Türkiye İçin Yeni Bir Dönem

Bu haber 12 Ağustos 2014 - 23:35 'de eklendi ve 736 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Geçtiğimiz Pazar günü gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı seçimiyle Türkiye’nin yeni bir döneme girdiğini yadsımak olası değil.

Zira, tarihinde ilk defa halkın seçtiği bir cumhurbaşkanına sahip oldu.
Bu durum, sıradan bir gelişmenin çok ötesindedir.
Değil mi ki yıllar boyu cumhurbaşkanlığı seçiminin nasıl yapılacağı Anayasada karşılığını bulduğu halde itibar edilmedi.
Kimi zaman parlamento, çoğu kez ihtilalleri gerçekleştiren ordunun tepesindeki genel kurmay başkanı cumhurbaşkanı olmuştu.
Bu düpedüz demokrasiyle yönetilen bir ülkede, asla olmaması gereken bir durumdu.
Demokrasinin rafa kaldırılmasıydı.
Hal böyle olunca Türkiye, dünya konjonktüründe farklı şekilde yorumlanan ülke olmaktan kurtulamadı.
***
Şimdi ise Türkiye yeni bir adım attı.
Bizatihi halkın seçtiği Recep Tayyip Erdoğan, ülkenin 12.Cumhurbaşkanı oldu.
Dolayısıyla Türkiye için yeni bir dönem başlamıştır.
Tabi burada asıl olan Recep Tayyip Erdoğan’ın nasıl bir Cumhurbaşkanı profili çizeceğidir.
Çoğu kez dillendirdiği yarı başkanlık sistemiyle başlayıp, akabinde tam başkanlık sistemi ülkede egemen olacak mıdır?
Yoksa, şu aşamada şartlar henüz olgunlaşmadı diyerek, zamana mı bırakılacaktır?
Bunu elbette zaman gösterecek.
***
Türkiye’nin 12.Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın ülkenin geleceği noktasında izleyeceği politikalara gelince.
Daha doğrusu, seçimi kazandıktan sonra neler söylediği?
Çiçeği burnunda cumhurbaşkanının ilk sözü;
Milletimiz iradesini ortaya koymuştur.
Halkımızın şahsıma yüklediği sorumluluğun bilincinde olarak;
Bu can bu tende olduğu sürece hizmette var olacağım.
Daha çok demokrasi için çalışacağım.
Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Erdoğan’ın bu sözlerine bakınca tek söyleyebileceğimiz, bir devlet adamı ancak bu şekilde konuşabilirdi.
Tamam da, önce yerel seçimler, akabinde cumhurbaşkanlığı seçim dönemindeki sözlerine bakıyorum.
Bunlar taban tabana zıt söylemler.
Siyasetin doğasında saklı vurgulamalar olarak nitelendirilse de gönül isterdi ki, herkesin tasvip ettiği sözler, her platformda dile getirilsin.
Ama değil.
Ne yazık ki ülkemizde yapılan siyaset, zaman ve zemine göre şekilleniyor.
***
Kesin olmayan sonuçlara karşın Erdoğan’ın ipi göğüsleyeceği aşağı yukarı belli olmuştu.
Her ne kadar sayımlar devam etmekte ise de sonucun pek değişmeyeceği gözleniyordu.
Bunun üzerine Erdoğan’ın İstanbul Kısıklı’daki evinin önü çoktan panayır yerine dönmüştü.
O asıl konuşmayı Ankara’da yapmayı uygun gördüğü için şahsına gösterilen teveccühten dolayı teşekkür etmekle yetindi.
Ve Ankara konuşması.
Herkes şunu bilmeli ki bu seçimin kaybedeni yoktur. Herkes kazanmıştır.
Bugün Recep Tayyip Erdoğan değil, milli irade, demokrasi, oy veren vermeyenler de kazanmıştır.
Kısaca bugün 77 milyon ve 81 vilayetimiz kazanmıştır.
Bu yaklaşımla sözlerine başlaması, geçmişin hilafına bu defa daha ılımlı konuşma yapacağının göstergesiydi.
Nitekim öylede oldu.
Yine de bu defa statüko kaybetti. Güç odakları kaybetti demekten geri kalmadı.
Bundan böyle yeni bir Türkiye’nin adımlarını atacağız. Aynı süreçte uzlaşmadan yana bir tavır sergileyeceğiz. Özellikle toplumsal uzlaşma kültürünü mutlaka tesis etmeye çalışacağız.
Gün, Türkiye’nin yeniden küllerinden doğuşunun günüdür.
Gelin ülkemizi birlikte inşa edelim.
Dedim ya Erdoğan’ın bundan sonrasında izleyeceği politika, dile getirdiği sözlerin ışığında uzlaşmaya yönelik olacağının işaretiydi.
İlişkin olarak;
Bugün tarihi bir gün.
Devletle milletin kucaklaştığı, ceberrut devlet anlayışının bittiği gün demesi bunun teyidiydi.
Anlaşıldığı kadarıyla, konuşmasında verdiği mesaj, hep birlikten yanaydı.
Geçmişte izlenen politika, ilişkin olarak liderlerin birbirlerine söylediği istenmeyen sözlerin geride kalması gerektiğinden olsa gerek, devamlı mesaj veriyordu.
Artık devletle millet aynı istikamete bakıyor.
Millet gücü eline geçirmiştir.
Bugün dünden, yarın bugünden daha iyi olacaktır.
Bugün 2023 ve 2053 daha yakındır.
Aynı hedefleri yakalamamız için yeni Türkiye ile örtüşen muhalefet olmalıdır.
Altını çizdiği her ayrıntı ayrı bir anlam ifade etse de yeni Türkiye ile örtüşen muhalefet olmalıdır yaklaşımı, ülkemizin geleceği açısından olmazsa olmaz koşuldur.
Yıllar boyu, demokrasinin işlerlik kazandığı ülkelerde iktidar-muhalefet ilişkisi olması gereken bir çizgide yürütüldüğü halde, bizde hiçbir zaman bu ortam tesis edilemedi.
Ülkenin yararına birçok girişimlerde dahi karşılıklı kavgalar egemen olduğu için gerekli adımlar atılamadı.
Bu yüzden olmalı ki Recep Tayyip Erdoğan, bundan böyle gereksiz tartışmaları bırakarak, uzlaşma sürecini başlatalım diyor.
Konuşmasının sonunda da son noktayı koyuyor.
77 Milyonun Cumhurbaşkanı olacağım.
Başlangıçta vurguladığım gibi Erdoğan’ın konuşması hep birlik ve beraberlikten yanaydı.
Verilen mesajlar, uzlaşma kültünün hakim olması yönündeydi.
Buna karşın, verilen sözler tutulur. Muhalefet de olması gerektiği şekilde yaklaşım gösterir mi?
Bunu da ancak zaman içerisinde görebileceğiz.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.