Toplumsal cinsiyet ayrımcılığı ve yoksulluk..

Bu haber 31 Temmuz 2009 - 0:00 'de eklendi ve 1.742 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Ekonomik krizlerle dibe vuran yoksulluk halleri özellikle kent ve kırsalda; hem aile içinde hem de topluma yönelik şiddet manzaralarını görünür kılmıştır.
Gelir dağılımı gruplar arasında açıldıkça, yoksulluk ateşinin toplumsal patlamalara neden olacağı beklentisi artmakta ve en küçük kıvılcımda sosyal patlamalara neden olmaktadır.
Yoksulluk nedir dersek….
Yoksulluk, aç olmak demektir,
Yoksulluk nefsinin çektiği gıdaya erişememektir..
Yoksulluk sıkıntılar içinde geçen yaşam demektir….
Yani, insanların temel ihtiyaçlarını karşılayamama durumudur.
Yoksulluğu dar ve geniş anlamda olmak üzere iki türlü tanımlamak mümkündür.
Dar anlamda yoksulluk, açlıktan ölme ve barınacak yeri olmama durumu iken;
Geniş anlamda yoksulluk, gıda, giyim ve barınma gibi olanakları yaşamlarını devam ettirmeye yettiği halde toplumun genel düzeyinin gerisinde kalmayı ifade eder,
Yoksulluğu, mutlak ve göreli yoksulluk temel ekseninde tanımlayabiliriz….
Mutlak yoksulluk kavramı bir kişinin yada hanenin yaşamını sürdürmesi için gerekli olan asgari temel ihtiyaçların karşılanmasıdır.. Başka bir deyişle satın alma gücü paritesine göre belirlenmiş, kişi başına 1USD’lik günlük harcama seviyesidir….
Göreli yoksulluk: Bireylerin, toplumun ortalama refah düzeyinin belli bir oranının altında olması durumudur.
Buna göre toplumun genel düzeyine göre belli bir sınırın altında gelir ve harcamaya sahip olan birey veya hane halkı göreli anlamda yoksul olarak tanımlanır.
Yoksulluk denince özellikle kadın yoksulluğu insanı derinde etkiliyor…
Toplumsal cinsiyet, ya da kadın  erkek eşitsizliği konusu çok hassas bir konudur; çünkü bu eşitsizliğin varlığı sıklıkla görmezden gelinmekte ve yadsınmaktadır… Son yıllarda gelişmekte olan ülkelerin bir çoğunda toplumsal cinsiyet eşitliğine ulaşma yönünde önemli gelişmeler olduysa da bu eşitsizliklerin hala yoğun olduğu ve kadınları yoksulluğa karşı daha korunaksız yapan alanlar ise şunlardır:
* Toplumsal cinsiyet temelli eşitsizlikler, bunlar haklarda eşitsizlik; dünyanın bütün bölgelerinde sosyal, ekonomik, yasal ve siyasal haklar açısından toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri vardır…
* Kadınlar, aile yönetiminde, iş kurma vs eşitsizlik; Ayrımcılığı körükleyen geleneksel kültürel yapısı ve kadının erken yaşta evlenmesi, gebelikler…
* Kız çocuklarının daha değersiz görülmesi ve benzer nedenlerle, kız çocuklarının eğitime ulaşamaması…
* Düşük ücretler ve kötü koşullarda çalışma ve pazarlık gücünde yoksun bırakılması…
* Kayıt dışı sektörde çalıştırılması…
* İşe alınmada ve ücretlerde ayrımcılığa uğraması…
* Ücret karşılığı olmayan işlerde çalışmaBı…
* Ev içi emeğin kullanımında, toplumsal cinsiyet ilişkilerinden kaynaklanan eşitsizlikler; iş yerinde tacizler…
* Kadınların, çocukluk dönemi hastalıkları; kötü beslenme, anemi ve diğer hastalıkları; Temel sağlık Hizmetlerine erişimde eşitsizlikler….
* Kadınların kendi cinsel ve üremeye yönelik yaşamları hakkında sınırlı karar alma mekanizmalarına  katılması…
* Aile içi şiddet …
* Kadına yönelik seks ticareti ve istismarlar…
* Bazı ülkelerde hala kadınların seçme ve seçilme haklarının olmaması…
* Politik alanda fazlaca cinsiyet ayrımcılığının olması…
Toplumsal  cinsiyet ayrımcılığı, yoksullukla doğrudan ilişkilidir ve yoksulluğun artışına paralel  olarak da  artar… Kadınların ekonomik açıdan güçlendirilmesi, yoksulluğunun ortadan kaldırılması, kadınların kendilerine olan özgüven ve saygılarının artırılması ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi önceliklerimiz arasında olmalıdır. Toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri ile yoksulluk ilişkisini gözden kaçırmada uygulanabilir ve sürdürülür politikalar üretelim ve kadın erkek eşitsizliği varlığını çözelim…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.