Türk Eğitim Sen De Karşı

Bu haber 26 Ocak 2018 - 2:22 'de eklendi ve 1.588 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Muğla Milli Eğitimde Skandal” konusunda konuşması gerekenler susmaya devam ederken, skandalı ortaya koyan Eğitim-Sen’in ardından Türk Eğitim Sen Muğla Şubesi de konuştu.

Aynı zamanda Türkiye KAMUSEN Muğla İl Temsilcisi olan Türk Eğitim Sen Muğla Şube Başkanı Mürsel Özata, bu olayın sadece Muğla’ya özel ve yeni başlayan bir süreç olmadığının altını çizerek “15 Temmuz 2016 gibi FETÖ darbe girişimine maruz kalmış ve hala bunun sendromlarını atlatamamış bir toplum olarak toplumun bu konudaki hassasiyetleri kesinlikle yok sayılmamalıdır.” dedi.

Eğitim Sen’in ne dediğini biliyoruz…

Üç gün önce yapılan açıklamadan Türk Eğitim Sen’in ne düşündüğünü de öğrendik.

Eğitim Bir Sen’in de bir açıklaması olacaktır, olmalı diye umuyoruz.

 

xx            xx            xx

Bu konuda geçtiğimiz günlerde kaleme aldığımız yazıda, Muğla Milletvekilleri Nurettin Demir ve Akın Üstündağ’ın Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz tarafından yanıtlanmak üzere TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdiklerini söylemiştik.

Henüz bakanlığın bir açıklaması olmadı.

İki vekilin sorularını burada paylaştık. Bana göre gereksiz sorular olduğu gibi, akla getirilmemiş veya gelmemiş sorularda vardı. Örneğin, “Türkiye’de ve Muğla’da kaç Din Dersi ve Ahlak Dersi öğretmeni bulunduğu; Muğla’da bu branşlarda açık olup olmadığı” sorulmalıydı.

En “önemlisi bu branşlarda formasyon almış, eğitilmiş ‘Devlet Öğretmenleri’ yetiştirilmesinden vazgeçilip, geçilmeyeceği” sorusu yöneltilebilirdi.

Merak edenler var. Ben de merak ediyorum…

 

xx            xx            xx

Türk Eğitim Sen Muğla Şube Başkanı Özata gündemde yerini koruyan konu ile ilgili “Eğitim iş kolunda faaliyet gösteren bir sendika olarak sorumlu sendikacılık anlayışımız gereği konu hakkında görüşlerimizi ifade etmek ve kamuoyu ile paylaşmak istediklerini” belirtirken, öncelikle bu olayın sadece Muğla’ya özgü ve yeni başlamış bir süreç olmadığına dikkat çekerek şöyle demiş:

Şöyle ki; Milli Eğitim Bakanlığı ile Hizmet Vakfı arasında 15.07.2014 tarihinde üç yıl süreli Değerler Eğitimi Verilmesine İlişkin İşbirliği Protokolü imzalanmış, 15.07.2017 tarihinde de protokolün süresi üç yıllığına uzatılarak kapsamı genişletilmiştir.

Yani Eğitim Sen Sendikası ile bir kısım velinin tepki gösterdiği “öğretici” uygulaması 2 yıl daha sürecek…

Ama her ne kadar toplumun öteki kesimleri kayıtsız davranırken, tepkili veliler sömestr tatili bittikten sonra bakalım neler yaparlar?

 

xx            xx            xx

Söz konusu protokolün ilk onaylandığı dönemde Hizmet Vakfı’nın “gönüllü öğreticilerinin” okullarda ders saatleri dışında “Değerler Eğitimi” konulu seminerler vermesinin de öngörüldüğünü anımsatan Türk Eğitim Sen Muğla Şube Başkanı Özata şu ifadelerde bulunmuş:

Protokolün kapsamının 15.07.2017 tarihinde değiştirilmesinin ardından ise sadece ders saatleri dışında değil, ders saatleri içerisinde de seminerler verilmesine imkân sağlanmıştır. Yine aynı kapsamda Hizmet Vakfı’na il içi ve il dışı gezi, ziyaret, piknik programı, öğrenci velilerinin katılacağı eğitim ve seminerler ve mesleki tanıtım seminerleri yapma imkânı tanınmıştır.

Dolayısıyla bu vakfa bu salahiyet ve yetki bizzat Milli Eğitim Bakanlığınca resmi bir protokolle verilmiştir. İl/ İlçe Müdürleri ve okul müdürlerine de bu konuda gerekli işbirliği yapar ve destek verir yükümlülükleri yüklenmiştir.

Bu ifadeler sizin aklınıza bir şey getirdi mi?

Benim getirdi… Bir kere vakfın adı bana “Hizmet Hareketi”ni çağrıştırdı… Hizmet Hareketi’nin ne hareketi olduğunu biliyorsunuz… (!) Birde Piri Reis Kolleji’nde de eğitime ailelerinde dahil edildiğini anımsadım…

Gel de merak etme; “Hizmet Vakfı” neyin nesi?

 

xx            xx            xx

Emre Aköz ve Nevzat Atal’ın Sabah Gazetesi’nde 23/12/2004’de yer alan “Bir bakışta Nurcu kuruluşlar” başlıklı çalışmada Said Nursi‘yi ve risalelerini takip eden cemaatlerden söz edilirken, “Cemaat pek çok gruba bölünmüş durumda. Ancak Nurcular bunu ‘bölünme’ olarak değil, ‘hizmette işbölümü’ olarak tanımlıyor. ‘Hizmet’ten kasıt Bediüzzaman’ın risalelerini okumak, tartışmak, öğretmek, basmak, yaymak, sempozyumlar düzenlemek. Özetle ‘dini referanslı bir eğitim ve kültür’ çabası. Örgütlenmeleri ‘gevşek’ ama kişisel ilişkileri çok güçlü.” denilmiş.

