Turizmin İvme Kazanması

Bu haber 15 Nisan 2016 - 23:02 'de eklendi ve 742 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Ne zamandan bu yana dillendirilen konulardan birinin turizm olduğuna şüphe yok.

Turizm derken, sezonun nasıl geçeceği!

Beklentiler karşılık bulacak mı?

Yoksa, klasik bir söylem haline gelen, başka bahara mı sarkacak!

Bekleyip göreceğiz! diyeceğim ama sezon geldi çattı.

Her ne kadar ülkemizde turizmin daha bir hareketlenmesi Mayıs sonu Haziran ayı başı olarak görülse de, Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli olur.

Şu sıra ne denli hayıflansak da, istenilen düzeyde gelişmeler olacağı gözlenmiyor.

Buna karşın bakarsınız tam tersi olur.

Yine önceki yıllarda olduğu gibi turizm sezonu çok hareketli geçer.

Dolayısıyla her kesim, beklentilerin karşılık bulması üzerine daha bir mutlu olur.

Dedim ya bekliyor ve de umuyoruz.

***

Peki nedendi?

Neden, sezonla ilgili endişeler var?

Kaldı ki az buz zaman değil.

Neresinden bakarsanız bakınız, geçtiğimiz yılla birlikte şu ana kadar geçen süreçte aynı tedirginlik var.

Sonra sanılmasın ki huzursuz olan sadece turizm sektörü.

Etkilediği saha bağlamında, tahminlerin üzerinde bir kesimi yakından ilgilendiriyor.

Üstelik endişeler birkaç nedene dayanmıyor.

Yıllardır ülkemize en fazla turist gönderen ülkeler arasında yer alan Rusya’da gözlenen ekonomik sıkıntılar.

Her ne kadar Rusya Devlet Başkanı Putin, uçak düşürme olayına kafayı taktığı için iki ülke arasında iplerin gerilmesine neden olsa da özde asıl sebep, vurguladığım gibi ekonomik.

Yani bu ülkedeki ekonomik göstergelerin beklentileri karşılayamaması.

İngiltere içinde durum farklı değil.

Geçtiğimiz yıllarda İngiltere vatandaşlarının en fazla tercih ettiği ülkelerin başında Türkiye vardı.

Ne var ki Rusya’da olduğu gibi bu ülkedeki ekonomik dengeler umulan rakamları içermediği için ülkemize gelecek İngilizlerin sayısında düşmeler olabileceği vurgulanıyor.

Yine de bakarsınız değişen bir şey olmaz.

İngiltere, önceki yıllarda olduğu gibi tercihini yine ülkemizden yana kullanır.

***

Aslında içinde bulunduğumuz turizm dönemiyle ilgili endişe duymamızı öngören nedenlerden biri de çeşitli Avrupa ülkelerinin vatandaşlarına Türkiye’ye gitmeyin! çağrısında bulunmaları.

Türkiye’de terör var.

Bu ülkeye gitmeyin!

Bu durumda aynı ülkeler için tek söyleyebileceğimiz;

“Dinimi küfreden bari Müslüman olsa!”

Sanki bu tür çağrıda bulunanların ülkeleri süt liman!

Hangisi olursa olsun Almanya, Fransa, İspanya, Baltık ülkeleri ve diğerlerinde benzer olayların olmadığı söylenebilir mi?

Ama niyet, “üzüm yemek değil bağcıyı dövmek” olunca, bu tür yakışıksız çağrıda bulunurlar.

***

İş bu noktada olunca, cevap arayan bir takım sorular var.

Gözlenen gelişmeler üzerine Türkiye olarak ne yaptık, ne yapılacak?

Özellikle ilgili bakanlık ve özel sektör, bu doğrultuda etkin politika yürüttü mü?

Kısaca bundan sonrası için ne düşünülüyor?

Aslında konuyla ilgili ilk yaklaşım Turizm Bakanı Mahir Ünal’dan geldi.

Avrupa’nın bazı ülkeleri bu tür bir çağrıda bulunduğuna göre yeni rotalar belirlemeliyiz.

Asya ve Uzak Doğu ülkeleri olmak üzere ülkemiz adına tanıtım politikası izlemeliyiz.

Özellikle Çin başta olmak üzere diğer Asya ülkeleri nezdinde yoğun faaliyetler içerisine girmeliyiz.

Hiç kuşku yok ki bakanın açıklamaları yerli yerinde.

Madem ki Avrupa’nın bazı ülkeleri bu tür tavır içerisine girdiler.

Türkiye olarak turizmin ivme kazanması bağlamında yeni arayışlara girmemiz, kaçınılmazdır.

Bir yerde olmazsa olmaz koşuldur.

Bunu yaptığımız takdirde, bir şekilde telafi edilir.

Değilse açmaza gireceğimiz gün gibi aşikâr.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.