“Temiz kalabilmek için 5 milyar lira gerekiyor…”

Bu haber 02 Ağustos 2019 - 0:02 'de eklendi ve 1.514 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Dünkü yazımızı “Yarın: Osman Gürün ne diyor?” duyurumuzla noktaladık.

Bu duyuruyu Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün ile Fethiye Körfezi‘nin kirliliği ile ilgili görüştüğümüz veya görüşeceğimiz için yapmadık.

Çünkü kendisi ile “görüşme yapabilceğimiz” kadarlık bir “medeni ilişkimiz” kalmadı. Önceki günkü yazımızdan sonra o ilişki muhtemelen AK Parti İl Başkanı Kadem Mete ile de aramızdan kalkacaktır!

Demokrasi ve hoşgörü limanı” diye de tanımladığımız Muğla’da siyasilerimiz, seçilmişlerimiz eleştiriye gelmiyorlar…

Ben dünkü yazımı noktaladıktan sonra, internet paylaşımlarında Başkan Gürün‘ün “Körfezdeki renk değişimi tarımsal ilaçlardan kaynaklanıyor” açıklamasını ve ayrıca yine dünkü yazıma 28 Temmuz tarihli ve “AK Parti İl Başkanları: Biz neyiz, sistemdeki yerimiz, statümüz ne?” başlıklı yazısından alıntı yaptığım Muharrem Sarıkaya‘nın 30 Temmuz tarihli ve “CHP’den başkanlara ültimatom: Akrabalar derhal istifa edecek” başlıklı yazısında Başkan Gürün ile görüşmesine yer verdiğini gördüm…

xx      xx      xx

Haber Türk Yazarı Muharrem Sarıkaya görüşmüş, biz görüşmesek de olurdu… Sarıkaya, yazısında görüşmesini “Osman Gürün’den acı itiraf: “Temiz kalabilmek için 5 milyar lira gerekiyor…” ara başlığı ile vermiş…

Başkan Gürün‘ün basın açıklaması ise basına “Körfezdeki rengin tarımsal ilaçlardan olduğu tespit edildi” başlığı ile yansıdı. Fethiye Körfezi’ndeki renk değişiminin tarımsal ilaçlarla ilgili olduğunun bilimsel olarak tespit edildiğini belirten Başkan Gürün Körfezde ve Atık Su Arıtma Tesisinde incelemesinin ardından yaptığı açıklamasında şu ifadelerde bulunmuş:

Kullanılan tarımsal ilaçlar gelen dere suyuna karışıyor. Dolayısıyla azot fosfor zengini bir su geliyor. Bununla ilgili de Tarım Bakanlığı’nın ilaçlarla ilgili çok daha disiplinli hareket etmesi gerekiyor. İlaçlarla ilgili sınırlama, standart getirilmesi gerekiyor. Derelere yapılacak olan yeni yükseltmelerle, çökertmenin daha uygun şartlarda olması lazım. Oluşan hadise de bunun da negatif etkisi olduğu bilim adamları tarafında tespit edildi

Doğrudur. Yalan söyleyecek değil ya… Ama keşke o “uzmanların” kim oldukları da açıklansaymış. O zaman hiç kuşkuya yer kalmazdı…

xx      xx      xx

Atık Su Arıtma Tesisi‘nin Fethiye Körfezi‘ne negatif bir etkisi olmadığını savunan Başkan Gürün‘e göre, DSİ (Devlet Su İşleri) körfeze gelen derelerde ıslah çalışması yapmış, ama derelere yapılan setlerin yeteri kadar atığı toplayamadığı tespit edilmiş. Yeni bir yatırım programıyla 25 milyon liralık ek ödenekle setlerin yükseltilerek kapasitesi artırılacakmış.

Başkan Gürün bu konuda “Yaşadığımız olay ve körfezin daha fazla dolması önlenecek.” derken de, derelerden gelen atıkların tamamen kesilmesi gerektiğini vurgulayıp, “Alg patlamasının çeşitli nedenlerinin olduğunu, bilim insanlarınca gerekli araştırmaların devam ettiğini” bildiriyor.

Demek ki körfezdeki renk değişiminin “nedeni” ile ilgili aslınde elde net bir veri yok… Olsaydı bilim insanlarınca araştırmalar devam eder miydi?

Bu konuda bir bilim insanının; Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İnşaat Fakültesi Su Bilimleri Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ceyhun Özçelik‘in de değerlendirmesi var. O da şöyle diyor:

Suda kanalizasyondan veya tarımsal gübreden kaynaklı atıklar yüksek miktarda klorofil ve alg oluşmasına nedendir. Bu mikroorganizmaların yaşaması için azot fosfor gibi besin gerekir. Sorun bu besinin nereden geldiğidir. Yani körfeze atık boşaltımı olup olmadığıdır. Yetkililer numune alıp su kirliliği parametrelerine ait ölçümler gerçekleştirerek kolaylıkla bir değerlendirme yapabilirler.

Bölgemizde “akredite”, en kapsamlı labaratuvarlar MSK Üniversitesi‘nde bulunuyor.

Sanıyorum buradan bir değerlendirme alınıp paylaşılmasında yarar var…

xx      xx      xx

28 Temmuz tarihli ve “AK Parti İl Başkanları: Biz neyiz, sistemdeki yerimiz, statümüz ne?” başlıklı yazısında Muharrem Sarıkaya körfezdeki “alg” patlamasını yazınca Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün kendisini aramış… Sorunla ilgileneceğini belirterek, “Ama bilesiniz ki belediyelerin kontrol mekanzması yok” demiş. Yetkinin tamamen Çevre Bakanlığı’nda olduğunu, denize giden atıklara dönük bir denetim yetkilerinin dahi bulunmadığının altını çizmiş.

