Terörle Mücadele

Bu haber 20 Mart 2016 - 23:18 'de eklendi ve 839 kez görüntülendi.
Ünal Bozyerunalbozyer@hamlegazetesi.com.tr
Sosyolojik Bakış

Türkiye terörün uzun yıllardır hedefinde. Terörle mücadele kavramı da yine terörün başladığı yıllardan beri kullanılıyor. Pek çok insanımızı bu süreçte kaybettik. Aydınlarımızı, gazetecilerimizi, öğretmenlerimizi, güvenlik kuvvetlerimizi, kadınlarımızı, çocuklarımızı, yaşlılarımızı, kısacası masum insanlarımızı kaybettik. Son altı ayda başkentimiz Ankara’nın en merkezi yerlerinde terör saldırısı gerçekleşti. Cumartesi günü ise İstanbul’un en nazik yeri Taksim’de canlı bomba patlatıldı.

Vikipedi’ye göre terör ya da terörizm, siyasal, dinsel ve/veya ekonomik hedeflere ulaşmak amacıyla sivillere; resmî, yerel ve genel yönetimlere yönelik baskı, yıldırma ve her türlü şiddet içeren yolun kullanımıdır. Terör uygulayan organize gruplara terör örgütü; terör uygulayan şahıslara ise terörist denir. Terörizmin medya olmadan yaşayamayacağı yaygın bir kanaattir. Terörizm modern dönemin bir olgusu olması da daha çok bu durum ile ilişkilendirilir. Terör örgütleri medya sayesinde dehşet yayarlar ve propaganda yaparlar. Terörizm konusunda akademik ilgi oldukça sınırlıdır. Konunun popüler oluşuna rağmen bu konu ile ilgilenmenin maliyeti oldukça yüksek olmuştur. Terör örgütleri akademisyenleri tehdit ederken, bu konu ile ilgilenen kişiler toplumun ve yasaların yoğun baskısını da üzerlerinde hissetmişlerdir.

Vikipedi, terörün Fransız ihtilaliyle birlikte anılır olduğunu modernleşmeye paralel olarak gelişim gösterdiğini vurguluyor. Diğer taraftan terörün siyasi hedefler belirlemesi terörün kimi çevrelerce meşruluk kazanmasını sağlıyor. Bu çevreler siyasi hedeflere göre değişim gösterebiliyor. Ortadoğu uzun yıllardır terörün hedefinde. Yeni kurtarılmış alanlar, yeni terör örgütleri sürekli ortaya çıkıyor, yeni hedeflere yöneliyor. Uluslararası güçler ise terör örgütleriyle gizli ya da açık ittifaklar kurarak asıl siyasi hedeflere yöneliyor. Türkiye’nin terör örgütü ilan ettiği örgütler müttefiklerimiz tarafından kimi zaman kabul görmüyor. Kabul görse bile bu örgütlerin legal yapılanmalarına izin verilebiliyor. Aranan suçlular korunuyor, ülkemize iade edilmiyor.

Terör toplumları parçalıyor, insanları yerinden yurdundan ediyor, korku ve dehşeti büyüterek genişletiyor. Acılar, kayıplar, terk edilmişlik, yalnızlık ve yoksulluk artıyor. II. Dünya Savaşı sonrasında tüm silahsızlanma ve barış çağrılarına rağmen savunma sanayi adı altında silah üretiminin devam ettiği gözlenmektedir. Son Dünya savaşından sonra açıktan savaş gerçekten yaşanmıyor ama terör vasıtasıyla ülkeler savaşıyor, üretilen silahlar da terör örgütlerine ya da terörle mücadele eden ülkelere satılarak savaş ekonomisi sürdürülüyor.

Terör siyasi alanları daraltıyor, siyaset güvenlik temeline oturuyor ve siyaseti kendi merkezine çekiyor. İktidarı, muhalefeti artık bu alan üzerinden kendi stratejisini oluşturmaya başlıyor. İktidarlar doğal olarak birlik beraberlik çağrıları yaparken, muhalefetler ise olup bitenlerden iktidarı sorumlu tutarak yıpratmaya, güvensizliğe itmeye çalışıyor. Terör dışındaki toplumsal sorunlar, ideolojik tartışmalar öteleniyor, bir nevi siyasal akıl tutulmasına giriliyor. Siyasetin sorunları çözme, yeni heyecanlar yaratma, yeni alan açma şansı kalmıyor ve bu alanda toplumsal tepkinin yükselmesi isteniyor.

Terör ekonomiye de darbe vuruyor. Ülkemizin ve ilimizin en önemli gelir kaynaklarından biri olan turizme zarar veriyor. Yeni yatırım alanlarının açılmasını engelliyor, mevcut yatırımcıların ülkeyi terk etmeleri sağlanıyor. Diğer taraftan ülkelerin önemli bütçe kalemleri bu alana ayrılıyor, eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik gibi alanlarda toplumsal kalkınma yolu tıkanıyor.

Sonuç olarak terör toplumsal alanları daraltarak, reform, kalkınma ve özgürleşme gibi hedefleri köreltiyor. Geride acı, gözyaşı, düşmanlık, kin ve nefret bırakıyor. Toplumları cepheleştirip, bölüyor. O halde terörle mücadele için ortak tavır belirlenmeli, ortak akılda buluşulmalıdır. Terör sadece askeri ve güvenlik siyasetleriyle çözülmez. Teröre karşı hukuki, rasyonel ve kollektif çözüm yolları aranmalı, toplumsal irade sergilenmelidir.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.