Türkiye’nin Sınır Güvenliği « Hamle Gazetesi

Türkiye’nin Sınır Güvenliği

Bu haber 29 Kasım 2015 - 20:13 'de eklendi ve 1.163 kez görüntülendi.
Ünal Bozyerunalbozyer@hamlegazetesi.com.tr
Sosyolojik Bakış

Orta Doğu’ya güya demokrasi getirmek için başlatılan ABD önderliğindeki Batılılaşma hareketi, mezhep ve etnik çatışmaları körükleyerek ilerliyor. Daha çok Ortadoğu’daki zengin kaynakları elde etmek isteyen emperyalist ülkeler, bölgede kan ve gözyaşını sürekli kılmaya kararlı görünüyorlar. Bölgede siyasi dengeler içinde adından söz ettiren elbette sadece batılı ülkeler değil. Rusya, İran hatta Çin bölgede silahlı güç gösterisine katılmakta geç kalmadılar.

Türkiye’nin sınır güvenliği, Arap Baharı öncesi ve sonrası yaşanmakta olan bu çatışma ortamı nedeniyle sürekli tehdit altında kalmaktadır. Sovyetler Birliği’nin ardından demokrasi ve serbest piyasa ekonomisine geçiş çabalarının egemen olduğu Rusya’da kendine özgü dinamiklerle bezenmiş yeni bir rejim ortaya çıktı. Rusya serbest piyasa ekonomisinin egemen olduğu ve demokratik kurumların egemenliğinin sağlandığı bir demokratik yönetime geçişi henüz sağlayamadı. Ancak Rusya, Putin yönetiminde dış politikada dünyanın çeşitli bölgelerindeki gelişmelere yönelik proaktif bir politika izlemeyi tercih etmektedir. Rusya ile bölgedeki politikası örtüşen İran ise bu güç dengesinin diğer önemli aktörü olarak özellikle Suriye’deki çatışmalarda askerleri ve subaylarıyla boy gösteriyor. Çin gelişen ekonomisiyle dikkat çekerken Ortadoğu dengelerini gözettiğini göndereceği uçak gemisiyle göstermek istiyor.

Suriye’deki iç savaşın neden olduğu yeni jeopolitik durum, bölgesel istikrarla Türkiye’nin iç güvenliği arasındaki ilişkiyi daha da artırdı. Suriye’deki iç savaştan kaynaklanan yasa dışı hareketlilikler sebebiyle ve terörist grupların Türkiye’ye muhtemel girişlerini engellemek amacıyla birçok yeni yöntemin devreye sokulması gerekiyor. Türkiye’nin güvenlik önlemlerinin etkin bir biçimde uygulanmasını kısıtlayan bir başka dinamik ise 911 kilometrelik Suriye sınırında pek çok ilin hududunun bulunması ve bu illerde idari açıdan farklı tutumların ortaya çıkmasıdır. Arap Baharı sonrasında Türkiye’nin kara sınırlarında en sık rastlanan güvenlik riski yasa dışı insan geçişleridir. Bu durum büyük ölçüde Suriye sınırından gerçekleşmektedir. Suriye sınırına yönelik güvenlik önlemleri artırılmasına rağmen hem tehditlerin çeşitlenmesi hem de coğrafi özellikler bu önlemlerin etkin bir şekilde hayata geçirilmesi konusunda kısıtlamalar oluşturmaktadır.

Bölgenin yeniden şekillenmesinde aktif rol almak isteyen İran ve Rusya’nın İŞİD’le savaşmak bahanesiyle Türkmenleri hedef alarak vurması, Türkiye’nin hem iç hem de dış siyasetini tehdit eden yeni bir gelişme olarak son günlerde öne çıktı. Hava sınırlarımızı da sürekli ihlal ederek Esed’e destek vermek için İŞİD yerine Türkmenler’i vurmaya giden Rus uçağını vuran Hava Kuvvetlerimiz bu gidişe bir anlamda dur dedi. Rusya ile ilişkilerimizi göz önünde bulundurduğumuzda yeni bir kriz maalesef ülkemizi bekliyor.

Yeni hükümet kuruldu, programı okundu ve güvenoyu alarak göreve başlayacak. Bir taraftan gecikmiş 2016 bütçesi gibi iç siyasi gelişmeler, sınır güvenliğimiz ve bölgedeki çıkarlarımız açısından dış politika yeni hükümetin ilk gündemleri. Bu siyasi gelişmelerle ilgili adımlar atılmaya çalışılırken, Cumartesi günü Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesi endişeleri de arttırmaktadır.

Sonuç olarak ülkemiz önemli bir eşikten geçmektedir. Kurulan hükümetin henüz balayı günleri dahi dolmadan böylesine sıcak gündemlerle karşı karşıya kalması olayların ciddiyeti göstermektedir. Gün ülkemizin yanında olma günüdür, iç siyasi hesapların bir süreliğine ertelenmesi günüdür.

 

 

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.