Teşekkür Etmek Çok Mu Zor?

Bu haber 27 Şubat 2019 - 1:21 'de eklendi ve 1.542 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

Teşekkür… Memnuniyetin, hoşnut olmanın, şükran duygusunun, gönül borcunun, sevginin, saygının bir ifadesi…

Sevgi ve saygı bağlarını güçlendiren alışkanlıkların en güzeli… Gönül almanın en güzel yolu…

Oysa teşekkür etmeyi bile beceremeyen bir toplum haline geldik. Teşekkür etmiyoruz, çünkü karşıdaki insanın görevini yaptığını, dolayısıyla da ona karşı herhangi bir borcumuz olmadığını düşünüyoruz.

Bunun bir adım ötesinde daha fecaat bir durum var: Artık başkalarının yaptığı şeyler bizi hoşnut etmiyor. Şişen/şişirilen egolarımız, bencilliklerimiz ve doymak bilmez arzularımız hoşnut olmamızı engelliyor. Ve memnuniyetsiz, minnetsiz, şükürsüz, teşekkürsüz bir toplum oluverdik.

Çok merak ediyorum; küçücük de olsa yapılan bir iyiliğe, hizmete, yardıma, nezakete teşekkür etmek çok mu zor?  “Teşekkür ederim, sağ olun, eline sağlık, ağzına sağlık, emeğine sağlık…” diyebilmek çok mu zor? İşin, organizasyonun, günün sonunda bizim için bir şey yapana teşekkür etmek çok mu zor?

Bir bedel karşılığında olsa dahi, bize hizmet eden veya bizim için bir şeyler yapan insana teşekkür etmek çok mu zor? Haa, “İşini yaptı, parasını aldı.” ya da “Görevini yaptı.” mı diyorsunuz? Beyler, hanımlar! Siz de bir bedel karşılığında bulunduğunuz yerde görev yapmıyor musunuz?

Merak ettiğim başka bir şey daha var: Etrafındakilerin her fırsatta kendisine saygı göstermesini, üstlerinin kendisini takdir etmesini bekleyen ve hoş tutulmaktan hoşlananların neden bu kadar zor takdir ettiği… Başarılı bir organizasyonun ardından kendisine teşekkür edilen yöneticinin, organizasyonda emeği geçen çalışanlarını toplayıp “Elinize sağlık arkadaşlar, teşekkür ederim.” diyebilmesi ona gücünden ve otoritesinden ne kaybettirir?

Ne yazık ki, teşekkür etme kültürü giderek zayıflıyor. Diğer taraftan memnuniyetimizi doğru cümlelerle ifade edemeyen bir toplum olduk. Güzel bir ikramın ardından “Çok güzel olmuş, eline sağlık.” demek yerine “Efso olmuş, bayıldım.” diyoruz. Her şeye bayılan bir nesil var artık: “Ayyy, bayıldım valla… İşte ben buna bayılıyorum.”

Teşekkür edelim…

Bize yardımcı olana, yol tarif edene, hizmet edene, dinleyene, ikramda bulunana, hediye verene, ziyaret edene, doğum günümüzü kutlayana, “Geçmiş olsun” dileğinde bulunana, kapıyı tutana, bizim için asansörü bekletene, trafikte veya yaya geçidinde yol verene, bizi aracına alana, yardımcı olan satış görevlisine şükran ve memnuniyetinizi ifade etmek için münasip kelimelerle teşekkür edelim.

Yaşımıza ve unvanımıza takılmadan; görevi gereği ya da hiçbir zorlama ve dış etki olmadan içinden gelerek bize yardımcı olan, beklenmedik bir anda bizim için olumlu bir davranışta bulunan, talebimize olumlu karşılık veren kişiye teşekkür edelim. Yaptığımız bir konuşma veya sunum sonunda bizi dinleyenlere, saygınızın bir ifadesi olarak teşekkür edelim.

