Tıp Fakültesi var mı, yok mu? (2)

Bu haber 22 Ağustos 2009 - 0:00 'de eklendi ve 1.192 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Evet, Muğla Tıp Fakültesi’nin durumu içler acısı.
Kağıt üzerinde bir Tıp Fakültesi var…
Bu sene fakülteye öğrenci alınacaktı, “Hastaneniz yok” diye YÖK izin vermedi.
Üniversiteye Devlet Hastanesi “geçici olarak” verilebilirdi. Sağlık Bakanlığı vermedi. Veya Üniversite talep etmedi!
Fakültenin Dekanı ve 9 öğretim üyesi iş başı yapmış, YÖK kadro vermiyor.
Bu durumda ne yapılır?
AKP Muğla Milletvekilleri ve Hükümet topa tutulur!
 
xx           xx           xx
Niyetimiz “üzüm yemek değil de bağcıyı dövmek ise” Hükümeti ve Muğla Milletvekillerini topa tutmak kolay.
Ama…
Muğlalı üzüm yemek istiyor.
 
xx           xx           xx
M. Ü. Tıp Fakültesi bu noktaya gelmişken, Muğla Belediyesi’nin geçen sene “inşaat ruhsatı vermem” dediği hastane bu defa 500 yataklı olarak yeniden gündeme geldi. Bu hastane de Karadağ’da Muğla merkez Akkaya (Dirgeme) Köyü yolu üzerinde yapılmak isteniyor.
Yeni girişimi kendisinden öğrendiğimiz Muğla Milletvekili Dr. Mehmet Nilhıdır, bu konuda basın olarak desteğimizi istedi. “Seve seve” dedik. Muğla’ya hizmet eden herkesi destekleriz. Bizim için “kimin yaptığı” değil, “neyin yapıldığı” önemli.
Sayın Nilhıdır’a “Yine belediye engeli ile karşılaşabilirsiniz. Üniversite de kampus içinde hastane yapmak istiyor. Bu hastane orada yapılsa olmaz mı?” dedim. “Herkes üniversiteye gitmek istemeyebilir. Hem bu bölgede hastane ile gelişir.” dedi.
Milletvekili Dr. Nilhıdır, yeni hastaneyi belirledikleri yerde savunurken de “Zaten bu hastanenin personeli Sağlık Bakanlığı ile YÖK tarafından atanacak. Kullanımı ihtisas hastanesi olarak üniversiteye verilecek.” Diyor.
Ancak bildiğimiz Rektör Prof. Dr. Oktik bu gelişmeye “sıcak” değil!
 
xx           xx           xx
Hafta içinde de AKP’nin öteki Muğla Milletvekili Prof. Dr. Yüksel Özden ile birlikte olduk. Akademisyen kökenli bir milletvekili olarak Tıp Fakültesi’nin bir an önce faaliyete geçmesini o da istiyor. Bir tıp doktoru olarak Milletvekili Nilhıdır da öyle.
Ama “O zaman mesele yok” diyemiyoruz. Tek bir “mesele” var, ama bu mesele, üniversitenin nerede hastane sahibi olacağından çok önemli;
Kadrolaşma…
 
xx           xx           xx
Anladığım kadarıyla Rektör Prof. Dr. Oktik, “kadrosunu” kendisi kurmak istiyor. YÖK’te “Senin kafana göre kadrolaşmana izin vermem” diyor. Nitekim, Tıp Fakültesi’nde rektörlükçe görevlendirmeleri yapılmış hocaların kadroları YÖK’ten çıkmıyor.
Bu noktada biz “YÖK, Muğla Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde kadrolaşmak istiyor” diye yazabiliriz. Bu “kadrolaşma” için “AKP kadrolaşması” vurgusu da yapılabilir.
Milletvekili Prof. Dr. Özden, “Böyle bir niyet yok. Tersine rektörün kendi kafasına göre kadrolaşması engellenmek isteniyor.” diyor.
 
xx           xx           xx
Görünen o ki, ortada bir “inatlaşma” var!
Zaten Muğla’nın başına ne geliyorsa, bu yüzden geliyor. Bunu dün, eski adliye sarayının kullanımında, içme suyunda yaşadık. Bu gün katlı otoparkta yaşıyoruz. Yarın doğal gazda yaşayacağız… Yönetenler tepişiyor, Muğla çiğneniyor!
 
xx           xx           xx
Bu işin ortası yok mu?
Elbette var… “Muğlalı olmak”… Bu konuda Tıp Fakültesi’nin Dekan olmayan Dekanı Prof. Dr. Nurettin Demir iyi bir örnek. Kendisi “akademik kariyerde” gelebileceği yere gelmiş. Ekonomik beklentisi de yok. Hem emekli hem de İzmir’de klinik sahibi. “Bu saatte Muğla’da ne işi var?” sorusunun yanıtı çok açık:
Muğlalılık! Memleketine hizmet aşkı…
Ama YÖK ya kendinden görmediği ya da Rektör Prof. Dr. Şener Oktik’in “adamı” gördüğü için atamasını yapmıyor. Bu atama yapılmalı. Bu konuda YÖK ikna edilecekse, görev AKP Milletvekillerine düşüyor.
500 yataklı yeni hastane de kampus içinde yapılabilir. Bunu de milletvekilleri sağlayabilir, ama bu konuda da Röktör Prof. Dr. Oktik’e de görev düşüyor. Hastane personelinin atamasının YÖK ve Sağlık Bakanlığı tarafından yapılmasına ve gerekirse hastanenin Sağlık Bakanlığı mülkiyetinde kalmasına “olur” demeli.
 
xx           xx           xx
Kurucu Rektör Prof. Dr. Ethem Ruhi Fığlalı üniversiteyi yapılandırırken, “Muğla’yı MHP’lileştiriyorlar” diye kıyametleri koparmıştık. Öyle oldu mu?… Kuruntularımızı, önyargılarımızı terk edelim artık… Bugün Fığlalı hoca ile dost bile olduk!…
Fakülte, ne “Benim” diyen Rektörün, ne de “Benim” diyen ötekilerin olsun.
“Bizim” olsun, hepimizin olsun…
Zor değil, karşılıklı birer adım yeter…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.