Çalışmada Terörist Fethullah Gülen cemaati hariç, ‘klasik’ Nurcu grupların vakıf ve yayınevleri şöyle sıralanmış: YENİ ASYA: Kanaat önderi Mehmet Kutlular; NESİL: Yeni Asyacılar’dan kopup ‘Yeni Nesil’ gazetesiyle devam eden grup; SUNGUR AĞABEY GRUBU: Adından da anlaşılacağı gibi grubun kanaat önderi Said Nursi’nin talebelerinden Mustafa Sungur etrafında toplananlar; KIRKINCI HOCA GRUBU: Erzurumlu Mehmed Kırkıncı Hoca etrafından toplanan grup; YAZICILAR: Risale-i Nur’ların eski yazıyla ve elle yazarak çoğaltılmasını savunanlar; ABDULLAH YEĞİN GRUBU: ‘Hizmet Vakfı’ ve ‘Envar Neştiyat’ etrafında toplanan grubun üyeleri Mustafa Sungur grubuyla da yakınlar; SAİD ÖZDEMİR GRUBU: ‘İhlas Nur Neşriyat’ yapısında bir araya gelenler; HEKİMOĞLU İSMAİL: Aslında başlı başına bir grup olarak görülmüyor. Timaş Yayınevi’nin kurucusu ‘Minyeli Abdullah’ın yazarı Hekimoğlu İsmail’in etrafında toplanan bir grup; MEHMET KURDOĞLU: Nur cemaati içinde en içe kapanık grup.

Anlaşılacağı gibi “Hizmet Vakfı”, yani “Abdullah Yeğin Grubu” Bediüzzaman Said Nursi yolunda yürüyen “Nur cemaatlerinden” biri…

Aynı kaynaktan gelen FETÖ’cülerin de “Cemaat” ve “Hizmet” adlarını kullanmış olması ilginç…

 

xx            xx            xx

Konu hakkında yetkililerden aldıkları bilgilere göre, adı geçen vakfın protokol gereği ve gönüllülük esasına göre kesinlikle derslere sokulmadıklarının ve sadece tanıtım semineri verdiklerinin kendilerine beyan edildiğini belirten Türk Eğitim Sen Muğla Şube Başkanı Özata açıklamasını şöyle sürdürmüş:

Millî Eğitim Temel Kanununda da ifadesini bulan; yetişen neslin ‘millî, ahlakî, insanî, manevî ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan’ bireyler olarak yetişmesine vurgu yapılmaktadır. Değerler Eğitimi de bu çerçevede verilen eğitimlerdir. Toplum olarak hiçbir ferdimiz bu konuda böyle bir eğitime karşı olmadığımız kanaatindeyiz. Ancak mesele bu eğitimin kimler tarafından nasıl verilmesi gerektiği meselesidir. 15 Temmuz 2016 gibi FETÖ darbe girişimine maruz kalmış ve hala bunun sendromlarını atlatamamış bir toplum olarak toplumun bu konudaki hassasiyetleri kesinlikle yok sayılmamalıdır. Toplum hangi cemaat, vakıf nasıldır, bu eğitimi verecekler ne kadar yetkindir bilmez bilemez. Bu nedenle yaşanmış olumsuzluklar toplumu haklı olarak daha yüksek bir duyarlılık seviyesine getirmiştir.

 

xx            xx            xx

Türk Eğitim Sen Muğla Şube Başkanı Mürsel Özata konu hakkında görüşlerini ifade ederken de MEB yeni müfredatına da giren 10 kök değer olarak adalet, dostluk, dürüstlük, öz denetim, sabır, saygı, sevgi, sorumluluk, vatanseverlik ve yardımseverlik gibi değerlerin yeni nesle mutlaka kazandırılması gerektiğinin altını çizmiş.

Aynı görüşteyim…

Mürsel Özata ardından “Ama bu bizzat milli eğitimin görevli öğretmenleri tarafından yaptırılması gerekmektedir. MEB tüm itirazlara ve hassasiyete rağmen bu uygulamayı devam ettirecekse örgün eğitimin dışına çıkarmalı ve ders saatleri dışında gönüllülük esasına göre ve özellikle veli izin belgesine dayandırmalıdır.” diyerek açıklamalarına şöyle nokta koymuş:

Ülkemizin hem içeride hem dışarıda bölücü ve yıkıcı terör örgütleriyle mücadele ettiği böyle hassas bir dönemde ayrıştırıcı, milli birlik ve beraberliğimizi zedeleyecek söylem ve eylemlerden kaçınmalıdır. Türkiye’nin vatandaşına gülümseyen, elinden tutan, derdiyle dertlenen bir tebessüme ve tevâzuya,  bir birlik ve kardeşlik diline ihtiyacı vardır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin demokrasinin solunduğu bir ülke olmasını istiyoruz. Milletimizin hukuku, demokrasiyi, insan haklarını sonuna kadar hak ettiğine inanıyoruz. Bu ülkede etnik kökeni, siyasi anlayışı ne olursa olsun bütün insanların huzur içinde yaşamasını istiyoruz.

Altına imzamı atıyorum. Ya siz?

——————————————-

Günün Sözü: Düşen bir çığda, hiçbir kar tanesi kendisini olup bitenden sorumlu tutmaz.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.