Tehlikenin Farkında mıyız?

Bu haber 14 Nisan 2014 - 20:17 'de eklendi ve 933 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

İSMAİL ATASEVER

Şu aşamada 4-5 sene öncesinin endişesi içerisindeyiz.

Şayet, beklentiler karşılık bulmazsa, daha da artacağından kuşku yok.

Küresel ısınmadan dem vuruyorum.

İlişkin olarak, sonrasında insanlığı saracak tehlike.

Ve de yağışsızlık!

Nasıl endişe edilmez ki?

Neredeyse 6 aya yakın süreçte, halk deyimiyle konuşlandığımız yöreye bir damla olsun yağış düşmedi.

Ara sıra hava gürlemesi, akabinde düşen birkaç damla yağış bizleri aldatmasın.

Metre kareye ne kadar yağış düştü gibi bir yaklaşım içerisinde bulunamadığımıza göre, her kesimi etkisi altına alacak bir tehlike ile yüz yüzeyiz demektir.

Hiç değilse Nisan, bir başka deyişle kırkikindi yağmurları da etkisini göstermezse, zor günlerin kapıda olduğunda şüphe yok.

Dolayısıyla tek ümit, içinde bulunduğumuz ay içiresinde yağacak yağmurlar.

Yanı sıra Mayıs Ayı.

Bu süreçte, her kesimin yüzünü güldüren yağmurlar kendini gösterirse, biraz olsun nefes alabiliriz.

Yok eğer, yine beklentiler karşılık bulmazsa, kuraklıkla baş başa kalacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.

Zaten birbiri ardı sıra yapılan açıklamalar, olayın vahametini gösteriyor.

Özellikle metropol kentlerin belediye başkanları, endişeye mahal yok diyor.

Ne var ki, başkanlar şuan itibariyle, barajlardaki doluluk oranına göre konuşuyor.

Ya yağışsızlık devam ederse?

Bu durumda barajlardaki su seviyesi daha da düşecektir.

İlişkin olarak halk, geçmişte çoğu yıllar gözlendiği gibi susuzluk gibi bir tehlikeye maruz kalabilir.

***

Aynı durum Muğla için de geçerli.

Her ne kadar, Büyükşehir Belediye Başkanı Op.Dr. Osman Gürün, henüz seçim atmosferinden kurtulamadığı için bir açıklama yapmasa da önümüzdeki süreçte mutlaka halkı bilgilendirecektir.

Zira beklentiler bu doğrultuda.

***

Sakın ola ki, felaket tellallığı yaptığım sanılmasın.

Bu tür bir sıkıntı seni, beni herkesi etkisi altına alacaktır.

Tüm canlı varlıklar dahil.

Endişelerim bu yüzden.

Sonra hadi diyelim ki, içinde bulunduğumuz iklim kuşağında durum bu.

Tamam da ya Karadeniz Bölgesine ne demeli?

Oysa aynı bölge, bırakın yağışların daha sık gözlendiği kış aylarını.

Yaz mevsiminde dahi yağış alan bir bölgedir.

Şu aşamada aynı bölge bu tür bir tehlike ile yüz yüze.

Dolayısıyla yöre halkı, şaşkınlık içerisinde!

Kendilerine özgü şiveyle, bu yağuşsuzluk nedir? demekten kendilerini alamıyor.

Alamıyorlar.

Yakın süreçte böylesine kurak bir mevsimle yüz yüze gelmediler.

***

Bu arada, Türkiye’yi etkisi altına alan sadece yağışsızlık değil.

Hepimiz bilir ve de tanık olduk ki, özellikle ülkemizin doğu bölgeleri kış mevsiminde şiddetli kar yağışlarının etkisinde kalırdı.

Bu yüzden birçok yerleşim merkezlerine ulaşmak, çok güç şartlar altında mümkün olurdu.

Ne var ki bu sene aynı bölgeye, uzun yıllar ortalamasına göre çok az miktarda kar yağışı oldu.

Hatta belirli bir süreçte, Kış Sporlarının yapıldığı Erzurum Palandöken Dağında istenilen kalınlıkta kar olmadığı için suni kar yağdırıldı.

***

Şimdi…

Bu tablo üzerine herkes soruyor.

Türkiye iklim bağlamında farklı bir dönemin etkisi altına mı girdi?

Bu konuda bilim adamları ne diyor?

Ortaya çıkan bu tablo üzerine bir takım açıklamalar yapılıyor.

Ne var ki, otoritelerin birleştiği ortak bir nokta yok.

Kimileri, yıllar öncesinde etkisini gösteren küresel ısınmanın yeni bir etkisine bağlıyor.

Bazıları da dünyanın iklim itibariyle farklı bir sürece girdiğinin altını çiziyor.

Görüldüğü gibi konuya ilişkin net bir açıklama yok.

Buna karşın tek gerçek, Türkiye dahil birçok ülkede farklı iklim koşullarının gözlendiğidir.

Bunun en belirgin göstergesi Muğla ve çevresinde gözlendiğine göre halkın endişesi boşuna değil.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.