TEMA Vakfı’ndan yerel yönetimlere çağrı

Bu haber 16 Mart 2014 - 21:25 'de eklendi ve 385 kez görüntülendi.

tema51615615TEMA Vakfı 30 Mart’ta gerçekleşecek yerel seçimler öncesinde tüm belediye başkanı adaylarına çağrıda bulundu. Mevcut durumu değerlendirerek, Anayasa ile garanti altına alınan “Sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşam hakkı” için gerekli olan düzenlemelere dikkat çekti

Özcan Özgür

TEMA Vakfı, tüm yerel yönetimlere bir çağrıda bulundu. Özellikle Büyükşehir Yasası’nın ardından yaşanacak değişikliklere dikkat çekilen TEMA Vakfı duyurusunda, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşam hakkı için gerekli olan düzenlemeler konusunda bilgi verildi ve yerel yönetici adaylarına çağrıda bulunuldu.

TEMA Vakfı tarafından yapılan açıklamada, 6360 sayılı Kanun gereği, yerel seçimlerden sonra 14 ilde büyükşehir belediyesi kurulacağı anımsatılırken, bu illerdeki köy ve belde belediyelerinin mahalleye dönüştürülecek olması, kırsal alanlardaki kentleşmenin önünü açacağı savunuldu. Açıklamada, kentleşme ile birlikte yeşil alanların daha da daralması ve doğal çevrenin kirletilmesi endişeleri dile getirildi.

Türkiye’de nüfusun %91,3’ünün il ve ilçe merkezlerinde yaşadığı belirtilen açıklamada, kentlilerin gıda ihtiyaçlarının yakın bölgelerden karşılanması, yerelleşmenin yanı sıra nakliye kaynaklı karbon ayak izinin azaltılması açısından da giderek daha çok önem kazandığına dikkat çekilerek şöyle devam edildi:

“Türkiye genelinde toplanan belediye atıklarının %43,5’i insan sağlığını tehdit eden çöplüklere dökülüyor. Yanlış atık yönetimi kuraklık sorunuyla birlikte su varlığını da tehdit ediyor. Atık suların %24’ü arıtma işlemine tabi tutulmadan, deniz, göl, akarsu vb. alıcı ortamlara deşarj ediliyor. Su şebeke kayıplarının %40-45 arasında olduğu tahmin ediliyor. Elektrik şebekesindeki kayıplar ise %14,6 olarak hesaplandı. Türkiye’de insan kaynaklı iklim değişikliğine bağlı olarak sadece büyük kentlerimizde meydana gelen sel hasarları, verimli üst toprak kaybının yanı sıra,  depremlerin neden olduğu maddi kayıplara yaklaşıyor.

Türkiye nüfusunun önemli bir kısmının yaşadığı İstanbul’da kişi başına düşen yeşil alanın, mevzuatın altında olduğu görülüyor.”

Açıklamada, TEMA Vakfı’nın yayınladığı bildiriye göre ideal bir yerel yönetimin üzerinde durması ve iyileştirmesi gereken düzenlemeler ise şöyle sıralandı:

“Tarım arazilerinin, doğal ve kültürel kimliklerin, yeşil alanların korunması, doğru atık yönetiminin sağlanması, sürdürülebilir ulaşımın ve kentsel alt yapının geliştirilmesi, kentlerin sağlıklı gelişmesi, iklim değişikliğine uyum sağlayan modellerin uygulanması, ekolojik okuryazar belediyelerin oluşturulması ve paydaşların karar süreçlerine aktif katılımının sağlanması.”

TEMA Vakfı’nın ültimatom gibi açıklamasında Türkiye’ye ait ve gelişmiş ülkeler ile karşılaştırmalı verilere de yer verildi. Türkiye’de mevzuat gereği yerleşmelerde kişi başına düşen aktif yeşil alan miktarı 10 m2 olmalıyken, örneğin İstanbul’da, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 2010 verilerine göre hesapladığı kişi başına düşen yeşil alan miktarının 6 m2 olduğunun görüldüğüne dikkat çekilirken şöyle devam edildi:

“Ancak, bu hesaplamaya dahil edilen yeşil alanların türlerine ulaşılamamaktadır. Aktif yeşil alan tanımı; park, bahçe, çocuk oyun alanı gibi doğrudan insanların kullanımına açık alanlar olup, yol kenarı, refüjle, ormanlar gibi doğrudan insanların kullanımına hizmet etmeyen alanları kapsamamaktadır. Avrupa’daki gelişmiş kentlerden örnek verecek olursak kişi başına düşen yeşil alan miktarı şu şekilde sıralanıyor; Stockholm’de 87.5 m2, Roma’da 45.3 m2, Londra’da 26.9 m², Amsterdam’da ise 45.5 m² . TÜİK 2010 verilerine göre, toplanan belediye atıklarının sadece %54,4’ü düzenli depolama sahalarına, %43,5’i ise çevre ve insan sağlığını tehdit eden çöplüklere dökülüyor. Atık suların %24’ü hiçbir arıtma işlemine tabi tutulmadan, deniz, göl, akarsu vb. alıcı ortamlara deşarj ediliyor. Alıcı ortamlara bakılacak olursa, toplam atık suların %48,6’sı akarsulara deşarj edildiği ve bunların %32,2’sinin de arıtılmadığı görülüyor. Avrupa Birliği üye ülkelerindeki katı atık bertaraf yöntemlerine bakıldığında 2009 verilerine göre; İsviçre’de katı atıkların %50’ye yakınından enerji, %20’sinden kompost üretiliyor. %30’u ise geri dönüştürülüyor. Avusturya’da katı atıkların %30’undan enerji,  %40’ından kompost üretiliyor. %30’u ise geri dönüştürülüyor. Avrupa Birliği üye ülkelerde, kent içi ulaşımda tercih edilen ulaşım türlerine bakılacak olursa (European Metropolitan Transport Authorities, 2011) Amsterdam’da tercih edilen ulaşım türlerinin %68’i bisiklet ve yaya, %11’i toplu taşıma ve %21’i diğer motorlu taşıtlardan oluşuyor. Barselona’da tercih edilen ulaşım türlerinin %55,3’ü bisiklet ve yaya, %30,8’i toplu taşıma, %13,9’u diğer motorlu taşıtlardan oluşuyor. Türkiye’nin Onuncu Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda da belirtildiği gibi, kentlerde su kayıp ve kaçakları yüksek düzeylerde bulunuyor. Su şebeke kayıplarının %40-45 arasında olduğu tahmin ediliyor. Elektrik şebekesindeki kayıplara bakıldığında, Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2011 yılındaki toplam şebeke kaybı %14,6 olarak hesaplandı. 2008 yılı verilerine göre ise, Avrupa Birliği üye ülkelerindeki şebeke kayıpları yaklaşık %6 olarak kaydedildi.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.