TEDBİRSİZLİKTE ÜZERİMİZE YOK

Bu haber 06 Nisan 2012 - 0:00 'de eklendi ve 555 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Ülkemizde öylesine olumsuzluklarla yüz yüze geliyoruz ki, dışı seni içi beni yakmıyor.
Tümüyle her birimizin yüreğini dağlıyor.
Nasıl kahrolmazsınız?
Gün geçmiyor ki yeni bir felaketle karşılaşmayalım.
Bu arada doğal afetlerden dem vurmuyorum.
Yine de deprem, sel ve çığ gibi doğa olaylarının önünü almak pek mümkün olmasa da bazı tedbirleri almakta elimizde.
Eğer her gün yer sarsıntılarıyla yüz yüze gelen Japonya, Rıchter ölçeğine göre çok şiddetli olmayan depremler dışında bir takım önlemler alarak zayiatı asgariye indiriyorsa, demek ki bir şeyler yapılabiliyormuş.
Ama siz Allah’tan gelen diyerek, eliniz kolunuz bağlı oturursanız, kader deyip geçemezsiniz.
Oysa yapılması gereken, zemin etüdü olmak üzere yapılaşmada istenen kriterlerin yerine getirilmesidir.
***
Depremin dışında karşılaştığımız bir başka felaket sel.
Elbet sel de tahrip gücü fazla olan bir doğal olayı.
Ne var ki, bazı tedbirleri almak yine elimizde.
Ama siz olur olmaz yerlere konut ve iş yerleri inşa ederseniz, aşırı yağışlar sonrası oluşan sel suları her şeyi alıp götürür.
Sizde ardından dövünür durursunuz.
Halbuki aşırı yağışların egemen olduğu yerlerdeki yapılaşmalar, mutlak surette azami dikkat gerektirmektedir.
Çığ içinde durum farklı değil.
***
Türkiye olarak bu tür doğa olaylarından ayrı öylesine felaketlerle yüz yüze geliyoruz ki, müsebbip bizleriz.
Kimler nasıl bir yaklaşım içerisinde olsa da adına ister tedbirsizlik diyelim, isterse umursamazlık, bir yerde felaketleri davetiye çıkarıyoruz.
Hangi birinden dem vurayım?
Her yıl binlerce insanımızın trafik kazasına kurban gitmesine mi?
Maden ocaklarında yeterince tedbirler alınamamasına mı?
Doğalgaz kullanımının daha yoğun olduğu kentlerde, alınamayan önlemler sonucu yaşanan can kayıpları!
Fırtınalı günlerde soba kullanımının yoğun olduğu meskenlerde gözlenen dumandan boğulmalara mı?
Ve daha neler neler var ki, bu konuda dünya birincisi olduğumuz araştırmalardan belli.
***
Tamam da bir takım tedbirler alamaz mıydık?
Elbette alınırdı.
Eğer, karayollarında seyrederken hız sınırını aşmaz,
Karşımızdaki sürücülerin de hata yapabileceği düşünülseydi, ne kendi canımızdan olur ne de başkasının canına kastedilirdi.
Ama bizler direksiyonun başına geçtiğimizde kendimizden geçiyoruz.
Sonrasında olanlar oluyor.
Maden ocaklarında gözlenen felaketler, dünyanın her ülkesinde olmuyor değil.
Ancak, bugüne kadar meydana gelen grizu patlamaları ve çökmelerin temelinde, tedbirsizlik yatmaktadır.
Şayet maden çıkarma işlemlerinin sürdürüldüğü galeriler, her hangi bir tehlike içermeyecek şekilde yapılabilse, o denli can kayıpları olmazdı.
Yine bizlerden kaynaklanan bir tedbirsizlik sobalı evlerde onca insanımızın hayatına mal oldu.
Sıcaklık değerlerinin çok düşük, yanı sıra rüzgarların ters yönde estiği günlerde, ağzına kadar kömür doldurulan sobalar, uykuda onca vatandaşımızın hayatına mal olduğu bir vakıadır.
Onlar üşümemek adına sobalarını ağzına kadar kömür doldurup uykuya daldılar.
Ne yazık ki bir daha uyanamadılar.
Velhasıl neresinden bakarsanız bakınız millet olarak, muhtemel tehlikelere karşı kimi zaman kayıtsız kalıyoruz.
Sonrasında dayanılmaz acılar.
Oysa, her türlü olaylara karşı, elimizden geldiğinde tedbirler almak mümkündü.
 
 
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.