“TÜRKAN ANA”NIN ÖĞRENCİSİ OLMAK… « Hamle Gazetesi

“TÜRKAN ANA”NIN ÖĞRENCİSİ OLMAK…

Bu haber 19 Mayıs 2009 - 0:00 'de eklendi ve 962 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Türkan Saylan’ın ölüm haberini duyunca ilk aklıma gelen nedense “Şemsi Ana” oldu.
Şemsi Ana, Muğla’nın yaygın bilenen sayılı “Eren”lerindendir.
Aslında Muğla’nın iki bayan ereni vardır. Biri Muğlalıların Şemsi Ana’sı, öteki Marmarislilerin Sarı Ana’sı..
Geçmişte erenlerimiz, evliyalarımız varmış.
Şimdi neden yok?
 
xx           xx           xx
Yanıtını veremediğim soru da Türkan Saylan ile geldi…
Sarı Ana’yı çok bilmiyorum.
Şemsi Ana’yı Muğla’ya ilk içme suyunu bulup, getiren mübarek bir ansan olarak biliyorum. Mezarı tarihi Konakaltı Meydanı’nı yine tarihi Saburhane Meydanı’na bağlayan sokağın orta yerinde. Muğlalılar, dileklerinin yerine gelmesi, sıkıntılarının geçmesi için Allah’a yakarışlarında O’nun vesile olmasına sığınırlar. Türbesinin başında dualar okuyup, mum yakarlar.
 
xx           xx           xx
İslamiyet’te ruhbanlık makamı olmadığı gibi; erenlik, evliyalık unvanı veren bir makam da yok.
O zaman Şemsi Ana, Sarı Ana nasıl “eren” oldu? Şahidi nasıl “evliya” oldu?…
Sanırım, bu hak edilmiş unvanlar, o dönemin insanlarının gönüllerinden kopup gelen bir minnet, sevgi ürünü olsa gerek…
Onlar ki, kendilerini Allah’ın hizmetinde, insanlığa adamış mübarek varlıklar…
 
xx           xx           xx
Hıristiyanlıkta bizdeki gibi erenlik, evliyalık var mı bilmiyorum.
Belki de Rahibe Teresa onların erenlerinden, evliyalarından biri…
 
xx           xx           xx
Bu gün artık erenler, evliyalar çıkmıyor.
Kolay mı?..
O mertebeye ulaşmak için insanın “tekamül” etmesi; insana yaklaştıkça Allah’a; Allah’a yaklaştıkça insana yaklaşması gerekiyor.
Belki de aramızda böyleleri var da farkında değiliz!
Günümüzde yeni erenler, evliyalar çıkmıyor ama, namuslu, dürüst, kendisinden başka herkes için yaşayan biri için “eren gibi”, “evliya gibi” demez miyiz?
Türkan Saylan onlardan biri olabilir mi?
 
 
xx           xx           xx
Türkan Saylan neredeyse son 10 yıldır kanser ile mücadele ediyor. Neredeyse kimse bunu bilmiyordu. Taki adı “Ergenekon” olayına karışıncaya kadar. Biz O’nu hep “insanlık için” mücadele ederken gördük.
Belki de bu “mücadelesi” O’nu kansere rağmen uzun süre yaşattı…
Nitekim, “Ergenekon” olayına adı karışıp ta evi ve kuruluşlarını sağladığı dernek merkezleri aranırken, o tedavisini ihmal edip, “Şimdi ölmenin sırası değil, yapılacak çok iş var.” diyordu.
Bir kanser hastasının yapılacak işi ne olur?
Elbette ki, yakalandığı hastalığın pençesinden kurtulup, sağlığına kavuşmak olur.
Ama O’nun “yapılacak çok iş var” dediği, kendi sağlığından çok toplumun, insanlığın sağlığa kavuşmasından başka bir şey de değildi…
 
xx           xx           xx
Nitekim, ailesi ve dernek yöneticileriyle son kez geçtiğimiz Cuma günü bir araya geldiğinde, onlardan “vasiyet” niteliğinde bir dizi istekte bulunmuş. Kız öğrenci sayısının 36 binden 100 bine çıkarılmasını, Türkiye’deki her köye bir okul yapılmasını ve her kasabada kız öğrenci yurdu yapılmasını istemiş…
 
xx           xx           xx
Türkan Saylan ile tanışmışlığımız yok. Ama bir olayın ortak paydası olmuştuk.
Bir gün Erman Şahin’in Yenimuğla Gazetesi’nde çalışırken, Yatağan’dan Dr. Bedriye Gürkan (şimdi Bodrum’da) bana bir faks çekti. Faks metninin altında Türkan Saylan imzası vardı. Dr. Gürkan, ardından telefonla arayıp, “Özcan hocamın bu açıklamasını haberleştirirsen sevinirim.” demişti. Belli ki bu açıklama Ankara’dan bütün Türkiye’ye gönderilmişti ve muhtemelen Ankara’da da basına açıklanmıştı. Biz de bir yerel gazeteyiz… Türkan hocayı Muğla’da kim tanır deyip, aldım açıklamayı Dr. Gürkan’ın ağzından haberleştirdim. Yanlışlıkla Cumhuriyet’e de göndermişim.
Haber Cumhuriyet’te çıktı. Dr. Gürkan telaş içinde. Bana, “Özcan ben şimdi hocaya ne diyeceğim” diye tepki gösteriyor, ama…
O gün Türkan Saylan, Dr. Gürkan’ı aramış. Dr. Gürkan tedirgin, olup biteni anlatıp, özür dilemeye çalışıyor. Türkan hoca, telefonun ucunda Dr. Gürkan’a teşekkür ediyor. “Çünkü” diliyor, “Bedriye benim bu açıklamam basında yeralmadı, ama senin ki Cumhuriyet’te çıktı. Bundan sonra sen benim açıklamaları o arkadaşa ver, böyle iyi oluyor.”
 
xx           xx           xx
Türkan Saylan bu… Unvan, paye, kendi çıkarı peşinde değil, insanlığın kurtuluşunun peşinde.
Dr. Bedriye Gürkan da öyle… Uzunu zamandır gözleri görmüyor. Ama geçen aylarda, görmeyen gözleri ile Bodrum’dan Çanakkale’ye iki otobüs dolusu bayanı alıp götürebildi. E.. ne de olsa Türkan hocanın öğrencisi…
Geçmişte erenlere, evliyalara o sıfatları halk verdiğine göre ve ben de bu günkü halkın bir bireyi olduğuma göre, kendimi Türkan Saylan için “Türkan ana” demekten alamıyorum…
Şimdi aramızdan ayrıldı, ama keşke bundan sonra hepimiz öğrencileri olabilsek…
Toprağı bol, cennet mekanı olsun…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.