TEHLİKELİ TIRMANIŞ

Bu haber 29 Temmuz 2010 - 0:00 'de eklendi ve 624 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Ülke
genelinde meydana gelen olayların tehlikeli bir noktaya doğru sürüklendiğini
yadsımak mümkün değil.

Zira,
şu sıra her taraf cadı kazanı gibi kaynıyor.

Bir
gün bir şehirde, diğer gün ayrı bir kentte halkı galeyana getirecek gelişmeler
ardı sıra patlak veriyor.

İlişkin
olarak, gün geçmiyor ki bir asker ve de emniyet mensubu şehit olmasın!

Bir
gün öncesinde yola döşenen mayının patlatılması sonucu 2 muvazzaf subay şehit
ediliyor.

Onların
acısı dinmeden Hatay Dörtyol’da, yine mayın!

Bu
defa 4 polisimiz şehit.

Aynı
süreçte, bu defa Bursa İnegöl ilçesinde bir başka olay kendini gösteriyor.

Hiçte
arzu edilmediği halde yöre halkı ile Kürt kökenli vatandaşlarımız arasında
çıkan kavgada, kırılmadık cam, devrilmedik araba kalmıyor.

Olayın
daha çarpıcı yanı, “Evleri ve iş
yerlerine Türk bayrağı asmayanlar bizden değildir” çağrısı.

Bu tehlikeli bir
tırmanış değilse ne?

Bunun anlamı
düpedüz ayrımcılıktır, ateşin üzerine körükle gitmektir.

Oysa herkes şunu
bilmeli ki, ülkemizde meydana gelen olayların müsebbipleri Kürtler değil,
teröristlerdir.

Siz bu tür
olayları yaratanların tamamının Kürt olduğu gibi bir saplantı içerisine
girerseniz, olaylarız yatıştırmak yerine kaşıyorsunuz demektir.

Yine bilmeliyiz
ki, Doğu ve Güneydoğu ağırlıklı bölgelerimizde konuşlanan Kürt kökenli
vatandaşların çoğunluğu da PKK terör örgütü yandaşlarından hoşnut değildir.

Onların
gerçekleştirdiği eylemleri tasvip eden tutum ve davranış sergilemiyorlar.

Sessiz
kalmaları, sadece korkularındandır.

Aynı terör
örgütünün bölgede yarattığı terördür onları sessiz kılan.

***

İş
bu noktaya gelip dayanınca, bir değil birçok soru cevap arıyor.

Bu olayların önü
alınamayacak mı?

Sade vatandaş,
asker ve emniyet güçlerine saldırılar devam edecek mi?

Bunun bir çözümü
yok mu?

Çözümsüzlük mü
hakim?

Kolay
olmasa da elbette bir çözümü var.

Zira
hiçbir şey çözümsüz değildir.

Bir kere, Doğu
ve Güneydoğu Bölge halkı bir araya gelip, PKK terör örgütüne karşı durmalıdır.

Sözlerimden,
karşılıklı çatışma içerisine girilsin gibi bir anlam çıkarılmasın.

Vurgulamak
istediğim, Doğu ve Güneydoğu Anadolu halkının, terör eylemlerine pirim
vermesinin mümkün olmadığını kesin bir dille anlatmasıdır.

Onlara
asla taviz verilmeyeceğinin altı çizilmeli.

Bölge
halkı, bu konuda kararlı olduklarını göstersinler bakalım.

Belki
ilk anlarda yine bir takım eyleme kalkışanlar olur ama karşılarında kararlı bir
halk gördüklerinde, ister istemez geri çekileceklerdir.

Yüzde
yüz itibariyle terör olaylarının belki önü alınamaz ama şimdi olduğu gibi her
gün bir şehit haberiyle sarsılmayız.

Al
bayrağımıza sarılı tabutlar yüreğimizi dağlamaz.

***

Terörün önü
alınması noktasında gerçekleştirilecek bir başka eylem, terör gruplarının
ülkemize sarktığı sınır boyunca güvenlik çemberi oluşturulmasıdır.

Tabi bu sadece
Türkiye’nin harekete geçmesiyle üstesinden gelinemez.

Sınır komşusu
ülkelerimizden Suriye, Kuzey Irak ve İran’nın da aynı görüşü paylaşıp, tedbir
almaları gerekir.

Şayet,
bu konuda ilgili ülkelerle konsorsiyum sağlanırsa, bir başarı sağlanacağı
kaçınılmazdır.

Türk askeri de
bakıp gördü, söz konusu tedbirler alındı.

Terör
eylemlerinde belirgin bir düşüş var.

Onlar da
gerekmedikçe, karşı saldırıya geçmemeli.

Ancak
burada önemli bir nokta var.

Hiç kimse,
belirttiğim bu hususlar doğrultusunda, PKK terör örgütüyle masaya oturulsun
şeklinde yorumlamamalı.

Biliriz ki, bir
devlet, hiçbir terör örgütüyle masaya oturup, pazarlık yapmaz.

Neticede
asıl olan, ne zamandır ülkemizde nice canlar alan, yuvalar yıkan, arkasında
yetim çocuklar bırakan terörün, alınacak tedbirlerle ortadan kaldırılmasıdır.

Yok
eğer, söz konusu girişimler yerine, bugün olduğu gibi sessizliğimizi korursak,
yine nice canlar yanacak, korkarız ki, gittikçe tehlikeli hal almaya başlayan
eylemler, diğer şehirlerimize de sıçrayacaktır.

Öyleyse,
daha da geç olmadan, makulu mutlak yapalım.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.