Türkiye Su Sıkıntısı Çekecek Ülkeler Arasında

Bu haber 26 Mart 2016 - 0:33 'de eklendi ve 869 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Bir süre öncesinde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de özel bir günle ilgili değerlendirmeler yapıldı.

Hem de geniş çaplı.

Ne var ki endişe içerisinde.

Endişe derken abartı olduğu sanılmasın.

Zira bu konuda görüş belirten, konunun uzmanı bilim insanlarıydı.

Tabir yerindeyse suyun başındakiler.

Onlar bu şekilde açıklama yapınca ister istemez düşünüyor.

Hatta endişeye kapılıyorsunuz.

Gerçekten vurgulandığı gibi dünya bu tür bir açmazla yüz yüze gelir miydi?

Hiç şüphe yok ki, neden dem vurduğum merak ediliyordur.

Hele tüm dünyayı yakından ilgilendiriyorsa.

“Dünya Su Günü” asıl olan.

Böylesine özel bir günden dem vuruyorum.

Kaldı ki özelden öte istisna bir durum dense kesinlikte abartı olmaz.

Olamaz, söz konusu olan su.

Tüm canlılar için yaşam iksiri.

Buna karşın artan dünya nüfusuna endeksli, hayati öneme haiz en önemli varlık su olduğuna göre, içinde bulunduğumuz süreçte ve de gelecekte bu bağlamda sorun var mıydı?

Yani dünya, susuzluk gibi bir olayla yüz yüze gelecek miydi?

***

Sadede gelirsek.

Gerçekten dünyada, vurgulandığı gibi çokta uzak olmayan bir süreçte, tüm canlılar için hayati önem taşıyan su meselesinde bir açmaz söz konusu olabilir mi?

Dolayısıyla endişeye mahal var mıydı?

Yoksa olay abartılıyor muydu?

Ve daha nice cevap arayan sorular.

Kuşkusuz her birinin temelinde su vardı.

Yapılan açıklamaya göre dünya önümüzdeki süreçte susuzluk gibi bir olayla yüz yüze gelebilirdi!

Çok değil 25-30 senelik süreçte Türkiye, susuzluk gibi bir olayla karşılaşabilirdi!

Kaldı ki bu yaklaşım afaki değil, bir takım bilimsel verilere dayanıyordu.

***

Şimdi…

Nedenlerine geçmeden kabul edelim ki, tüm canlıları yakından ilgilendiren susuzluk meselesi sıradan bir olay değildir.

Dolayısıyla gözardı edilemez.

Zira ortaya konan veriler doğrultusunda, dünya nüfusu 2013 yılında 7 milyar 125 milyon iken, aradan geçen üç senelik süreçte, yani içinde bulunduğumuz 2016 yılı başlarında 7 milyar 391 milyona ulaşıyor.

Bunun rakamsal anlamı, 3 senelik süreçte 276 milyon civarında artış gösterdiğidir.

Yani ortalama bir rakamla dünyanın yıllık nüfus artısı, 90 milyon dolaylarındadır.

Elbette bu rakam küçümsenemez.

Özellikle bazı temel ürünlerin tüketim oranları düşünülürse.

Bunların başında tüm canlılar için hayati öneme haiz su geldiğine göre, yakın süreçte susuzluk gibi bir olayla yüz yüze gelinebileceği vurgusu, sıradan bir yaklaşım değildir.

Bu konuda araştırmalar yapan bilim adamları önemli bir noktaya dikkat çekiyor.

Mevcut nüfusun su ihtiyacını karşılamakta zorlanan dünya, yakın gelecekte nasıl üstesinden gelecek?

Bugünkü verilere göre her yıl ortalama 90 milyon civarında artış söz konusu ise ki yanlış değil.

Zira rakamlar teyit ediyor.

Dolayısıyla cevap arayan önemli bir ayrıntı, dünyayı bekleyen en önemli tehlikelerden biri susuzluktur.

Peki bu durumda susuzluğun önüne nasıl geçilecek?

Ne edilmeli de tüm canlı varlıklar böyle bir tehlike ile yüz yüze gelmesinler!

***

Şimdi…

Dünyada böylede, ülkemizde durum ne?

Türkiye olarak, bugün için olmasa da yakın süreçte susuzluk gibi bir açmazla yüz yüze gelir miyiz?

Ne yazık ki bu konuda yapılan açıklamalar hiçte iç açıcı değil.

Üstelik yakın gelecek adına.

Ve de bir takım tedbirler alınmaz ise!

Bu nedenle birleşilen ortak nokta, her kim olursa olsun su kullanımı bağlamında israftan kaçınmalıdır.

Ancak bu gibi tedbirler alındığı takdirde, azami ölçüde susuzluğun önü alınabilir.

Aksi halde önümüzdeki süreçte, önemli bir sorunla yüz yüze gelineceği kaçınılmazdır.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.