Turizmde Yerli Yabancı Sendromu

Bu haber 18 Ağustos 2014 - 0:58 'de eklendi ve 757 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Yaklaşık çeyrek asırlık süre içerisinde ülkemiz turizminin ekonomiye can suyu kattığı yadsınamaz.

Hele son 5 yıla yakın süreçte turizm girdileri neredeyse bu alanda kendinden söz ettiren Fransa, İtalya ve İspanya il boy ölçüşebilecek duruma geldi dense, kesinlikle abartı olduğu değil.
Geçtiğimiz yılda, resmi makamların açıklamalarına göre 30 milyar dolar civarında girdinin sağlanması, gerçekten bu alanda belirli mesafe alındığının göstergesi.
Üstelik bu rakam, sadece kayıt içi ekonomiye ait.
Kayıt dışından sağlanan girdiler de düşünülürse, turizmin ülke ekonomisinde lokomotif görev üstlendiği açıkça görülür.
Bu durum, söz konusu ülkelerle Türkiye arasındaki farkın her geçen gün azaldığının göstergesi.
Hele, gerek devlet gerekse özel sektör olarak daha bir titizlik gösterilse, çok değil kısa bir süre sonrasında, turizmde en fazla girdi sağlayan ülkelerle daha da boy ölçüşeceğimiz bir gerçektir.
Yeter ki turizmin istediği tüm kriterler eksiksiz yerine getirilsin.
İşte o zaman, göğsümüzü gere gere turizmde bizde varız diyebiliriz.
***
Bu arada, gözlemlediğimiz bir ayrıntı var ki yadsımak olası değil.
Turizm adına gözlenen bu tabloya karşın, tümüyle gereğinin yerine getirildiğini söylemek kendimizi aldatmaktır.
Özellikle yerli turizm faaliyetleri söz konusu olunca!
Bu konuda kimler nasıl bir görüşün sahibi olsa, hatta aksini iddia etse de yerli-yabancı bağlamında bir açmaz içerisinde olduk.
Özellikle özel sektör tarafından, sadece dış menşeli vatandaşların oluşturduğu bir faaliyet alanı olarak görüldü.
Ülke turizminin ön plana çıktığı merkezlerde, tabir yerindeyse yerli turist ikinci plana itildi.
Bunun en bariz göstergesi fiyat çizelgesi oldu.
Yabancı turistlere her şey dahil uygulaması yapılırken, yerli turistlere bu tür bir yaklaşım içerisinde olunmadı.
Oysa asıl olan, turizmde yerli yabancı ayrımının gözetilmemesidir.
Elbette, ülkemiz dışından gelenlerden sağlanan döviz, ayrıcalık gösterir.
Ne var ki yerli turistin kazandırdığı ivme, görmemezlikten gelinmemeliydi.
Bu nedenle asıl olan ayrım yapmaksızın turizm yapabilmektir.
***
Şimdi, yıllardır süregelen yerli-yabancı ayrımının turizme çok da fayda getirmediği anlaşılmış olmalı ki, gerektiği şekilde hareket edileceği gözleniyor.
Daha açık bir ifadeyle, yıllardır yerli turiste sıcak bakmayan, yabancı turiste oranla fiyatı ikiye katlanan yerli turist, sonunda otelcileri dize getiriyor.
Özellikle geçtiğimiz Ramazan Bayramı tatilinde Marmaris, Bodrum ve Fethiye gibi ünlü turistik merkezlere akın eden yerli turist, hem otelcileri hem de esnafın yüzünü güldürünce.
Bdurumu göz önüne alan otelciler, önümüzdeki süreç için kolları sıvayarak, tanıtım kampanyaları başlatıyor.
Herhalde bunun anlamı, yerli turist gerçeğini gördüler ve akılları başına geldi.
***
Bu tabloyu gözleyenlerin başında, Güney Ege Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (GETOP) Başkanı Bülent Bülbüloğlu var.
Ramazan Bayramı tatilinde yaşanan doluluk oranının bölge ekonomisine büyük katkı sağladığının altını çizen Bülbüloğlu;
İç piyasada çok büyük bir yükseliş ve canlanma mevcut.
Artık yerli-yabancı ayrımı ortadan kalktı.
Bize gelen talepler doğrultusunda bölgemize yerli turist çekebilmek için değişik tanıtım ve kampanyalar düzenliyoruz.
Türkiye’nin en büyük turizm kanalı Vorld Travel Channel ile bir yıllık sözleşme yaptık.
Yerli turistleri bölgemize çekebilmek için tanıtım kampanyaları düzenliyoruz.
Bu durum üzerine tek bir şey söyleyebilir.
Nihayet ilgili ve yetkililerin aklı başına geldi.
Aksi olsaydı, turizmde değişmeyen realite yerli-yabancı ayrımına gidilmez.
Turizmde yerli-yabancı sendromu doğmazdı.
Dedim ya özellikle geçtiğimiz Ramazan Bayramında gözlenen doluluk oranı, turizmde bir gerçeği gözler önüne seriverdi.
Turizm, yerli-yabancı ayrımı gözetilmeksizin sürdürülmesi gereken faaliyetler manzumesidir.
İşte bu gerçekten yola çıkarak, geçmişte yerliye pahalı, turiste ucuz fiyat farkının ortadan kalktığını açıklayan GETOP Başkanı Bülent Bülbüloğlu;
Turizmde iç pazar son yıllarda büyük önem kazandı. Otelciler ile yerli müşteriler arasında yaşanan fiyat tartışmaları son buldu.
Bundan böyle yabancı turistin fiyatı ne ise yerli turistin fiyatı da aynı olacak.
Yerli turist sadece otelcileri değil aynı zamanda esnafı da kazandırıyor.
Yabancı turiste ne kadar önem veriyorsak yerli turisti de o kadar önemsiyoruz.
Artık yerli turist gerçeğini gözardı etmemiz mümkün değil.
***
Ümit edilir ki, turizmde yerli-yabancı ayrımı yapılmamalı gerçeği, sadece belirli bir zaman için değil her dem geçerli olur.
Kaldı ki turizmde değişmeyen bir başka realite, etkinliklerin yaygınlaştırılması ve süreklilik göstermesidir.
Ancak bu tür bir turizm politikası izlendiği zaman, hep örnek gösterilen İtalya, Fransa ve İspanya’nın sağladığı reel değerlere ulaşılır.
İlişkin olarak Bülbüloğlu diyor ki;
Turizm sezonunun sadece belirli ayları kapsaması yerine bütün yıla yayılması için çaba gösteriyoruz.
Bu nedenle özellikle Eylül-Aralık ayları arası ikinci, üçüncü yaş grubu veya emekli 50 yaş üstü turistleri bölgeye çekmek, amacımız olmalı.
Bugüne değin başarılı olamadık.
Bilhassa bölgeye direk uçuşların olmaması büyük eksiklik.
Yine de çeşitli tur operatörleriyle devamlı istişare halindeyiz.
Önümüzdeki yıl için aynı operatörleri Marmaris’e davet ettik.
Sonuçta turizm adına geç kalınmış girişimler olsa da zararın neresinden dönülse kardır diye bakıldığında, söz konusu girişimlerin tümüyle gerçekleştirilmesi halinde, gelecek için ümitli olunabilir.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.