Türkiye Siyasetinde Masonların Rolü

Bu haber 10 Ocak 2019 - 1:24 'de eklendi ve 2.102 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Hüseyin Nizamoğlu

Türkiye’de Masonluğu ve Masonları ele veren şey, Batılılaşma Hareketi’dir. Türkiye’de Batılılaşma, Masonların müşterek sevdasıdır. Batılılaşma hareketi, İslâm’ı aşağılama girişimidir. Rabbimiz uyarıyor: “Kim, İslâm’dan başka bir din (hayat düzeni) ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din, böyle bir düzen) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır.” (Âl-i imran Sûresi/ 85)

Müslüman oldukları halde sosyal ve mali imkânlarını artırmak için Mason olmayı kabul edenler, İslâm dininin dışında kendilerine yeni bir din edinenlerdir. Bu yeni dinlerin ne Allah’ın katında ve ne de mü’minlerin katında hiçbir değeri yoktur.

Türkiye’de Cumhuriyeti tutturmak için Osmanlı’yı kötülemek, Masonların müşterek vasfı haline geldi. Müslümanlara ait olduğu söylenen bir ülkede, Müslümanlar dünya ve ahiret saadetlerini temin eden kendi dinlerini, dinlerinin hükümlerini askıya alıp kendi heva ve heveslerinden kanunlar icad ediyorlarsa ve Batı âleminin kokuşmuş kanunlarını ithal ediyorlarsa, o ülke bir körler ülkesine dönüşmüş demektir. İşte Masonlar, bu körler ülkesinin tek gözlü adamlarıdır. Körler ülkesinde tek gözlü adamların kraliyetleri pek kesintiye uğramaz. Bundan ötürü dür ki; Demokrasiyle idare edilen ülkelerde Mason milletvekillerinin adaylıkları her dönem de bütün partilerde garantili olur.

Masonluk; İsrail’in menfaatlerini koruma ve kollama oranlarında terörist Yahudiler tarafından kendilerine bağlı ve bağımlı kalan insanlara verilen bir ödüldür. Masonluk ödülüyle ödüllendirilmiş olanlar, cemiyetin ve devletin her kademesinde var olmaya çalışırlar.

Türkiye siyaseti Masonların kuşatması altındadır. Türkiye’de Cumhuriyetin ilk kuruluş yıllarını müstesna kılarsak tarihin hiçbir döneminde Masonlar bu kadar etkili ve yetkili olamadılar. 2015 yılı Milletvekili aday listelerinin kesinleşmesinden sonra başta iktidar partisi olmak üzere seçime giren her parti Masonluktan nasiplenmiş görünüyor. Adeta Türkiye’nin her iline bir veya iki Mason tekabül etmiş bulunmaktadır. Masonlar Türkiye siyasetini zorluyorlar. Türkiye’de Masonlar, “Maskeli Haydutlar Çetesini andırıyorlar. Katil İsrail’in âlî menfaatlerini Türkiye’nin, Türkiyelilerin âli menfaatlerinin önüne geçirmek, politikada yer alan Masonların müşterek kavgasıdır. Bakınız Türkiye Mason Birliği, 9 Kasım 1935 de bir bildiri yayınlayarak faaliyetlerine son verdiğini ve mal varlığını Halk evlerine bağışladığını duyurdu. O zamanın İçişleri Bakanı Şükrü Kaya da aynı gün hükümet adına yaptığı bir açıklamada şunları söyledi: ‘Türk Masonları, kendi ideallerinin hükümetin esas programına dahil olduğunu görerek, bir baskı olmadan, teşkilâtlarını kendileri fesh etmişlerdir.” (10 Kasım 1935 tarihli gazeteler.) Bazı kimseler, o tarihte Mason teşkilâtlarının kapatılmasını hükümetin baskısına dayandırıyor ve bunu tek parti zihniyetinin bir marifeti olarak yansıtıyor. Bir bakıma şunu demeye getiriyorlar: “Bakın ey millet! Halk Partisi’nin yönetim kadrosu Masonluğa karşıdır. İşte görüyorsunuz, bu teşkilâtı kapatma cihetine gitmiştir.” Oysa, gerçek bu tarz söylemlerin tam tersi, yönündedir. Zira devrin hükümeti bütünüyle Masonların emri ve etkisi altına girmiş, ideallerine hizmete amade olmuştur. Kaldı ki, Şükrü Kaya’nın da dâhil olduğu tek parti hükümetinin çoğu bakanı ve hat-ta milletvekilleri ya Masondular ya da Masonlarla içli-dışlı vaziyette idiler. Ve Osmanlı devletini ortadan kaldıranlarla beraber hareket ediyorlardı. Şunu bilelim ki; Osmanlı devletini ortadan kaldıranlar, Selanikli Yahudiler tarafından organize edilip teşkilatlandırdılar!

Türkiye’de Osmanlı’yı yıkıp yerine Cumhuriyeti ikame eden Mason irade, “Artık Türklerin İslâm âlemiyle ve Müslümanlarla ilgileri kalmadı, nasıl Arapların Peygamberi Muhammed, Hıristiyanların İsa’sı varsa, Türklerin de bir atası olması lazım” diyerek harekete geçtiler. Hakperest olan Türkiyeli Müslümanları Ataperest, Putperest, Ataist ve Ateist kılmak için çalıştılar. Masonlar bu çalışmalarını bugün de kesintisiz olarak devam ettirmektedirler. Dolayısıyla seçimlerde sandık başına giden her Müslüman kendisini Ataperest ve Putperest kılmak için politikaya atılmış Mason localarına kayıtlı bir Masonu kendine vekil edinme riskiyle karşı karşıyadır. Bu nedenle her Müslüman teyakkuz halini kuşanmalıdır. Vakit, imanî teyakkuz vaktidir. Mason ve gayr-i Mason Milletvekilleri arasında birçok fark vardır. Ancak insafta söylemek gerekirse sadece Allah’ın inzal ettiği hükümlerle hükmetmeme konusunda her hangi bir fark yoktur; hepsi bu hususta müşterektirler. Gayr-i Mason/Mason olmayan milletvekilleri Allah’ın inzal ettiği hükümleri Peygamberin varislerinden öğrenir ve sadece Allah’ın inzal ettiği hükümlerle hükmederlerse hem kendilerinin ve hem de ülkelerinin kurtuluşuna vesile olmuş olurlar.

Türkiye’de, Masonluğun varlık sebebi, İslâmî hayatı sınırlamak ve sıfırlamaktır. Masonların müşterek özlemleri, İslâm’la idare olunmayan İslâm’sız bir Türkiye’dir. Bundan ötürüdür ki Türkiye’de Maliye, Mülkiye, ilmiyye, Askeriye, Adliye, Hariciye hiç Masonlardan hali olmadı. Osmanlı devleti zamanında Masonluğun Sarıklı Şövalyeleri olmuşsa, Cumhuriyet devrinde de Masonluğun kravatlı kare kafalı şövalyeleri olmuştur. Genelde İslâm âlemini, özelde ise Türkiye’yi Masonluktan, Türkiye siyasetini de Masonlardan arındırmak, devri cahiliyle’de putpesertlerin işgali altındaki Kâbe’yi putlardan ve putperestlerden temizlemek kadar önemlidir!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.