Tıp Fakültesi’nde Neler Oluyor? « Hamle Gazetesi

Tıp Fakültesi’nde Neler Oluyor?

Bu haber 13 Ekim 2014 - 0:00 'de eklendi ve 3.801 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Balık beyinliyiz”… Kendi kendimize yaptığımız hakaretlerden sadece birisi. Hangi nedenle söylenmiş ve ne denilmek istenmiş olursa olsun hoşlanmıyorum. ‘Unutkanız’ demek zor mu?

Unutkanız.

Şu anda CHP’nin üç Muğla Milletvekilinden biri olan Prof. Dr. Nurettin Demir Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin Kurucu Dekanıdır. O günlerde “Nasıl bir Tıp Fakültesi?” sorusuna yanıt verirken Muğla’nın bölgesi ile birlikte taleplerine, özelliklerine (turizm bölgesi olmak gibi) göre ve “Onkoloji”, “Geriatri” köylerine sahip bir Tıp Fakültesi diyordu…

xx        xx        xx

Ortaya konulan hedef o zaman herkes ve her kesim tarafından alkışlanmıştı.

Hedefi ortaya koyan Prof. Dr. Nurettin Demir ‘solcu’ diye, CHP’den aday oldu diye o hedef unutulur, o hedeften vazgeçilir mi?

Nurettin Demir kurucu dekan olmasına kurucu dekandı, ama “vekâleten” dakandı. Bir yerlerde de suyu kaynatılıyordu! Milletvekili olmasa da üniversitede kalıcı görünmüyordu.

Ardından Süleyman Demirel Üniversitesi’nden Prof. Dr. İrfan Altıntaş getirildi. O da sözleşmeli vekaleten dekan oldu. Birileri O’nun suyunu da kaynatmış olmalı ki, bu sene Prof. Dr. Altıntaş ile sözleşme yenilenmedi.

Tıp Fakültesi ikinci kere dekansız kaldı.

xx        xx        xx

Muğla’nın Prof. Dr. İrfan Altıntaş’ın kadrosunun bulunduğu Isparta’ya gidişinden haberi olmadığı gibi, yeni dekanın gelişinden de haberi olmadı. Tıp Fakültesi Dekanlığı’na Ortopedi ve Travmatoloji Prof. Dr. Nevres Hürriyet Aydoğan getirildi.

Kadrolu değil, yine vekâleten dekanımız oldu!

Bu arada yerine kim görevlendirildi bilmiyoruz, Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Gürsoy Doğan da bu görevinden istifa etti. Kendisi son rektörlük seçiminde dört adaydan biriydi. Rektör Harmandar ile Prof. Dr. Okay Nazlı ve Prof. Dr. Bedrettin Mercimek’in ardından dördüncü olmuştu.

Ne yapalım gelenden, gidenden haberimiz yok. Haber veren de yok!

xx        xx        xx

Balık beyinli filan değiliz, ama gerçekten unutkanız. Prof. Dr. Nevres Hürriyet Aydoğan ismini anımsadınız mı? Sanmam. Kendisini üniversitede bile çok az anımsayan var!

Prof. Dr. Nevres Hürriyet Aydoğan Muğla doğumlu bir hemşerimiz. Ankara’dan Araştırma Hastanesi’nde başarı ile görev yaparken 2010’da yapılan rektörlük seçiminde Muğla’ya gelip aday olmuştu.

O seçimde yakında yapılan 6’ncı seçimdeki gibi aday az değildi. Dönemin Rektörü Prof. Dr. Şener Oktik aday olamıyordu ve 9 aday çıkmıştı. Üniversitenin 5’nci rektörlük seçiminde Prof. Dr. Mansur Harmandar 200 oyla rakiplerine büyük fark atarak birinci olmuştu.

O zaman Tıp’ın Dekanı olan Prof. Dr. Nurettin Demir 57, Prof. Dr. İbrahim Yokaş 27, Prof. Dr. Nevres Hürriyet Aydoğan 22, Prof. Dr. Namık Açıkgöz 9, Prof. Dr. İrfan Palalı 6, Prof. Dr. Lale Afrasyap 5, Prof. Dr. Nilgün Çelebi 5, Prof. Dr. Zekeriya Güney 2 oy almıştı.

xx        xx        xx

O 5’nci rektörlük seçiminin ardından Prof. Dr. Nevres Hürriyet Aydoğan Muğla’dan ayrılmıştı. Şimdi yeniden Muğla’da ve Tıp Fakültesi’nin dekanı… Demek ki Rektör Prof. Dr. Mansur Harmandar kindar bir kişiliğe sahip değil. Yoksa dün karşısında aday olmuş birini alıp gelip dekan yapar mıydı?

Ama hemşerimiz Prof. Dr. Nevres Hürriyet Aydoğan’ın vekaleten dekan olduğunu gözden uzak tutmayalım. Umarım O’nun için de birileri bir yerlerde su kaynatmazlar… Umarım üniversitemizin kadrolu dekanlarından biri olur…

xx        xx        xx

Tıp Fakültesi’nin bu gün “Geriatri” ve “Onkoloji” köyleri yok…

Umarız yeni Dekanımız Prof. Dr. Nevres Hürriyet Aydoğan’ın hedefleri arasında vardır.

