TRANSFER ÇILGINLIĞI

Bu haber 19 Haziran 2009 - 0:00 'de eklendi ve 712 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Şu sıra ülke gündeminde yer eden hususlardan biri şüphesiz futbolda transferin başlamış olması.
Elbette her alanda meydana gelen gelişmeler gündemde yer etmiyor değil.
İç ve dış siyasetten ekonomiye, eğitimden işsizliğe kadar.
Daha nice meseleler var ki, her biri başlı başına üzerinde mutlak tartışılması gereken konular.
Zaten tartışılıyor da.
İlişkin olarak gündem konularının her gün çeşitli tv ekranlarına yansıması bu yüzden.
Ne var ki şu sıra ağırlıklı konu transfer.
Özellikle futbolda.
Aslında futbolcu transferi sadece ülkemize özgü değil.
Dünyanın her bir köşesinde, özellikle futbolun daha bir ön planda olduğu ülkelerde de gündem aynı.
Ancak…
Burada üzerinde durulması gereken temel kriter, kulüplerin mali yapısı.
Dahası, başka ülkeler futbol takımları ile kendi takımlarımızın, bu denli fahiş rakamlar içeren piyasayı kaldırıp kaldıramayacağı.
Acaba kulüplerimiz, tabiri caizse ayağını yorgana göre uzatıp, transfer politikası mı güdüyor?
Yoksa diğer ülkeler takımlarına özenip, onlardan geri kalmamak adına bir yol mu izliyor?
Bu konu basitçe geçiştirilecek bir mesele olmadığı, dolayısıyla takımlarımızın tamamına yakını yanlış transfer politikası izlediğinden, üzerinde uzun uzadıya tartışılması gerektiğine inanıyorum.
Buna karşın şu denebilir.
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de futbolun sanayileştiği bir süreçte, takımlarımızın Avrupa arenasında boy göstermesi için pahalı da olsa transfer yapmaları kaçınılmaz.
Madem ki iddialı olmak istiyoruz, istim üzerinde futbolcu alınması olmazsa olmaz koşuldur.
Meseleyi bu açıdan baktığımızda, haklılık payı olduğu söylenebilir.
Ne var ki, o ülkeler takımlarının mali yapısı ile bizimkilerin mukayesesinde, ortada yadsınmaz aleyhimize bir tablo olduğu görülür.
Siz kalkıp Real Madrit, Barcelona, Bayern Munich ve Chellse ile yarışa girmeye kalkarsanız, gün gelir kulübün kapısına kilit vurmak zorunda kalırsınız.
Bu noktada bir soru karşımıza çıkabilir.
Hem uluslararası düzeyde mücadele edilmek isteniyor, buna karşın söz konusu transfer adına, bir takım kısıtlamaların olması gerektiği belirtiliyor.
Bu şartlarda yarışmak mümkün mü?
Elbette mümkün değil.
Değil de, bir zamanlar sizin takımlarınıza eş değer bütçeye sahip olanların bugünkü noktaya nasıl geldiklerini irdelediğimizde, karşımıza bir başka tablo çıkar.
Bugün dünya genelinde isminden söz ettiren takımların ilk yaptığı, alt yapılarını güçlendirmek olmuştur.
Bilinçli bir politika izlemenin sonucunda, yavaş yavaş kurumsal kimliğe sahip olanlar, değişik yollardan gelir etme yoluna girmişlerdir.
Tüm bu gelişmeler sürecinde asla taviz vermedikleri bilinçli çalışma, disiplin.
En önemlisi futbolcunun meslek bilincine ermesi.
Aldığı ücretin karşılığını verebilme adına hareket etmesi.
Hal böyle iken bizim takımlarımızın yaptığına bakalım.
Evvelemirde alt yapılarını güçlendirmek varken, hazır yetişmiş futbolculara yönelmek, bir şekilde mümkündür.
Kulubün mali yapısı yeterli ise.
Yoksa her zaman bir Aziz Yıldırım, Yıldırım Demirören bulamazsınız.
Bu nedenle, ülkenin ekonomik koşulları ortada iken kulüplerin bütçesini zorlayan rakamlarla transfere yönelmeleri, sadece günü kurtarır.
Dolayısıyla gün gelir, geriye dönüşü olmayan yola girilmiş olur.
Onun için büyük takımlarımız başta olmak üzere her bir takımın yapması gereken, her ne şekilde olursa olsun alt yapısını güçlendirmektir.
Buda kendi futbolcularınız ötesinde tüm dünyayı dolaşıp, genç ve yetenekli futbolcuları keşfetmekle mümkün olur.
Nasıl ki Portekiz’in Porto takımı, aynı yoldan hareket edip, her yıl bir yıldız futbolcuyu piyasa sürerek, tahminlerin çok üzerinde gelir elde ediyor.
Bizim takımlarımızın da yapacağı aynısı olmalıdır.
Yoksa bu çarpık transfer politikası kulüplerimizi yer bitirir.
Dolayısıyla Avrupa arenasında boy göstermek adına girişilen mücadelede, Kapıkule Gümrük Kapısından çıkmakla girmek için, uzun zamana ihtiyaç kalmaz.
Zira girmekle çıkmanız bir olur.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.