Türkçemiz ortak ses bayrağımızdır

Bu haber 26 Eylül 2013 - 23:33 'de eklendi ve 870 kez görüntülendi.

Muğla Barosu Başkanı Mustafa İlker Gürkan, anadil tartışmalarının yaşandığı dönemde yaptığı açıklamada Türkiye’nin tek ortak dilinin Türkçe olduğunu söyledi. Son dönemlerde ana dil konusunda yaşanılan tartışmaların Türkiye’ye zarar verdiğini kaydeden Gürkan, “Ay yıldızlı bayrağımız gibi Türkçemiz ortak ses bayrağımızdır. Herkesin farklı anadili olabilir. Ortak bir anlaşma dili olmadan milletleşme gerçekleşemez. Türkiye’de o dil Türkçedir.”

Kadir Tamer

Muğla Baro Başkanı Avukat Mustafa İlker Gürkan, Dil Bayramı’nın 81. yıldönümünde yaptığı açıklamasında ortak ana dilin önemine değindi.

İstanbul’da Dolmabahçe Sarayında toplanan Birinci Türk Dil Kurultayının 1932 yılında yapıldığına dikkati çeken Baro Başkanı Gürkan, 81 yıllık geçmişe rağmen, Türk dilinin yozlaştırma eğilimlerinin ve saygısızlığın bugün, her zamankinden daha ileri gittiğini görmekten büyük üzüntü duyduğunu kaydetti.

Türkçenin eğitim dili olması ile hiçbir çocuğun geri kalmayacağına vurgu yapan Gürkan, “Türkçe; anadillerimiz arasında gelişmişlik düzeyi, yetenekleri ve yaygınlığı ile hangi anadili konuşursa konuşsun her yurttaşı çağdaş uygarlık düzeyine taşıyacak biricik dildir. Türkçe bilmeyen çocuk, bir yılda öğrenir ve yaşıtlarına yetişir. Ama Türkçeden başka bir dille eğitim gördü mü, bu ülkede ilkokul 2. sınıftan bir adım ileri gidemez. Türkçeden başka hangi dilde; eğitimin temeli olan kavramsal bilgilenmenin oluşturulmuş olduğunu söyleyebiliriz? Anadilde örgün-temel eğitim” tartışmalarının olduğu, herkes için kutsal ve saygın olan anadil üzerinden etno-politik dayatmalar yapıldığı bu günlerde tutumuz açıktır. Tıpkı Ay yıldızlı bayrağımız gibi Türkçemiz ortak ses bayrağımızdır. Bütün yurttaşlarımızın ortak çıkarları ve aklın ortak yolu adına: Bir kez daha; ortak dilimiz Türkçeye saygı” dedi. Gürkan açıklamasında, dilin bir ulusu var eden en önemli unsurlardan biri olduğuna yer verdi. Üzerinde durulması gereken en önemli kavramın ‘ortak’ kavram olduğunu kaydeden Gürkan şunları söyledi:

“Anasından öğrendiği-Atasından gördüğü değil ortak olandır. Herkesin farklı anadili olabilir ama ortak bir anlaşma dili olmadan milletleşme gerçekleşemez. Türkiye’de o dil Türkçedir. Millet olmak başkadır, kabileler topluluğu olmak başkadır. Günlük ilişkilerde, ekonomide, bilimde, sanatta, ülke yönetiminde, kitle iletişim araçlarında ve mesleğimizi uygularken Türkçenin kullanımı yaşamsal önemdedir. Adalet ve hukuk içinde böyledir. Konfiçyus’un deyişiyle, ‘Dil kusurlu olursa, sözcükler düşünceyi iyi anlatamaz’. Düşünce iyi anlatılamazsa, yapılması gereken şeyler iyi yapılamaz. Ödevler gereği gibi yapılamazsa, töre ve kültür bozulur. Töre ve kültür bozulursa, adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa şaşkınlık içine düşen halk, ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez. İşte bunun içindir ki, hiçbir şey dil kadar önemli değildir.”

Açıklamasında renklerin bile günümüzde ad değiştirmeye başladığına dikkati çeken Gürkan, “Bin yıllık Çingene pembesi, Fuşya oluyor, Gökkuşağı Kahvesi, Rainbow Cafe oluyor. Yazıhanelerimiz önce büro sonra ofis oldular. Dükkanların, işyerlerinin adları, tabelaları yabancı dillerin sözcükleriyle dolu. Ancak Türkçe bütün bu olumsuzluklara ; “kor’a kor” bir direnişle karşı duruyor. Türkçe karşıtlığı, her dönemde işbirlikçiliğin ve gericiliğin turnusol kağıdı olmuştur. Küreselci aydınlardan, Tanzimat münevverlerine ve Etno-politik dayatmacılardan Arapçı entelektüellere dek uzanan çevrelerin dilimizi yozlaştırma çabaları karşısında Anadolu direnmekte ve üretmektedir” diye konuştu.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.