Toplumların Ulus Olması

Bu haber 25 Kasım 2010 - 0:00 'de eklendi ve 822 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Dünya edebiyatının
gelmiş geçmiş en büyük isimlerinden birisidir : Leo Tolstoy… Tolstoy
sadece yazar olarak değil, düşünür olarak da insanları derinden etkilemiştir.
Belki de gelmiş ve geçmiş en büyük filozoftur dedirtir okuyucusuna…

 Yaşamı 
boyunca kalemi akmıştır satırlar üzerine. Ölümsüz eserleri tüm insanlığa
armağanıdır.. İnsanlık var oldukçada yaşayacaktır eserleri.. Edebidir ürettiği
her eseri..Her yapıtı ayrı bir değerdir..

 ‘ İnsan Ne İle Yaşar’ yapıtını  okudunuz mu ?…. Devleştirdiği öykülerle
insanı ve yaşamı sorgular..

İnsanın  içinde barınan nedir ?

İnsana verilmeyen
nedir?

İnsan ne ile
yaşarı sorup,irdeler…

Ve kitabında der
ki, ‘ Şimdi anlıyorum ki her ne kadar insanlara  hayatta kalmaları sebebi çabalarıymış  gibi gözükse de  hakikatte onları yaşatan sadece sevgidir..Kim
yüreğinde sevgi taşırsa, o sevgi Tanrıdandır ve Tanrı o kişinin yüreğindedir
çünkü varlığın sebebi sevgidir  ’diye
insanlığa, sevgi selinin  zerrelerine
eker……Böylesi insanlığın yüreğine ve duygularına hitap eden yapıttan etkilenmemek imkansız..Biz
insanoğlu merhametsizlik ve duygusuzluk trenine doğru hızla
ilerliyoruz..Kalıbımızı ve hamurumuz sürekli bozuluyor..Lakin özümüzün
çirkinleştiğinin farkında bile değiliz ki bazen bu çirkin ruhumuzla kıvanç
duyuyoruz.

Tolstoy kişisel
ütopyası zengin kalem..Maneviyatın, tüm kötülüklerle baş edebileceğini bilir ve
eserlerinde bunu okuruna anlatır…

Bu eserlerini
de,    içinize ve özünüze sindirerek
okursanız benliğinizi insanı diğer canlılardan ayıran, insanca duygularla
kuşatıp, tekrar inşa edebilirsiniz..

Bilirsiniz vicdan
insandaki gönül mahkemesidir.Sevgi de evrene yaydığınız en güzel
enerjidir..Yüreğinizde vicdan mahkemesi,sevgi seli,merhamet varsa; bence
korkmayınız..Yolunuz hep aydınlıktır..Karanlık ve karanlık eller sizi yok
edemez !!!

Yukarıda bu kadar
duyguyu ve düşünceyi  ifade ederken,
harflerin gücü ile  aktardım..

Yine Dünya
Klasiklerinden meşhur bir yazar, fırıncı çıraklığı yıllarında(Maksim Gorki)
,Tolstoy’un bir hikayesini okurken ,öylesine kendinden geçer ki,acaba kağıdın
içinde büyülü bir şey mi var diye havaya kaldırır ve bakar..Bir sihir, bir
tılsım beklerken beyaz sayfalar üzerinde sadece harfleri görür..Okuyucuyu
büyüleyen şey duygunun ve kurgunun aktarımıdır…Dilin canlandırılmış şeklidir
satırlar üzerindeki…

İnsanı cezbeden
bir şey okurken kağıt, kitap, harfler ortadan kalkar ve adeta satırlar içinde
yolculuk yaparız.. Gitmediğimiz köy, dolaşmadığımız ülke kalmaz…. Bazen
hüzünlere, bazen  ölümsüz aşklara, bazen
de sevdiklerimize çıkar yolumuz….. Aslında hep bir yolculuk vardır.. Hepimizin
de yapmak istediği yolculuklarımız yok mu ki ?…. Bunlar bazen hayallerimizdir..
Bazen tutkularımızdır.. Bazen sevgimizdir.. Bazen de özlemlerimizdir… Bence
hayalleriniz hiç sönmesin.. Hayaller 
içinizde hep yaşamalıdır  !!!

Derken, dili
kültürün temel unsuru sayar Ziya Gökalp ve Türk Dili ve Edebiyatına emek
vermiş Prof.Dr. Mehmet Kaplan’da duygu ve düşüncenin adeta kabıdır der dil için
ve  ekler, bir milletin bütün duygu ve
düşünce hazinesi, dil kabına veya kalıbına dökülür ve bu dil kabı ile yerden
yere, nesilden nesile aktarılır diye, yalın bir şekilde ifade eder…

Ve bilmeliyiz
ki, toplumları ulus haline getiren en önemli öğedir DİL…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.