TRT YILLAR SONRA HAREKETE GEÇTİ (I)

Bu haber 29 Temmuz 2009 - 0:00 'de eklendi ve 699 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Bir ülkenin demokratik bir yapıda olduğunu gösteren temel kriterler vardır.
Bunların başında, halkın haber alma ve bilgi edinme hakkının sağlanması gelir.
Siz ülke olarak bu ilkeyi Anayasa Teminatı altına almışsanız, ki öyle, işlerlik kazanması noktasında gereğini yerine getirmekle yükümlüsünüz demektir.
Aksi halde göstermelik olmaktan ileri gidemez.
İşte yıllar boyu bu alanda yükümlülük ve sorumluluk, devletin elinde bulunan TRT’ye ait idi.
Ne var ki, devletin resmi dili olarak nitelendirilen TRT, ancak imkanlar ölçüsünde halkın isteklerini karşılayabildi.
Oysa asıl olan, her kim olursa olsun düşüncelerini açıklaması, yanı sıra ülke genelindeki gelişmelerden haberdar olmasıdır.
Bunun da yerine getirilmesi, özel yayınlara  izin verilmesinden geçerdi.
Derken 1992 yılında TBMM’nin almış olduğu tavsiye kararı doğrultusunda, özel radyo ve TV kurulmasına izin verilir.
Verilir ya ortada bir resmiyet olmadığından radyolar bulabildiği frekanstan, TV’ ler de aynı şekilde boş bir kanaldan yayın yapmaya başladılar.
Bunun anlamı, hiçbir özel yayın organı adına tahsis edilen resmi kanal ve frekansın olmadığıdır.
İşin garibi, aradan 17 yıl gibi bir süre geçtiği halde, değişen bir şey yok.
***
Buraya kadar meselenin bir boyutu.
Bir diğer yönü var ki, daha karmaşık.
1992 yılından bu yana yerel bazda yayın yapan özel radyo ve TV’lerle ilgili, bir Allah’ın kulu çıkıp, siz ne yapıyorsunuz?
Sizler de kamu adına görev yapıyorsunuz?
Hem maddi anlamda hem de teknik donanım açısından bir sıkıntınız var mı? demedi.
Ama iş katılım ve çok cüzi reklam gelirlerinden pay almaya geldiğinde, bir gün sektirmediler!
Dolayısıyla aradan geçen bunca süre içerisinde yerel yayın organları, kendi yağıyla kavrulmaya çalışan kurumlar olmaktan öte geçemedi.
Bir yerde bunlar, kaderleriyle baş başa kalan kurumlar olmaktan öteye gidemedi.
Gelinen noktada, kimler ne söylese, nasıl bir yorumun sahibi olsa da yerel yayın kuruluşlarının hal-i pürmelali bu.
***
Derken geçtiğimiz hafta içerisinde bir çağrı aldım.
Vilayet Basın Bürosu Sorumlusu, aynı zamanda  Özel Kalem Müdürü Baki Gençel;
 TRT bünyesinde görevli bir ekip, yerel radyo ve TV’lerin sorunlarıyla ilgili görüşlerinizi almak istiyor deyince, ne yalan söyleyeyim.
Bundan bir şey çıkmaz! düşüncesiyle gittim.
Konakaltı Kültür Merkezinde gerçekleştirilen söyleşiye katılanlar, Muğla merkez ilçede konuşlanan basın organlarının sahipleri ve yayın yönetmenleri.
Program yapımcısı Abdurahman Keskin;
Sizlerden 2 konuda görüş almak istiyorum.
Muğla’nın temel sorunları ve yerel bazda yayın yapan kurumların durumu.
İlk söz bana verilmişti.
Önce Muğla’nın sorunlarının dile getirilmesi istendiğinde, hangi birinden dem vurayım dedim.
-Türkiye genelinde konuşlanan 81 il içerisinde konumu,
-Sahip olduğu yer altı ve yer üstü kaynakları,
-Sahil beldelerin ülke turizmine katkısı,
-Enerji üretimine önemli miktarda katkıda bulunan termik santrallerin hali,
-% 67’si ormanlarla kaplı bölgede, baş edilemeyen orman yangınları, bu ölçekte orman varlığına karşın ürünleri işleyen doğru dürüst entegre tesisin olmayışı,
-Turfanda sebzecilik ve seracılık yönüyle Türkiye’de bir numara olmasına karşın ne salça ve benzeri ne de meyve suyu fabrikasından yoksun olduğu.
Dolayısıyla çoğu kez ürünlerin ya tarlada ya da dallarında kaldığı!
-Kültür balıkçılığı itibariyle önemli bir girdinin sahibi olması gerekirken, aynı yöntemi bizden öğrenen Yunanistan’ın bizi geçtiği,
-1124 KM sahil şeridine sahip olduğumuz halde en az turizm girdileri kadar gelir sağlayacak deniz araçları sığınma limanlarının olmayışı,
-Dünyanın en uzun pist uzunluğuna sahip bulunan Sandras Dağı, kış sporları için ideal merkezlerden olmasına karşın, Fransız ve Avusturya yetkililerinin tesis yokluğu karşısında hayretler içerisinde kaldığı.
Daha neler neleri açıklamak istiyordum ama bana ayrılan süreyi oldukça geçmiştim.
Söz konusu Muğla olunca kendimi alamıyorum.
Buna neden Muğla’nın her alanda devlete katkısı rakamlarla sabit olduğu halde, ortaya çıkan bazı temel sorunların hala giderilememiş olmasıydı.
Zaten 2 sene öncesinde kaleme alıp halkın ilgi ve bilgisine sunduğum “BİR KENTİN İSYANI” kitabımı bunun için yazmıştım.
Ya yerel bazda yayın yapan kurumlar, ne haldeydi?
(Devamı Var)>

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.