TURİZMİN TAÇLANDIRILMASI

Bu haber 01 Nisan 2012 - 0:00 'de eklendi ve 642 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Son yıllarda ülke ekonomisinde lokomotif görev üstlenen sektörlerden birinin turizm olduğunda, her halde kimsenin şüphesi yoktur.
Olamaz.
Ekonomik bazda tüm veriler elimizin altında.
Eğer, ülke ekonomisine yıllık 20 milyar doların üzerinde katkı sağlıyorsa, başka söze hacet yoktur.
Üstelik bu resmi kayıtlara giren rakamlar.
***
Peki, ülkemizin sahip olduğu her türlü zenginliğe karşın elde edilen girdiler yeterli mi?
Yani, turizmden istenen ölçüde döviz elde edebiliyor muyuz?
Ne yazık ki bu soruyu cevaplarken, iyimser olamıyoruz.
Zira, turizm değerlerimizin karşılığı bu değil.
Turizmin ön plana çıkardığı, Akdeniz Kuşağı üzerinde bulunan ülkelerden İspanya, Fransa ve İtalya’nın yıllık turizm girdileri 50 milyar doların aşağısında değilse, turizmden tam olarak nemalandığımız söylenemez.
Kaldı ki, Orta ve Kuzey Avrupa ülkelerinden Almanya, İsveç, İsviçre’nin yıllık turizm girdileri de ülkemizin elde ettiği dövizin oldukça üzerinde.
Öyleyse karşımıza cevap arayan bazı sorular çıkıyor.
Türkiye olarak, ya yeterinde turizm faaliyetleri sergileyemiyoruz.
Ya da, mevcut kaynaklarımızı tam olarak turistlerin ilgi ve bilgisine sunamıyoruz.
Aksi olsaydı, Akdeniz Ülkeleri bir yana turizmi doğuran olgulardan daha bir yoksun Orta ve Kuzey Avrupa Ülkelerinin elde ettiği yıllık girdiler, ülkemizin üzerinde olmazdı.
Demek ki, bir yerlerde eksikliklerimiz vardı.
***
Hal böyle olunca şu sorulabilir.
Ülkemizin sahip olduğu her türlü değerler, söz konusu ülkelerden hiçte aşağı olmadığı halde, neden aynı miktarda döviz elde edemiyoruz?
Dolayısıyla ne yapalım ki, ülke ekonomisine ciddi katkılar sağlayan sektör gelirleri daha bir artsın.
Kabul edelim ki bu bilinmez değildir.
Turizmin daha reel rakamlar içermeye başladığı yıllarda bir takım eksikliklerimiz vardı.
Ne var ki son yıllarda devlet-özel sektör işbirliğiyle geliştirilen çabalar sonucu, tesisleşme itibariyle ilk sırlarda gösterilen ülke haline geldik.
Hatta dense ki, Türkiye’de konuşlanan turizm tesisleri, bu alanda iddialı ülkelerden daha modern.
Kesinlikle abartı değil.
Turizm personeli bazında da oldukça yol aldığımızı da yadsımak olası değil.
Öyleyse geriye kalan, nice değerlerimizin gün yüzüne çıkarılamaması yanında bazılarından istenilen düzeyde istifade edemememiz.
Bu konuda en somut açıklamalar yapan ve de adımlar atan, Marmaris’te konuşlanan bir takım kurum ve kuruluşlar.
Yani turizm dernekleri.
Diyorlar ki, sürdürülmekte olan turizm etkinliklerine “yat turizmini” eklemek durumundayız.
Onları bu tür bir düşünceye iten, yatçılık adına ideal, rüzgârlardan korunmuş kıyılar ve limanlara sahip olmalarıdır.
Marmaris olarak, günümüzde turizmin bir parçası durumundaki yatçılık adına, madem ki ideal merkezlerden biriyiz.
Öyleyse, bunu en iyi şekilde değerlendirmeliyiz diyorlar.
***
Marmaris’te turizmle iç içe sektör mensuplarının yat turizmini ön plana çıkaracak girişimleri, izlenebilecek en akılcı politikalardan biri.
Değil mi ki yat turizminden elde edilecek döviz miktarı, klasik turizm etkinliklerinden aşağı değil.
Onlar da turizmin olgusunun yat turizmiyle taçlandırılması gerektiğinden, bu alandaki çalışmalarımızı ön plana çıkarmalıyız diyor.
Neticede, Marmaris turizminin daha reel rakamlar içermesi adına sürdürülen girişimler sonucu bakıp göreceğiz ki kazanan, bu adımları atanlar olacaktır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.