Tıp ve “Ağaçların Günahı Yok”

Bu haber 25 Nisan 2014 - 0:00 'de eklendi ve 1.276 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Önce bir düzeltme. “Muğla’da Derneklerimiz ve Kadınlarımız” başlıklı yazımda geçen “MUTSO’nun yeni üyeleri arasında dikkat çekici olarak Mimar Buket Giresun ile Emin Karakuş’u görüyoruz.” ifademdeki MUTSO dalgınlıkla yazılmıştır. Doğrusu MUGİAD olacaktı. Düzeltir özür dilerim.

xx        xx        xx

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi bahçesinde poliklinik merkezi yapımı için kesimine karar verilen ağaçlardan kalanlar henüz kesilmedi. Bu gün yarın kesilebilir.

Oysa oldukları yerde korunabilirlerdi, gereken yapıldı, karşı çıkıldı, ama artık geçti…

Geçen hafta sonunda Muğla Kent Konseyi Başkanı Op. Dr. Naki Bulut’tan bir mesaj aldım. Ama mesajı fark ettiğimde bu hafta başında yayınlanan “Çevreciler Ders Verdi” başlıklı yazımı baskıya vermiştim.

xx        xx        xx

Tabip Odası eski başkanlarından da olan Op. Dr. Naki Bulut mesajına “Ağaçların günahı yok” başlığı atmış. Bence de yok…

Sayın Bulut mesajına “7 yıl önce Muğla da Tıp Fakültesi kurulduğunda tepkileri göze alma pahasına Tabip Odası bu kararı eleştirmişti. Altyapı çalışmalarının tamamlanmadan fakülte açılmasının sakıncalarını anlatmıştı. Türkiye’deki tabela tıp fakültelerine bir yenisi eklenmesin demişti. Bizi dinleyen ciddiye alan olmamıştı.” diye başlamış.

O zaman bu görüşe biz de katılmıştık. Ancak Tıp Fakültesi’nin kurulmasını ve altyapı çalışmaları tamamlanmadan açılmasını da desteklemiştik.

Çünkü biz, en azından ben Muğla hazır olmadığı ve alt yapı çalışmaları yapılmadığı halde “gece kondu” gibi bir üniversite açılmasına karşı çıkmıştık.

xx        xx        xx

Tıp eğitiminin ciddi bir iş olduğunu, uzun erimli planların yapılması gerektiğini biz de biliyor ve bunu savunuyoruz. Sayın Op. Dr. Bulut bu anlamda sözlerini şöyle sürdürmüş:

…  bir an önce projelendirmenin yapılmasını, fakülte hastanesinin inşaatına derhal başlamanın şart olduğunu söylemiştik. Bu uyarılar da dikkate alınmadı. Gerçek ihtiyaçların karşılanması yerine işin kolayına kaçılıp Tıp Fakültesi hocaları Devlet hastanesine tıkıştırıldı.

Zaten ikinci basamak sağlık kuruluşu olarak yetersiz olan Devlet Hastanesinin bir Cuma akşamı tabelası indirilerek anlı şanlı Eğitim Araştırma Hastanesi tabelası asıldı. Yatak kapasitesi, yoğun bakım yatak sayısı, ameliyathanesi, donanımı değiştirilmeden hocaların görevlendirilmeleri ile üçüncü basamak eğitim hastanesi olunuverdi. Zaman içinde asistan, öğretim üyesi, öğrenci alımları ile birlikte hastanedeki kalabalık Kemeraltı Çarşısını aratır oldu.

Bilimsel anlamda Sayın Bulut’a katılmamak mümkün değil. Ancak bir de hayatın ve Türkiye’nin gerçekleri var. Eğer Sayın Op. Dr. Bulut dikkate alınsaydı bu gün Muğla’nın Tıp Fakültesi yoktu!

Böyle olacağına olmayıversin” demekte mümkün, ama…

xx        xx        xx

80’li yılların sonlarında İşletmecilik Yüksek Okulu ile Eğitim Enstitüsü’ne sahip Muğla’nın hayali bir fakülteye sahip olmaktı. 90’lı yılların başlarında fakülte beklerken üniversite geldi. Körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz…

Elde eski GELİ (Güney Ege Linyitleri İşletmesi) binası ile o zaman Muğla İl Özel İdaresi’ne ait eski BESYO binasından başka elde hazır bina olmadığı gibi, Muğla’da ne yurt, ne pansiyon vardı… Eski GELİ binasında üniversitenin açılışını yapan zamanın Başbakanı Süleyman Demirel ise o zaman şöyle diyordu:
“Göç yolda düzelir.”

xx        xx        xx

Bu gün kapalı olan İlkadım Gazetesi’ndeki köşemden Muğla’da üniversiteye karşı çıkan tek gazeteci neredeyse bir bendim… Ama Süleyman Demirel haklı çıktı…

Üniversite açılalı bu gün 20 yıldan fazla oldu; göç yolda düzeldi… İlk yıllarda 2, 3 bin öğrenci sayısal olarak bizim için ürkütücüydü. Bu gün ise 30 bini geçtik!

