Teröre Boyun Eğmeyeceğiz, Teröre Alışmayacağız…

Bu haber 17 Aralık 2016 - 0:01 'de eklendi ve 734 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

PKK terör örgütün 10 Aralık akşamı İstanbul Beşiktaş’ta gerçekleştirdiği hain saldırısının ardından yazı yazmadım.

Tepki gösteren, sorgulayan okurlarımız oldu. Siyasi isen PKK terör örgütünü kınayacaksın. Gazeteci isen PKK terör örgütünü kınayan yazı yazacaksın. Kınamadıysan, bir tivit bile atmadıysan, yazmadıysan “hain” olduğun kuşkusuyla veya düşüncesiyle bakılabilirsin…

Böyle bir durum var. Oysa kimi zaman tepkisizlik de tepkidir…

Elbette bana o gözle bakan yok. Ama “Neden yazmadın?” diye sorulduğunda insan “sorgulanıyorum” duygusuna kapılıyor!

– Neden yazmadın?

– İçimden gelmedi. Allah aşkına yazarak, kınayarak nereye kadar…

xx           xx           xx

Köşe komşularımdan yazanlar oldu.

İsmail AtaseverYine kahrolduk” başlığı atmış.

Hüseyin KocabıyıkAllah belanızı versin” başlığını tercih etmiş.

Bu kahrolmaların, bela okumaların, kınamaların terörü engellemediği, teröriste geri adım attırmadığı da ortada.

Bu terörist saldırıların bir de başka boyutu var. O saldırılar geride sadece şehitler ve yaralılar bırakmıyor.

Birde gözü yaşlı, yüreği kan ağlayan aileler kalıyor geride… Kardeşler, anneler, babalar, eşler, evlatlar, sözlü-nişanlı-yeni evli genç kızlar. Büyük anneler ve büyük babalar… Elbette dayılar, teyzeler, amcalar, halalar, yeğenler, yengeler…

Onların ne yaşadıklarını, hangi duygular içinde olduklarını bilmiyoruz?

Ateş düştüğü yeri yakıyor…

xx           xx           xx

Şehitler ölmez, vatan bölünmez” veya “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” demek oldukça kolay… Buna karşılık bedelli askerlikten yararlananların ve imkan bulsalar yararlanmak isteyeceklerin sayısını bilmiyoruz…

Bedelli askerlik yapan biri de kalkıyor, “Allah hepimize şehitlik nasip etsin” diyor!

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi‘nde 32. Muhtarlar Toplantısı‘nda “Milli Seferberlik ilan ediyorum” diyordu… Hala tartışılıyor. Tartışılacak bir şey yok.

Aynı görüşteyim, seferberlik ilan edilmeli. Paralı askerlikte yasaklanmalı…

10 Aralık acımızın ardından bir devlet büyüğümüzde ziyaret ettiği polislere şehit olmalarını dilemiş! O Devlet büyüğümüz Kayseri de İl Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü‘nü ziyaret ederken şöyle demiş:

Bu örgütlerin her birisi hainlikleri, alçaklıkları ve envai çeşit kötülükleri yapıyorlar ama şunu bilmeleri lazım ki, biz tükenmeyiz. Biz pes etmeyiz. Hepimiz birer şehit namzetiyiz. Allah nasip ederse ben de şehit olurum inşallah sizler de şehit olun

Şimdi şehitlerimizin, gazilerimizin aileleri, yakınları hepimize “Bir işe yaramıyorsunuz, hiç olmazsa çenenizi kapatın arkadaş. Acımız tarifsiz, bari kesin sesinizi.” deseler yeri değil mi?

Bence yeri. Bir işe yaramıyoruz…

xx           xx           xx

Star TV’nin sunucularından Nazlı Çelik ana haber bülteninde 10 Aralık acısının haberini paylaşırken yüzlerimize tokat gibi inen bir konuşma yapmıştı. Sizinle paylaşabilmek için konuşma metnini internette ararken, Çelik’in haberlerden önce yaptığı benzer bir başka konuşması ile karşılaştım. Durumumuzu çok güzel özetlemiş. İşte o 22 Mayıs 2016 tarihli konuşma:

