TRT, YILLAR SONRA HAREKETE GEÇTİ (II)

Bu haber 30 Temmuz 2009 - 0:00 'de eklendi ve 702 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Aynı başlığı taşıyan yazımın ilk bölümünde, TRT adına Muğla’ya gelen program yapımcısı Abdurahman Keskin’in yerel basın mensuplarıyla birlikteliğinden dem vurdum.
Aslında beraberliğin özü, genel anlamda Muğla’nın sorunları ve yerel bazda yayın yapan kuruluşların konumunun masaya yatırılması idi.
Bu nedenle yola çıkan Keskin, Türkiye genelinde illeri dolaşırken, basın mensuplarının görüşlerini almak istemiş.
Programına aldığı iller adına basın mensuplarının görüşlerinden oluşan çekimler, bir aksilik olmaz ise yeni yayın döneminde vizyona girecek.
Yani Eylül veya Ekim ayında Muğla adına basın mensuplarının nasıl görüş belirttiği halkın bilgisine sunulacak.
Program yapımcısı Abdurahman Keskin’in gösterdiği bu duyarlılığı şahsen teşekkür etmekle birlikte eleştirmedim değil.
Eleştirim, yıllarca her alanda devlete sayısız katkılar sağlayan Muğla’nın, hala bir takım sorunlarla yüz yüze gelmesiydi.
Dolayısıyla ilk bölümde Muğla’nın konumu ve karşı karşıya kaldığı sorunları açıklamış, bu bölümde yerel bazda yayın yapan kuruluşların geldiği noktayı dikkat çekmek istedim.
Bu konuyu dile getirirken 1992 yılından bu yana TRT’nin yerel basın kuruluşlarına bakış açısının altını çizdim.
Her ne kadar TRT de RTÜK denetimi altında bulunsa dahi, kendileriyle birlikte aynı işlevi yürüten yerel basın organlarına yardımcı olabilirdi.
En azından karşı karşıya kalınan sorunların neler olduğu, çözümü noktasında kimlerin harekete geçmesi gerektiği dikkat çekilebilirdi.
İşte bu nedenle aradan geçen bunca yıl sonra ilk defa TRT bünyesinde bir kişinin meseleye el atması sevindiriciydi.
Ha…Bugünden tezi yok, yerel kuruluşlar olarak bizlerin sorunlarına yardımcı olurlar.
Dolayısıyla çözüme kavuşur, kavuşmaz bilemiyorum.
Ama Abdurahman Keskin’in şahsında duyarlılık gösterilmesi de bir olaydı.
***
>Nedir bugün karşılaştığınız sorunlar?>
Hangi birinden dem vurayım dedim.
Bizler 1992 yılından itibaren özel yayın kuruluşları olarak, bir yerde kaderimize terk edildik.
Türkiye adına yeni kuruluşlar olduğumuz dikkate alınarak maddi destek yanında, her türlü donanımın sağlanması noktasında yardımcı olmaları gerekirken, tabir yerindeyse ne haliniz varsa görün! gibi bir tavır içerisine girildi.
Aslında TRT’nin özel kuruluşlar adına bir zorunluluğu yok ama sonuçta yerel basın organları da Anayasa Teminatı altında halkın haber alma ve bilgi edinme hakkını teslim eden kuruluşlardı.
Bir taraftan, demokrasi gereği konuşan Türkiye isteniyor.
Buna karşın her hangi bir gelişme üzerine vatandaşın görüşlerinin yansıtılması, bir takım engellere takılıyordu.
En büyük engel de bu tür özel kuruluşların varlığını sürdürmede tek kaynak reklam gelirlerinin adil dağıtılmaması.
Ne gariptir ki bugün, reklam gelirlerinin %0 de 995’lik bir kesimini yaygın basın kuruluşları alırken, Anadolu’nun  sesini yansıtmaya çalışan yerel kuruluşlara düşen pay ancak %0 5 nispetindedir.
Varın siz bu tablo karşısında ayakta durmaya çalışın.
Halkın haber alma hakkını teslim etmek için gecenizi gündüzünüze katın.
İşte yerel basın kuruluşları bu tür şartlar içerisinde mücadele etmektedir diyerek, Abdurahman Keskin’e teşekkür etmekle birlikte konuşmalarımızın kesintiye uğramaksızın aktarılmasının teminini istedik.
Tabi yerel basın temsilcileri olarak bizlerin ortaya sürdüğü görüşler ne kadar yansıtılır bilmiyorum.
Yine de ilgili ve yetkililerin dikkatini çekmek noktasında bir yararı olabilir diye düşünüyorum.
Hele aynı şikayetler ülke genelinde konuşlanan tüm yerel kuruluşlar tarafından yansıtılırsa.
Sonuçta TRT adına yola çıkan Keskin’in izlediği yol, gerçekten sevindiriciydi.
Böylelikle Muğla gerçeğini bir kez daha gözler önüne serme imkanı bulduğumuz gibi, kamu adına görev üstlenen yerel basın kuruluşlarının ne ahvalde olduklarının altını çizmiştik.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.