Bu kadarını Sarıkaya’da biliyor muydu bilemem, ama bir gazeteci olarak bende bilmiyordum. Vatandaş nereden bilsin… (!)

O zaman Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü kaç gündür ağzını neden açmıyor, neden bu sessizlikleri… Bu müdürlük ne işe yarar? Hadi buyrun işe Muğla Büyükşehir Belediyesi Menteşe Arıtma Tesisi incelemesini yapın, Fethiye Körfezi ile ilgili bir açıklama yapın…

Bu şehir bu kadar mı sahipsiz Allah aşkına…

xx      xx      xx

SU İSALE HATTI 5 YILDA BİN 226 KEZ PATLADI”

Başkan Gürün, Sarıkaya ile adeta dertleşmiş ve “Muğla olarak nüfusum 1 milyon gözüküyor; İller Bankası’ndan alabildiğiniz 30 milyon lira kredi. Oysa denizleri temiz tutabilmem, çevreyi koruyabilmem için yapacağım yatırım yazları 5 kat artan nüfusa göre olmalı, bu da 5 milyar lira…” demiş.

Türkiye‘de en fazla arıtma tesisi ve en büyük “çöp depone (toplayıp mha etme)” alanlarına sahip tek kentin Muğla olduğunu belirten Başkan Gürün, aldıkları önlemlerle ilk kez bu yıl Bodrum’da çöp alanı yangını ile karşılaşılmadığına dikkat çekerek “Bodrum dertlerini” paylaşmaya şöyle devam etmiş:

Su isale hattı bin 226 kez patladı. Bir isale (suyu kaynağından şebekeye taşıyan) hattı beş yılda bin 226 kez patlama yapabilir mi? Bu hattı DSİ yaptığı için süreklİ övünüyor; iyi çalışmayan, sürekli sorun çıkaran hattan söz edyorum. Kuralına uygun yapılmamış ki patlıyor. Bürokratlar, sorunun olduğunu kabul edİyor ama hattın değişimine karşı çıkıyor. Çünkü hattın değişimini kabul etse kuralına göre yapılmadığını da kabul etmiş olacak. Bu da baştan yanlış yapıldığını kabul ve kendisinden hesap sorulacağı anlamına geldiği için değişime karşı çıkıyor.

Burada en büyük görev AK Parti siyasetinin yerel yöneticilerine düşüyor. O isale hattını teslim alanların hesap vermesini ve hattın yenilenmesini sağlamazsanız oylarınızı arttıramadığınız gibi, yakında devleti patlamadan doğan zararları tazmin etmekle karşı karşıya bırakırsınız…

xx      xx      xx

Başkan Gürün, Haber Türk Yazarı Sarıkaya‘ya açıklamalarda bulunurken, bizimde bu köşede sürekli gündeme getirip sorguladığımız, ama bize açıklama yapmadığı (!) konulardan bazılarına açıklık getirmiş olmuş.

Ben tek başına bir Muğla değilim, Türkiye’yim, yazın 8 ay boyunca Türkiye’nin her bir yerinden insan akıyor” diyerek adeta isyan etmiş…

Ee haklı, ki Sarıkaya da “Haksız da değil…” demiş.

Muğla‘nın kıyıları ile ülkemizin başlı başına bir değeri olduğuna ve turizmde önemine işaret ederken, “Peki, yatırımlar yapılamazsa, belediyelere getirilen ekonomik blokajlar artarsa ne olur?” diye sorup, kendi sorusuna kendisi şu yanıtı vermiş:

Şunu belirteyim ki, turizmde bugün gelinen noktada kimsenin ‘bu benim sorumluluk alanım değil’ demesi olanaksız. Birinin sorumluluğu diğerine yüklemesinin yaratacağı etkiyi görmek için Fethiye Körfezinde geçen hafta ortaya çıkan alg patlamasına bakılmasında yarar var.Sorunun boyutunu anlamak için yakın geçmişte alg patlamaları yaşayan İtalya’ya ne maliyet getirdiği turizm işiyle uğraşanlara sorulsun… Onun için batarsa sadece yerel yönetim veya o bölgenn turzmi batmaz, toptan batılır…

Bir “Turizm Valimiz” ve “Turizm Belediye Başkanımız” yok. Hatta düne kadar bir “Turizm Müdürümüz” bile yoktu! Ama AK Parti İl Başkanı Kadem Mete turizm işiyle uğraşıyor.

Ona sormak lazım…

xx      xx      xx

Onu bunu bilmem. Herkes aklını başına alsın, elini vicdanına koysun. Siyasiler birbirlerine bok atarak idare etmeye devam ederlerse boktan beslenen alglerin içinde hepbirlikte boğulur gideriz..

CHP, AK Parti Muğla İl Başkanları, milletvekilleri gelin birbirinize gol atmayı bırakın. Attığınız her gol Muğlalının kalesine giriyor… Sanmayın o goller sizlerin siyasi kalelerine de girmiyor…

———————————–                                                           ———————————–

GÜNÜN SÖZÜ: “Sürekli olarak kendini yönetebilmek insanın sahip olabileceği en değerli yeteneklerden birisidir.” Bertrand Russell.

ÇİVİ

Arkadaşım, “Toprağına, dağına, taşına ölürüm.. ezgisini yanlış mı anladık?” diye sordu. Bu nereden çıktı diyemeden, “Memleketin toprağını, dağını, taşını öldürmeye başladık ta..” diye devam etti.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Salih Gezer 02 Ağustos 2019 / 16:20

5 milyar olsa yapabilecek sanki? Oynayamayan gelin misali. Ufak işlere ,hizmetlere razıyız. İki vidanjör alda şu Selimiye kokmasın.