Tabi ki teşekkür etmenin de bir usulü var. “Teşekkür ederim.” ya da “Sağ olasın.” deyip geçilmemeli. Teşekkür ifadeleri davranışlarımızla (göz teması, tokalaşma vs.), nezaketimizle (samimiyet, ismiyle hitap etme) ve üslubumuzla (net ifadeler) desteklenmeli.

Teşekkür etmek kadar, teşekkür edene karşılık vermek de önemli bir görgü konusu. Teşekküre karşılık vermenin iki adımı var: Birincisi onaylama adımı… Burada teşekkür edilmenin sevincini ifade eder bir gülümseme ve hafif bir baş hareketi ile muhatabın hareketi onaylanmalıdır. İkinci adımda “Rica ederim”, “Rica ederim, benim için bir onur.”, “Allah sizden de razı olsun.”, “Siz de sağ olun.”, “Önemli değil.”, “Ben de teşekkür ederim.” gibi ifadelerle teşekküre karşılık verilmelidir.

Bayılmayalım…

Sevgi duyalım, saygı duyalım, beğenelim, hoşlanalım, tadını çıkaralım, keyfini sürelim; ama bayılmayalım. Takdir edelim, teşekkür edelim, iltifat edelim; ama bayılmayalım.

Bizi bayıltan şey nasıl “harika” ya da “muhteşem” olabilir? Gerçek sevginin, beğenmenin, hoşlanmanın kişiyi esir alan değil, kişiyi özgürleştiren şeyler olduğunu unutmayalım. Bir şeyi çok sevmenin, başka şeylere kapıyı kapatmak olmadığını unutmayalım. Bir de “efsane” veya “muhteşem” olmanın bu kadar kolay olmadığını unutmayalım.

Yazımı okuduğunuz için çok teşekkür ederim.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Ahmet pervane 28 Şubat 2019 / 15:19

Biz teşekkür ederiz böyle güzel bir yazı için.
Teşekkür etmek gerçekten de çok zor kıskanç insanların dolu olduğu bu dünyada

Mehmet Keza KUNDAKÇI 04 Mart 2019 / 10:59

İdris bey merhaba,

1979 larda İstanbul’da üniversitede okuyorum 2 sınıfım sanırım,
fotoğraf merakım var,Karaköy’de gayri muslim bir yaşlı amcadan film aldım yazar kasa fişi verdi ve üzrinde “Teşekkür Ederiz” yazıyordu,hayatımın şoku idi benim için,
bugün yazar kasa kullanan bakkaldan da bir lirarık bir sakız alsanız fiş veriyor ve üzerinde TEŞEKKÜR EDERİZ yazıyor,
ancak İLERİ DEMOKRASİYE GEÇEN ÜLKEMİZİN,EN KAHRAMAN DEMOKRAT PARTİSİ’ne BİLE ADAY OLURKEN BİR KAMYON PARA YATIRIYORSUNUZ,
BİR SÜRÜ ÇİRKİN OYUNLARDAN SONRA,
O ÇAĞDAŞ GÖRÜNÜMLÜ UYANIK SİYASİLERDEN VE PARTİLERDEN BİRİ DE ÇIKIP DA;
YA ARKADAŞ,
BİZE GELDİN BAŞVURDUN SALAK GİBİ,BİR DE,DÜNYA KADAR PARA ALDIK SENDEN BAŞVURU İÇİN,TEŞEKKÜR EDERİZ DİYECEK KADAR SİYASİ ERDEME SAHİP OLANI BEN GÖRMEDİM,
YAŞIM 59,
GÖREN VARSA,HAKLARINI HELAL ETSİN ÖYLE BİR D
DÜZGÜN PARTİ VARSA,
Ülke yönetmeye talip bunlar teşekkür etmiyorsa,
yani İmam geğirise,
millet geğirme konseri yapar,

ille de edeb,
illede edeb,
ille de ETİK,
ille de EĞİTİM,
güzel günlere doğru yolumuzda,
düşe kalka azimle yürümeye devam,
selamlar,