yıldır kullanıyor olmama rağmen motorum olmayınca kendimi kötü hissediyorum. Her gün motor kullanıyorum yaz kış. Bende benim için kısa sürede bir tutkuya dönüşmesini ummuyordum ama bu çok güzel bir şey. Motorumun markasını hiç bir zaman değiştirmedim. Grup olarak Enduro dediğimiz arazi ve uzun yol motorlarını tercih ediyoruz. Yani hayatımızda çok önemli bir yere sahip. Bunu hobiden daha çok kendimize, başkalarına, sosyal hayata faydalı olabilecek hale getirmeye çalışıyoruz. Bu bizim zaten grup olarak prensibimiz. Pek çok projeye de bu sayede giriştik. Motosikleti pek çok işimize dahil etmiş olduk böylece. Profesyonel bir arkadaşımız eğitim veriyor, bunun planını beraber yaptık. O arkadaşımız Dakar rallisine katılacak. Onunla ilgili çalışmalarda yine yer alıyoruz. Sosyal sorumluluk projelerimiz var.

Yusuf Samancıoğlu: Babamla birlikte hurda bir motosiklet bulduk ve bunu yapalım dedik. Yapmamız gerekiyordu, hayata dönmeliydi. Yaptık ve çalışmayan bir şeyi çalışır hale getirince, o sesi duymak bendeki tutkunun başlangıcı oldu.

 

Aileniz yada eşiniz motora olan ilginizi nasıl karşıladı?

Özcan Girgin: Her zaman desteklediler çünkü kendileri de motora biniyordu. Hatta ilk motorumu da ailem almıştı.

Taha Coşkun: Ailem motora binmeme karşı olmadı.

Muhammet Gülen: Babamda motor kullandığı için benim için bir sıkıntı olmadı. Motor kullanmak aileden geliyor.

 

Most grubu nasıl oluştu ?

Özcan Girgin: Her şey 2014 yılında Bahadır Hoca ile tanışmamızla başladı. Tanıştıktan sonra grup temelleri atılmış oldu. 4-5 kişi bir araya geldikten sonra bir Facebook grubu oluşturduk. Beraber yola çıkabileceğimiz arkadaşlarımızı aramıza aldık. Grubumuz 71 kişiye ulaştı. Yurtdışından ve Türkiye’nin her yerinden katılımlarla grubumuzu bugünlere getirdik.   Bahadır hoca ile benim yarış lisansımız var ama henüz yarışa katılamadık. Şu anda eğitimlerini alıyoruz.

 

Bu bölgede ki motor yarışlarına ve festivallere katılıyor musunuz ?

Bahadır Önsoy: Biz daha çok izleyici olarak katılıyoruz. Muğla’da özellikle Fethiye’de Enduro dediğimiz arazi motorları yarışları daha çok yapılıyor. O bölgede de yarışçı bir arkadaşımız var. Onun olması bizim bu konuya ilgimizi daha da arttırıyor. Serkan Özdemir 2015 yılında Dakar Rallisi’ne katıldı. Dakar Rallisi özellikle arazi motorlarıyla yapılıyor. En uzun soluklu yarış yaklaşık 9 bin 500 km’lik bir yarış.14 gün sürüyor ve çok zorlu bir yarış. Buna katılmak ve bitirebilmek çok büyük bir başarı, bitiren herkese madalya veriliyor. Motorcuların 3’te 1’i anca bitirebiliyor. Bu sene Serkan Özdemir yarışa katılacak. Geçen sene bir takım sıkıntılardan dolayı katılamamıştı.  Hep beraber çalışıyoruz. Bireysel olarak yarışa katılan yabancı bir arkadaşımız var. Onunla buraya geldiğinde tanıştık ve grubumuza ekledik. Bizim Özcan’la lisansımız var ama henüz yarışma performansında değiliz.

 

Gerçekleştirmek istediğiniz projeler var mı?

Bahadır Önsoy: Organ bağışı kampanyasına dikkat çekmek için motor grubu olarak kampanyanın yapıldığı yerde arzu eden arkadaşlar organ bağışında bulundu, bir süre dikkat çekmek için orada bulunduk, organ bağışına destek verdik. Bu sene önce Toroslar sonra Nevşehir üzerinden Karadeniz turu planlıyoruz. Yaklaşık 9-10 günlük bir tur olacak. Çalışmalara 3-4 ay öncesinden başladık.

 

Motor üstündeyken neler hissediyorsunuz?

Bahadır Önsoy: Daha evvelden görsek buralara yürüyerek bile gidilmez deriz veya motosikletle mi gidilir derdik ama daha sonra birbirimizi cesaretlendirerek, eğitimler alarak o arazilerde de motosiklet kullanabilir hale geldik. Dolayısıyla bütün bunlar kendimde özgür hissetme duygusunun en üst seviyeye çıkmasını sağlıyor. Bende bunun için ‘Ready to Race’ diyorum; yani her zaman yarışa hazırız. Grup olarak tur yapamasak ta bireysel olarak bazen arkadaşlarımız turlara katılıp kendi izlenimlerini, aldıkları keyifleri, fotoğrafları bizim grup sayfamızda paylaşıyor. Bu sene İstanbul’dan Okan Akyıldız isimli arkadaşımız Enduro motosikletiyle Norveç Nor Camp’a gitmek üzere yola çıktı. Oraya tek başına motosikletle gidip geri gelecek. Bu bir özgürlük ve çılgınlık ötesi aslında. Avrupa turuna gidecek arkadaşımızda var. İmkanı olan arkadaşlar zaman zaman böyle etkinlikler yapıyor.

Taha Coşkun: Özgürlüğüme aşırı derecede düşkünüm. Belki de bizi motora yönelten en büyük etkenlerden bir tanesi özgür olma düşüncesi. Özgürlüğü hissetmek, gerek grup olarak gerekse bireysel olarak alıp başını bir yerlere gidebilme arzusu. Tabi ki çalıştığımız gerçekte bir hayat var. Alıp başımızı sonsuza kadar süremiyoruz ama mümkün olduğu sürece elimizden geldiğince kendimizi yollara vurarak, bir kabinde olmadığınız için rüzgarı hissetmek çok güzel bir duygu. Dağ yollarına girdiğiniz zaman hem bütün kokuyu hissedebilme, o doğayla bütünleşme gerçekten insanı daha fazla özgür hissettiriyor.

 

Son olarak neler eklemek istersiniz ?

Bahadır Önsoy: Şuna dikkat çekmek istiyorum; yolda görüyoruz bazı motosikletli gençleri. Ne kaskları var ne koruyucu yelekleri. Bunlar aslında çok önemli. Korumalar çok önemli. Motosiklet sürücüleri trafikte de insanların saygısı gün geçtikçe artmasına rağmen yine de göz ardı ediliyor. Karşı tarafında sorumluluğunu siz üstlenmek zorunda kalıyorsunuz. Sürücülerin trafik bilinci olmalı.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.