Tek Yol Erken Seçim

Bu haber 07 Temmuz 2015 - 0:58 'de eklendi ve 583 kez görüntülendi.
Ahmet Karataşahmetkaratas@hamlegazetesi.com.tr
Süzgeç

Demokrasinin vazgeçilmez ana unsuru seçimdir. Seçimin ana unsuru da sandık ve çıkan sonuca saygıdır. Bu bağlamda, 7 Haziran seçimlerinde Ak Parti, seçim sonuçlarıyla ilgili olarak, halkın iradesine boynumuz kıldan incedir diyerek, iyi bir sınav vermiş oldu.

Yoksa yenilen pehlivanlar misali, mazeretlere sığınsaydı, bunca hizmete rağmen bize oy vermeyen halk nankör, cahil, deseydi, yeniden iktidar alternatifi olmaktan çoktan çıkmıştı bile.
Düşünsenize, 13 yılda Türkiye ekonomisi ve finans yapısı nerden nereye gelmiş. Kılıçdaroğlu, “Merdi kıpti şecaat arz edeyim derken, sirkatin söylermiş” misali, vaadlerini savururken bile kaynak olarak hazinedeki parayı gösterebiliyor.
Hatta son olarak Ak Parti’nin başarısını teyit ederek pot kıranlar listesine HDP’li Ertuğrul Kürkçü de katıldı. Neymiş efendim, Yunanistan’ın borçlarını komşu olarak biz ödemeliymişiz, Türkiye’nin gücü buna yetermiş.
Adama sormazlar mı, Türkiye bu sağlam ekonomik güce ne zaman ve nasıl kavuştu? Üstelik ülkenin kaosa sürüklenmesi pahasına, bin bir desiselerle, paralel-çapraz odaklarla birlikte yerden yere vurmakta beis görmediğiniz Ak Parti hani başarısızdı, hani ülke kötü yönetiliyordu, hani ekonomi iflastaydı?
Ne yapalım, muhalefetin böylesine can kurban, Allah söyletiyor. Diyorum ya bunların asla iktidar olma gibi bir niyetleri de yok, becerileri de yok.
Hele hele muhalefetin seçim sonrası sergiledikleri tavırları da görünce 7 Haziran seçim sonuçlarının ikinci kalkınma döneminde yani yeni Türkiye yolunda bir çay molası veya küçük bir yol kazası olarak değerlendirilmesi gerekir. Çünkü meğer başka seçenek yokmuş.
Rakamlara bakınca istikrarı köstekleyen kaos habercisi gibi bir sonuç görünse de, 2023 ve 2071 stratejik vizyon penceresinden baktığımızda 7 Haziran mesajının hayırlara vesile olacağını hep birlikte göreceğiz.
Kısa vadede ise seçmen bir bakıma, laga luga etmeyin, madem iktidarı beğenmiyorsunuz, alın size yüzde altmışlık kocaman bir blok, kurun hükümeti, yönetin ülkeyi de, boyunuzu posunuzu görelim, dedi.
Her ne kadar, HDP’ lilerin İstiklal Marşı’nı okumayarak, daha ilk adımda bölücü terör örgütünün TBMM’deki uzantısı oldukları izlenimi vermelerine ve Türkiye partisi olamayacakları veya olmak istemedikleri mesajı vermelerine rağmen henüz karamsar ve kötümser düşünmek için erken.
Süreç içinde demokrasinin, hoşgörünün ve halkın sağduyusunun onları da pişirip olgunlaştıracağına dair inancımı koruyorum. Halkın ortak kanaati de bu istikamettedir.
Meclis açılışında okumadıkları o İstiklal Marşı’nın şairi merhum Mehmet Akif Ersoy’un aşağıdaki mısraları 7 Haziran seçim sonuçlarını 90 yıl öncesinden bakınız nasıl yorumlamış;
Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak…
Alçak bir ölüm varsa, eminim budur ancak!
Karşında ziya (ışık) yoksa sağından, ya solundan
Tek bir ışık olsun buluver… Kalma yolundan
Ye’s (ümitsizlik, karamsarlık) öyle bir bataktır ki; düşersen boğulursun.
Ümide sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!
Hüsrana rıza verme… Çalış… Azmi bırakma;
Kendin yanacaksan bile,evladını yakma!
Sahipsiz olan memleketin batması haktır;
Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.
Tablo ortada, etrafımıza dönen dolaplar, bölgemizde olup bitenler de alenen meydanda. Böylesi kritik bir ortamda ve süreçte Türkiye’nin hükümetsiz bırakılması veya kaosa sürüklenmesi adeta vatana ihanetle eşdeğerdedir.
O halde, iki yol var; ya yüzde altmışlık taraf kuzu kuzu anlaşıp hükümet kuracaklar, ya da 13 yıl aradan sonra ülke yeniden hükümet krizleriyle yüzleşecek. Başka seçenek yok, çünkü sandığın talebi bu istikamette. Şayet olmuyorsa Ak Parti’ye emaneti iade edin.
Demem o ki; bunların koalisyon ortağı olmaya hükümet kurmaya, hele böylesi netameli bir süreçte risk almaya hiç mi, ama hiç niyetleri yok. Oynayamayan gelinin yerim dar dediği gibi, armudun sapı üzümün çöpü derken Türkiye’ye zaman kaybettirecekler. Bu arada Türkiye‘deki siyasi boşluktan istifade ile Suriye’de ve Irak’ta oldu bittilerle haritalar değiştirilecek ve sonuçta Türkiye bedelini torunlarımızın ödeyeceği defacto bir durumla karşı karşıya bırakılacak.
Kaygım budur. Yoksa kimin iktidar, kimin muhalefet olacağı umurumda değil. Ama nafile, göreceksiniz, milletçe hazırlıklı olalım. Öngörüm odur ki; Yakın gelecekte erke seçim bizi bekliyor. Belki hayırlı olan da budur.
Şartlı şurtlu, ama-fakat-lakinli hükümet kurulmaz, kurulsa da sağlıklı olmaz. Aklınızı başınıza toplayın. TBMM’de ilk gün ettiğiniz yemin çerçevesinde ortak paydada buluşmayacaksanız bu halk size bu şansı bir daha tanımaz.
Mızıkçılık yapmadan, topu taca atmadan ya hükümeti kurarsınız, ya da halk ilk erken seçimde defterinizi dürer.
Şunu da belirteyim ki; ne vatandaş, ne piyasalar, ne de yatırımcılar koalisyon istemiyor. Sokağın sesi bu. Haksız da değiller. Çünkü Türkiye ve dünya siyasi tarihinde koalisyon denemeleri hep fiyasko ve tahribatlarla sonuçlanmıştır. Bunun aksini iddia etmek cehaletten başka bir şey değildir.
Belki her türlü koalisyon kombinasyonları denenecek ama bu tablodan sağlıklı bir sonuç çıkmayacağını herkes görüyor ve biliyor.
Sonuç olarak diyorum ki; ülkenin huzur ve güvenliği için, istikrar için, kısacası vatan için tek yol erken seçim.
Hoşçakalın!..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.