Allah rahmet eylesin biraz da Sıtkı Koçman’ın sayesinde oldu.

İşte biz Muğlalılar Tıp Fakültesi’ne daha okulu ve hastanesi yokken “evet” derken biraz da göçün yolda düzeleceğine inanıyorduk…

Muğla basınında ben ve Hamle ailesinden başka bir aile, gazeteci Tıp Fakültesi fikrinin arkasında duran da olmadı.

xx        xx        xx

Sadece biz değil, bu gün CHP Muğla Milletvekili olan Prof. Dr. Nurettin Demir de sadece bizim gibi Tıp Fakültesi fikrinin değil, uygulamasının da ardında durdu. “Ortada okul yok, hastane yok. Ben Tıp Fakültesi Dekanı olamam” demedi. O zaman bir Fethiyeli olarak “Memleketime borcum var” deyip “Kurucu Dekanlığı” kabul etti.

Evet, Sayın Bulut’un dediği gibi aradan 7 yıl geçti…

Fakülte var, hastane yok! Muğlalının aldığı sağlık hizmeti ikinci basak mı, üçüncü basamak mı belli değil… Poliklinik koridorlarında oluşan kalabalık da gerçekten Naki beyin dediği gibi Kemeraltı Çarşısı’nı aratmıyor!

Ne yapalım?

Bu saatten sonra “Böyle Tıp, böyle hastane olmaz olsun. Vazgeçtik biz.” diyebilmemiz mümkün mü?

Bu gün Muğla’dan İzmir’deki Tıp Fakülteleri’ne gönderdiğimiz hasta sayısında azalma mı çoğalma mı var ben Tabip Odası eski Başkanı Op. Dr. Naki Bulut kadar bilemem. Mümkün değil.

Ama bir gazeteci olarak her sabah daha gün doğmadan İzmir’e kalkan otobüslerin yolcularında her geçen yıl azalma olduğunu biliyorum.

xx        xx        xx

Sayın Op. Dr. Bulut mesajında haklı yakınmalarını şöyle sürdürmüş:

Öngörü eksikliği, zamana dayalı bir projelendirmenin yapılamaması, günü kurtaran çözüm arayışları, sorunların habire ötelenmesi ile sıkıntılar sonunda başa çıkılamaz hale geldi. Kronikleşti. Oysa çözüm çok basitti. Tıp fakültesi açılma kararı ile birlikte hastane inşaatına başlanmalıydı. Bu yapılmadı 7 yıl süre boyunca boşa zaman geçirildi.

Kesinlikle katılıyorum…

Tıp Fakültesi açılma kararı ile birlikte hastane inşaatına başlansaydı, bu gün çam ve zeytin ağaçlarını poliklinik inşaatına kurban vermezdik!

Hakkını yemeyelim. Muğla’ya Tıp Fakültesi kazandırılmasında dönemin AK Parti Milletvekili Seyfi Terzibaşıoğlu’nun emeği büyüktür. Ne var ki kuruluş kararını çıkarttığı gibi morfoloji ve hastane temellerini attıramadı. Gariptir ardından gelen milletvekilleri de oralı olmadılar!

Bunda Kurucu Dekan Prof. Dr. Nurettin Demir’in akademik ve idari personel ile sağlık personelini solculardan oluşturacağı kaygıları etkili oldu mu bilmiyorum.

xx        xx        xx

O günlerde dönemin Rektörü Prof. Dr. Şener Oktik için de “Tıpçılar üniversiteyi ele geçirir. Onlardan rektör çıkar diye ayak sürüyor” denilmişti.

Tıpçılar henüz üniversiteyi ele geçirmediler, ama Sayın Oktik de rektör değil!

Siyasetçilerin “karın bozukluğuProf. Dr. Nurettin Demir’e CHP’denMuğla Milletvekilliği getirirken, yerine Isparta’dan Prof. Dr. İrfan Altuntaş getirildi. Dekan Altuntaş’ın sözleşmesi geçen ay bitti ve yenilenmedi. Kadrosunun olduğu Isparta’ya döndü.  Neden?

Bu sorunun yanıtı da yok. Aslında var da paylaşmanın zamanı değil!

Peki, “Ağaçların günahı yok” başlığı nereden çıktı? Naki beyin mesajından. Yarın paylaşırız…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.