Geçen yıl Haziran ayında bir askerin şehit düştüğü haberi Türkiye’yi ayağa kaldırdı derken neye uğradığımızı şaşırdık. Sonra Dağlıca’da tek bir saldırıda 16 şehit birden verdik. Ardından sokağa çıkma yasakları ve operasyonlar başladı ve şehitler değil rakamlar konuşulmaya başlandı. Mehmetler, Okanlar yerine 3 şehit, 5 şehit, 1 şehit denmeye başlandı. Gelinen son noktada şehit haberleri bir yana şehit cenazelerinin haberleri dahi birinci sayfalardan iç sayfalara taşınmaya başladı. Hatta sonra 8 sütunlardan 3 sütunlara küçüldü. Çünkü günlük beklenen hatta bilindik bir gelişmeye dönüştü. Sıra şehit haberlerine gelince televizyonu kapatan, kanal değiştirdiğini söyleyen çok. Dayanamıyorum artık, çok üzülüyorum diyerek, ama hala dün etten kemikten olan, daha dün yüreği atan, fırsat buldukça ailesine sevdiğine telefon açıp iyiyim diyen o canlar artık nefes alamıyorlar. Ve o evlerde, şehit ailelerinin evlerinde çok ama çok uzun bir süre yüzler gülmeyecek. Gülmeye başladıklarında, tam da gülünecek bir şey olduğunda kayıpları gelecek akıllarına.  Gülümsemeler yüzlerde solacak. Dayanamıyorum, çok üzülüyorum diye o haberlerden kaçmaya başlamış olan medya şehit cenazelerine daha az yer vermeye başlamış olabilir. En büyük tehlike de burada başlar. Çünkü herkes için insan hayatı sadece rakamlardan oluşmaya başlar. Evet ateş düştüğü yeri yakar, ama canların rakamlara dönüştüğü durumlarda ateş herkesin evine düşmeye başlar. İşte o zaman herkes yanar.

xx           xx           xx

Nazlı Çelik’in Mayıs 2016 da Star TV ekranlarından yaptığı konuşmayı “Haziran” ve “Dağlıca” sözcüklerinin bulunduğu satırları çıkarıp yayınlayın, bugün içinde geçerli.

Yarın için geçerli olmamalı…

Nazlı Çelik’in Star TV ekranından 10 Aralık acısının haberini verirken yaptığı konuşma ise şöyle:

Çok kelime kullandık efendim. Sinsice dedik, haince dedik. Yetmedi kahpece dedik.

Kelimeler bitince sözün bittiği yer dedik. Söz bitti ama terör bir türlü bitmek bilmedi.

Tek bir şehit için yeri göğü inletirdik bir zamanlar. Şimdi nefeslerimizi tutup, rakamı bekliyoruz. Onlarca şehit öyle alıştık ki, alıştırıldık ki, 38 şehit. Hani bilgi olsun diye 30 polis, 8 sivil diyoruz ama fark eder mi?

Sivilde canımızdı, poliste… Sivilde evinin yolundaydı, poliste…

Ailelerine hatta çocuklarına gideceklerdi. Her gün her birimizin yaptığı gibi. Terörist bomba yüklü bir otomobille sinsice yaklaştı, pimi otobüse binen polislerin içinde çekti. Tıpkı ona canları pahasına müdahaleye giden polislerin içinde pimi çeken ikinci terörist gibi. Bu ülke 30 yıldır bu bela ile uğraşıyor. 30 yıldır ateşin düşmediği ne şehir kaldı ne kasaba…

Edirne’den Hakkari’ye 81 ilin 81’nde şehitlik var.

Onları ne zaman hatırlasak bu vatan için canlarını verdiler diyoruz, ama sonra da unutuyoruz. Maç çıkışında patlayan bomba ile hatırlıyoruz. Ne korkunç ki terörle yaşamaya da alışıyoruz.. Şehitlerin birer ismi de olduğunu unutarak…

xx           xx           xx

Canımız yanıyor…

Hiçbirimizin canı şehit ailelerinin canının yandığı kadar yanamaz.

Kahroluyoruz…

Hiçbirimiz şehit ailelerinin kahrolduğu kadar kahrolamayız.

Bu anlamda tek bir doğru söz var;

Ateş düştüğü yeri yakıyor.

Ateşinse artık düşmediği yer kalmadı.

Nazlı Çelik’in dediği gibi, Edirne‘den Hakkari‘ye 81 ilin 81’nde şehitliğimiz var.

İşte bu noktada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Milli seferberlik” ilanı veya çağrısı anlam kazanıyor.

xx           xx           xx

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “seferberlik” derken, Anayasa’daki anlamıyla “seferberlik” demediği aşikar… Cumhurbaşkanı’nın kastettiği birlik, beraberliğimiz. Milletçe yumruğu bir yere vurabilmemiz.

Siyasi parti liderleri: AK Parti Genel Başkanı Binali Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli geçtiğimiz günlerde Çankaya Köşkü’nde bir araya gelerek gösterdiler.

Herkes “Keşke o iradeyi gösterenlerin içinde HDP de olsaydı” dediler.

Keşke…

Ancak PKK tarafından teslim alınmış bir partinin kendi iradesini göstermesini bekleyemezsiniz.

HDP artık barışın, özgürlüğün, herkese demokrasinin partisi, Kürt kardeşlerimizin temsilcisi değil, PKK terör örgütünün siyasi temsilcisidir. Siyasi kanadı bile değil…

HDP için “kaçırılmış bir fırsat” ta denilebilir…

Gün terörizme karşı Kürt kardeşlerimizin de içinde yer aldığı milli seferberlik günü…

Ama terörle yaşamaya alışmayacağız.

Teröre Boyun Eğmeyeceğiz, Teröre Alışmayacağız…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.