Kaldı ki Tıp Fakültemiz morfoloji binasına ve kendi hastane binasına daha yeni kavuşuyor…

Farkındayım. Yazımın “Tıp Fakültesi’nde Neler Oluyor?” şeklindeki başlığındasınız. Buraya kadar paylaştıklarıma bakıp “Bu mu yani?” dediğinizi duyar gibi oluyorum.

Merak etmeyin. Tıp Fakültesi’nde kötü şeyler olmuyor. Siyasilerin sağlayabildiği veya sağlayamadığı kısıtlı imkanlar çerçevesinde güzel şeyler oluyor.

Ama bizim olup bitenden haberimiz olamayabiliyor. Haber veren de yok!

xx        xx        xx

Hafta sonunda Konakaltı Kültür Merkezi’nde “Meme Kanseri Bilinçlendirme Konferansı” vardı. Konferans Tıp Fakültesi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Okay Nazlı ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı Yar. Doç. Dr. Özgür Tanrıverdi tarafından verilmiş. Şaşırdım… Doğrusu Tıp Fakültemizde bir onkolog bulunduğunu, hastanemizde servisinin açıldığını bilmiyordum.

Gerçekten bilmiyordum. Ki gazetemiz yazarlarından Dr. Gülten Şimşek’in 26.09.2014 tarihli ve “Sayın Ünal Türkeş’in Feryadı” başlıklı yazısının başlığı dikkatimi çekmiş, yazıya göz attığımda Sayın Türkeş’in “DEVLET HASTANESİNE ONKOLOG GEREKLİ ONKOLOG…” şeklindeki ifadesini görmüştüm.

O gün yazının tamamını okuyamamıştım. Yar. Doç. Dr. Özgür Tanrıverdi konferansta Onkoloji Bölümünde tek başına görev yaptığına dikkat çekerek, bu durumun hem hastane çalışanları, hem hastalar hem de hasta yakınları açısından zor ve yorucu bir durum olduğunu söylediğini duyunca Dr. Şimşek’in yazısını yeniden okudum.

Şaşırdım ve üzüldüm…

xx        xx        xx

Ünal Türkeş’in sevgili eşi uzun zamandır terapi görüyor. Allah şifa versin… Ankara’da yapılan iki terapinin üçüncüsünü MSKÜ Tıp Fak. Araştırma Hastanesi’nde yaptırmak istemişler. Hastaneye gittiklerinde görevli hemşire o gün terapiye başlayamayacaklarını, Onkolog Özgür beyin il dışında olduğunu söylemiş.

Ünal bey de hemen o gün kaleme aldığı yazısında açmış ağzını, yummuş gözünü…

Ünal beyi anlamak mümkün… Canı yanan eşek atı geçer derler… İnsan başına gelir. Belki iki üç gün sonra yazsa öfkesi azalır, farklı bir yazı ortaya koyabilirdi. Ünal beyin yazısını alıp Gülten hanımın kullanmış olmasını da anlıyorum. Ünal beyin eşi ile yaşadığını O da annesi ile yaşıyor. Yaşayan bilir…

xx        xx        xx

Tıp Fakültesi’nin Kurucu Dekanı Prof. Dr. Nurettin DemirOnkoloji Köyü”nden söz ediyordu. Daha olması gerektiği gibi bir Onkoloji Servisimiz yok! Ancak bu ne Onkolog Yar. Doç. Dr. Özgür Tanrıverdi’nin ne önceki dekanın ne de yeni dekanımızın kabahati…  Bir tane onkoloğumuz olmuş, onu da gücendirip, küstürüp kaçırmayalım…

Tabi bu durum doktorlarımızı, hocalarımızın ve hatta rektörümüzün kabahati değil, ama hepimizin ve özellikle milletvekillerimizin sorunu. Ankara’da bakanlık düzeyinde girişimlerde bulunmaları için onların da başlarına bir hal gelmesi gerekmiyor…

Gelmesinde. Allan kimseye göstermesin. Allah Muğla’ya da Denizli’nin, Aydın’ın siyasilerinden versin…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Deniz İnci 13 Ekim 2014 / 07:51

Muğla’mızda bu gün Üniversite Araştırma Hastanesi adam gibi yoksa bunun sorumlusu Muğla’nın yerel yöneticilerindedir diye düşünüyoruz. Aydın’da CHP yerelde iktidar Sayın Özlem Çerçioğlu ile birlikte. Orada varda Muğla’da niye yok? Deniz’liyi örnek vermeyelim. Hadi orada yerel yönetimde AKP var. Eski Devlet Hastanesinin rantı Belediyenin gözünü kamaştırıyor. Esas kavga orada başlıyor. Lüks Konut hastalığına yakalananların öncelikle tedavi edilmeleri gerekir. Sanayinin oradaki Belediyenin kat karşılığı yaptırdığı Lüks siteden Belediye kaç adet konut almıştır ve bu konutlar ne yapılmıştır? Muğla’lı bunu merak ediyor. Belkide yanlış bilgilerimiz bulunmakta birileri bunu aydınlatmalıdır. Muğla’nın sanayisi yok dibinde lüks konutlar var. Bizde sizin dileğinizi tekrarlayalım. Allah Muğla’mıza en az komşu illerimizdeki siyasiler kadar versin. CHP de çok sayıda siziz yazılarınızdan öğrendiğimiz kadarıyla elliye yakınmış. Hiç biriside Muğla’nın kanayan yaralarına parmak basmıyor.