Türkiye Siyasetinde Masonların Rolü

Bu haber 24 Ekim 2019 - 15:07 'de eklendi ve 769 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Hüseyin Nizamoğlu

 (araştırmacı mustafa çelik 10.01.1989)

Türkiye’de Masonluğu ve Masonları ele veren şey, Batılılaşma Hareketi’dir. Türkiye’de Batılılaşma, Masonların müşterek sevdasıdır. Batılılaşma hareketi, İslâm’ı aşağılama girişimidir. Rabbimiz uyarıyor: “Kim, İslâm’dan başka bir din (hayat düzeni) ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din, böyle bir düzen) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır.” (Al-i İmran Süresi/ 85)

Müslüman oldukları halde sosyal ve mali imkânlarını artırmak için Mason olmayı kabul edenler, İslâm dininin dışında kendilerine yeni bir din edinenlerdir. Bu yeni dinlerin ne Allah’ın katında ve ne de müminlerin katında hiçbir değeri yoktur.

Türkiye’de Cumhuriyeti tutturmak için Osmanlı’yı kötülemek, Masonların müşterek vasfı haline geldi. Müslümanlara ait olduğu söylenen bir ülkede, Müslümanlar dünya ve ahiret saadetlerini temin eden kendi dinlerini, dinlerinin hükümlerini askıya alıp kendi heva ve heveslerinden kanunlar icat ediyorlarsa ve Batı âleminin kokuşmuş kanunlarını ithal ediyorlarsa, o ülke bir körler ülkesine dönüşmüş demektir. İşte Masonlar, bu körler ülkesinin tek gözlü adamlarıdır. Körler ülkesinde tek gözlü adamların kraliyetleri pek kesintiye uğramaz. Bundan ötürü dür ki; Demokrasiyle idare edilen ülkelerde Mason milletvekillerinin adaylıkları her dönem de bütün partilerde garantili olur.

Masonluk; İsrail’in menfaatlerini koruma ve kollama oranlarında terörist Yahudiler tarafından kendilerine bağlı ve bağımlı kalan insanlara verilen bir ödüldür. Masonluk ödülüyle ödüllendirilmiş olanlar, cemiyetin ve devletin her kademesinde var olmaya çalışırlar.

Türkiye siyaseti Masonların kuşatması altındadır. Türkiye’de Cumhuriyetin ilk kuruluş yıllarını müstesna kılarsak tarihin hiçbir döneminde Masonlar bu kadar etkili ve yetkili olamadılar. 2015 yılı Milletvekili aday listelerinin kesinleşmesinden sonra başta iktidar partisi olmak üzere seçime giren her parti Masonluktan nasiplenmiş görünüyor. Adeta Türkiye’nin her iline bir veya iki Mason tekabül etmiş bulunmaktadır. Masonlar Türkiye siyasetini zorluyorlar. Türkiye’de Masonlar, “Maskeli Haydutlar Çetesini andırıyorlar. Katil İsrail’in ali menfaatlerini Türkiye’nin, Türkiyelilerin âli menfaatlerinin önüne geçirmek, politikada yer alan Masonların müşterek kavgasıdır. Bakınız Türkiye Mason Birliği, 9 Kasım 1935 de bir bildiri yayınlayarak faaliyetlerine son verdiğini ve mal varlığını Halk evlerine bağışladığını duyurdu. O zamanın İçişleri Bakanı Şükrü Kaya da aynı gün hükümet adına yaptığı bir açıklamada şunları söyledi: ‘Türk Masonları, kendi ideallerinin hükümetin esas programına dâhil olduğunu görerek, bir baskı olmadan, teşkilâtlarını kendileri fes etmişlerdir.” (10 Kasım 1935 tarihli gazeteler.) Bazı kimseler, o tarihte Mason teşkilâtlarının kapatılmasını hükümetin baskısına dayandırıyor ve bunu tek parti zihniyetinin bir marifeti olarak yansıtıyor. Bir bakıma şunu demeye getiriyorlar: “Bakın ey millet! Halk Partisi’nin yönetim kadrosu Masonluğa karşıdır. İşte görüyorsunuz, bu teşkilâtı kapatma cihetine gitmiştir.” Oysa gerçek bu tarz söylemlerin tam tersi, yönündedir.

Türkiye’de, Masonluğun varlık sebebi, İslâmî hayatı sınırlamak ve sıfırlamaktır. Masonların müşterek özlemleri, İslâm’la idare olunmayan İslamsız bir Türkiye’dir. Bundan ötürüdür ki Türkiye’de Maliye, Mülkiye, ilmiye, Askeriye, Adliye, Hariciye hiç Masonlardan hali olmadı. Osmanlı devleti zamanında Masonluğun Sarıklı Şövalyeleri olmuşsa, Cumhuriyet devrinde de Masonluğun kravatlı kare kafalı şövalyeleri olmuştur. Genelde İslâm âlemini, özelde ise Türkiye’yi Masonluktan, Türkiye siyasetini de Masonlardan arındırmak, devri cahiliyle ’de putperestlerin işgali altındaki Kâbe’yi putlardan ve putperestlerden temizlemek kadar önemlidir!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.