Türk Kadını 1934’de, İsviçre’de ise 1971’de

Bu haber 14 Nisan 2017 - 1:19 'de eklendi ve 606 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

ATATÜRK;

‘Yönümü daima güneşe bakarak belirler ve ilerlerim..

Güneşin aydınlığı izin verdikçe ilerler,

Tekrar aydınlık yol için durur, sonra yeni yepyeni yollar açarak devam ederim.

Tekrar güneşe bakar…

Toplum aydınlığını seyreder,

Kadınların eğitim görmesinden.

Kadınların çalışmasından.

Kadınların seçme ve seçilme hakkından.

Mutlu olurum’ demiş olabilir.

Atatürk deha yani.

Büyük Önder sosyal ve siyasal olarak yaptığı her eylemde, derin bir zeka, güçlü bir önsezi kullanmıştır.

Gerçekten de kadın ve erkek iki ordu. Bu iki orduyu sevgi birleştirse de, eşdeğer haklara sahip olmalıdır ki aynı düzlemde yaşam sürsünler.

Atatürk, bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun, bir organı faaliyette bulunurken, diğer bir organı işlemezse o sosyal toplum felçlidir demiş ve yarattığı yeniliklerde sosyolojik olarak da gerçekliğe oturtulmuştur.

Kadın toplum hayatının her yönünde yer almalıdır ana temasından yola çıkarak biz kadınlara en büyük hediyeleri Atatürk bahşetmiştir.

Münir Hayri Egeli, “Atatürk’ten Bilinmeyen Hatıralar” adlı eserinde Atatürk’ün aklında bulunan kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesinin ilk izlerini söyle anlatıyor.

“Atatürk Ankara Kız Lisesini ziyarete gidiyordu. Sınıflara girilip çıkılacaktı. Kapılardan birinin önünde durdu. İçeride ne ders olduğunu sordu. Müdür, Yurt Bilgisi dersi olduğunu söyledi. Atatürk, ‘Girebilir miyiz?’ diye sordu. Müdürün verdiği olumlu cevap üzerine usulca kapıya vurdu; sınıfa girdi, biraz ders dinledi. Sonra öğretmene: ‘İzin verir misiniz, ben bir soru sorayım?’ dedi. Atatürk’ün sorduğu soru üzerine, sırayla bir çok zeki kız soruya cevap aradılar. Atatürk kimisini beğeniyor, kimisini onaylamıyordu. Fakat kimsenin de hatırını kırmamaya gayret ettiği belli oluyordu. Büyük Atatürk’ü tanıyanlar, gene büyük bir devrimin öncesinde olduğumuzu hissetmekte gecikmiyorlardı. Nihayet verilen çeşitli cevapları Atatürk kendisi toparladı ve bir cümle içinde ifade etti: ‘ Vatandaşın en büyük hakkı seçim ve en büyük vazifesi de askerliktir.’ Bu sözler tebeşirle tahtaya yazıldı. Ondan sonra Atatürk şu soruyu sordu: ‘Milletvekili olmak ister misiniz?’ Bu beklenilmeyen sorunun altından bir heyecan havası doğdu. Herkes hararetli hararetli konuşmaya başladı. Genç kızlar büyük Atatürk’ü adeta biran önce bu kararı vermeye sürüklemek istiyorlardı. O da gördüğü ilgiden memnun kalıyordu. Nihayet Atatürk: Dünyada kadınlar seçmek ve seçilmek hakkını kazanmak için çok mücadele etmişlerdir. Biz size hiç mücadele etmeden bu hakkı veremezdik. Fakat bütün Türk tarihi boyunca analarınız bu mücadeleyi yapmışlardır. Siz de onların hakkı olan seçmek ve seçilmek hakkına ereceksiniz. Fakat biraz önce söylediklerimi hatırlamanız gerekir. Milletvekili seçer ve milletvekili olursunuz, fakat aynı zamanda asker de olacaksınız..

Sınıfı dolduran genç kızlar hep bir ağızdan ‘oluruz’ diye bağrışırlar.

Herkes yeni bir tarihi günün yaşandığını anlamıştır.

Kısa zaman içinde kadınlara seçme ve seçilme hakkını düzenleyen kanun kabul edilir. Kız okullarına da askerlik dersi konulmuştur.

Benim yalnız ve güzel ülkemde Türk Kadını 1934’de seçme ve seçilme hakkına sahip olmuş iken, Fransa’da ve İtalya’da 1946 yılında, İsviçre’de ise 1971 yılında kadınlar seçme ve seçilme hakkına sahip olmuştur.

Nereden nereye.

Atatürk’ün kızları sıfatıyla O’na minnet duymaktayız.

Bu güzel ülke Büyük Önderin kurduğu ülküde ilelebet yaşayacaktır.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.