TERMİK SANTRAL VE ÇALIŞANLARIN ÇİLESİ

Bu haber 16 Ocak 2013 - 0:00 'de eklendi ve 745 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Yazımın başlığına bakıp termik santralin çilesi olur mu? demeyin.
Olur, hem de öyle bir oluyor ki.
Eğer aynı santral ve bünyesinde çalışanlar, çeyrek asrı geçen sürede çeşitli nedenlerden dolayı, tabir yerindeyse gün yüzü görmemişse, çilenin en büyüğünü çektiler ve çekiyorlar demektir.
Hangi boyutunu ararsınız?
Aynı santral yıllarca, baca gazı ünitesine filtre takılması mücadelesiyle baş başa kaldı.
İlişkin olarak, santral bacasından çıkan kükürt dioksit gazının tüm canlılar, bilhassa insan sağlığı üzerinde olumsuz etki yarattığı gerçeği karşısında, bıkıp usanmadan eylemler gerçekleştirildi.
Hem de tüm sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla.
Buna karşın, santral bacalarına filtre takılması kolayına olmadı.
Ta ki, dönemin başbakanı Tansu Çiller’in peki demesine kadar sürdü.
Böylelikle, kükürt dioksit gazını bertaraf edecek desülfrizasyon ünitesi ancak takılabildi.
Takıldı ya ilk anda istenilen verim alınamadı.
Dolayısıyla bugünkü hale gelmesi için az buz zaman geçmedi.
***
Santral, ilişkin olarak Yatağan İlçesi huzura kavuştu derken bu defa bir başka sorun ortaya çıktı.
O da Yatağan, Kemerköy ve Yeniköy Santrallerinin özelleştirme kapsamına alınma isteğiydi.
Bu olamazdı, dahası olmamalı dedi çalışanlar.
Yıllarca ne zorluklar çektik.
Bir yerde sağlık sorunlarıyla yüz yüze geldik.
Şimdi ise karşımıza yeni bir sorun çıkarılıyor.
Yıllarca verdiğimiz mücadelenin sonucu bu olmamalıydı diyen çalışanlar, bu defa yine birçok sivil toplum kuruluşunu yanlarına alarak, sayısız mitingler düzenlediler.
Öyle zamanlar oldu ki, emniyet güçleriyle yüz yüze geldiler.
Buna karşın yılgınlık gösterilmedi.
“Santral bizimdir bizim kalacaktır” sloganıyla, gece gündüz nöbet tuttukları da oldu.
Sonuçta iş başındaki hükümet bakıp gördü, mesele çok daha farklı boyutlara taşınacak.
Santrallerin özelleştirme kapsamı dışında tutulması eğilimine girildi.
Aslında hükümet bu kararı isteyerek almış değildi.
O günün şartlarında başka çare yok yaklaşımı içerisinde oldukları için mesele zamana bırakıldı.
Dolayısıyla çalışanlar bir kez daha rahat nefes almıştı.
Nasıl almasınlar.
Santral sağlıklı bir şekilde çalışıyor.
Özelleştirme kapsamına alınması da gündemden düşmüştü.
Böylelikle aradan epey süre geçti.
Ne var ki santral ve de çalışanların makus talihi bir türlü dönmedi.
Belli ki henüz çile dolmamıştı.
Bu defa Yatağan Termik Santrali’nin Tınaz/Bağyaka Havzasından kömür taşıma ve dış üniteler bakım işinin, ihaleyle özelleştirilmesi gündeme geldi.
Akabinde tepkiler.
Yaklaşık 600 işçinin katıldığı bir eylemde hükümetin bu eğilimden vazgeçmesi istendi.
Slogan yine aynıydı.
Santraller halkındır, satılamaz.
Özelleştirme vatana ihanettir.
***
Şimdi tüm gözler bir kez daha hükümetin alacağı karara çevrilmiş vaziyette.
Şayet santrallere kömür taşıma işi ve dış ünitelerin bakımı, ihale kapsamına alınırsa, belli ki direnişin ardı arkası kesilmeyecek.
Yok eğer, önceden olduğu gibi hükümet bir kez daha geri adım atarsa, çalışanlar yataklarında rahat uyuyabilecekler.
***
Şimdi, eğri oturup doğru konuşalım.
Yatağan Termik Santrali, yıllar boyu aynı işçilerin insanüstü emeğiyle bugünlere geldi.
Hem de nice zorluklar ve çile çekilerek.
Hal böyle iken, çalışanları sıkıntıya düşürecek bir eyleme girişip, kömür taşıma işi ve ünitelerin dış bakımının özelleştirilecek olması, çalışanlara haksızlık olduğu gibi insaf ölçüleriyle bağdaşmaz.
Yıllarca, santral bünyesinde çalışanların hangi zorluklar çekerek bugünlere geldiği düşünülürse, sanıyorum hükümet böylesine ahde vefadan yoksun bir tutum içerisine giremez.
En azından girmemesi gerekir.
Değilse çile hala bitmemiş demektir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.