TEHLİKELİ TIRMANIŞ

Bu haber 11 Aralık 2009 - 0:00 'de eklendi ve 608 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Tahmin değil görüyoruz ki, tarihin hiçbir döneminde ülkemiz bu denli belirsizliğe sürüklenmedi.
Geçmişten günümüze istenmeyen birçok olaylarla karşı karşıya gelmiş olsak.
Zaman zaman demokrasi kesintiye uğramış olsa da, hiçbir zaman gelişmeler bu hal almamıştı.
Zira bugün resmen belirli bir kesimin ayaklanması vardır.
Türkiye üzerinde gözü olanlar ve bunlara çanak tutan işbirlikçilerin, akıl almaz, mantık kabul etmez eğilimleri vardır.
Güneydoğu ağırlıklı birçok kentler dahil, daha nice yerleşim merkezlerimizde kaosa yönelik eylemlerin sürdürülmesinin başkaca nasıl izahı olur?
O nedenle şu aşamada, her kim olursa olsun, farklı düşünmüyor.
Her ağzını açan, bu işin sonu nereye varacak? demekten kendini alamadığına göre, oturup düşünmeliyiz.
İktidar-muhalefet bir olup, kafa kafaya vererek, bir çözüm yolu aramalı.
Bu da yetmez.
Ülke genelinde konuşlanan tüm kurum ve kuruluşlar da çözüme ortak edilmeli.
Ancak o zaman, zor olsa da bir çıkış yolu bulunabilir.
Aksi halde, bu gidişat daha da tehlikeli yol alma eğilimindedir.
***
Tabloya bakınız.
Bir tarafta hükümetin, başlangıçta kendi başıma çözerim! diyerek yola çıktığı sözde “Kürt açılımı”.
Ki bugün isim değiştirerek “demokrasi açılımına” dönüştürüldü.
Diğer yanda, dur durak bilmeyen terör saldırıları.
Daha 4 gün öncesinde yüreğimizi parçalayan Tokat ili Reşadiye İlçesinde, hain pusu sonrasında şehit edilen 7 kınalı kuzumuz.
Hal böyle olunca, bu nasıl demokrasi açılımı, demeyenimiz var mı?
Üstelik karşı taraf için açılım hikaye olarak algılanıyorsa.
Siz ne yaparsanız yapınız, bildiklerini okumaktan geri kalmadıkları için menfur saldırılar sürdürülüyorsa.
Bu nedenle girişimlerin bir işe yaramayacağı ve de yaramadığı ayan beyan bellidir.
İlişkin olarak, artık yeter.
Bunca sürede akıtılan kardeş kanı dursun.
Tarihin nice dönemlerinde bir ve beraber olmuş.
Ülkenin bağımsızlık mücadelesine atıldığı süreçte omuz omuza savaşmış olanlar, bugün karşı karşıya gelmemeli deseniz de, asıl olan niyettir.
Eğer özde ”üzüm yemek değil bağıcıyı dövmek” varsa, girişimler beyhudedir.
Böyle olduğu da ortada.
Aksi olsaydı hükümetin, terörün önlenmesi adına izlediği politika tasvip görürdü.
Şimdi bir kez daha anlıyoruz ki, terör grupları ve onları destekleyenlerin niyetleri başka.
Ama bilmiyorlar ki izlenen yolun kimseye faydası yok.
Üstelik gidişat böyle sürüp giderse daha da tehlikeli hal alır.
***
Bu kahredici tablo karşısında, şu denebilir.
Acaba hükümet, terörün önlenmesi adına yola çıktığı açılım sürecinde, her kesimle diyalog içerisinde olsaydı.
Özellikle muhalefet partileriyle durum değerlendirmesi yapıp, ortak bir noktada birleşselerdi, bir netice alınabilir miydi?
Alınır alınmaz kestirmek güç olsa bile, her halde bugünden kötü olmazdı.
En azından, bu tür olaylar karşısında dimdik ayakta duran bir Türkiye olarak yer alırdık.
Şimdiki gibi bölük pörçük değil.
***
Bir kez daha altını çizmek istiyorum.
Ülkemizin gidişatı hayra alamet değildir.
Her alandaki gelişmeler, hızla tehlikeli hal almaktadır.
Dolayısıyla olayların mecrasında seyretmesi için her kime olursa olsun görev düşmektedir.
İktidar, daha da geç olmadan tüm muhalif partilerle bir araya gelip, tehlikeli tırmanışa dur demelidir.
Aksi halde, yarın geç olabilir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.