Taşıma Suyla Turizm Olur Mu? « Hamle Gazetesi

Taşıma Suyla Turizm Olur Mu?

Bu haber 13 Temmuz 2015 - 0:00 'de eklendi ve 1.270 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Doğan Haber Ajansı’nın muhabirlerinin yaptığı ve pek çok gazetede yayınlanan haberin başlığı böyleydi:

Taşıma Suyla Turizm Olur Mu?

Elbette olmaz.

Kastedilen yer ise Gökova Körfezi’nin önde gelen koylarından biri olan Akbük Koyu

Akbük Koyu’nda turizm olur mu?

Gönül isterdi ki bu haberin başlığı “Gökova Körfezi’nde Koruma altında olan cennet Akbük Koyu’nda yapılaşma olur mu?” olmuş olsundu!

xx        xx        xx

Akbük’te turizm olmaz!

Akbük ancak elde kalmış birkaç koy ve birkaç km uzunluğunda bakir kalabilmiş kıyılarımız ile birlikte Muğla’da turizmin yapılmasına neden olur.

Orayı da bitirin bakalım ne olacak?

Muğla kıyılarında, Gökova Körfezi’nde neredeyse içine etmediğimiz yer kalmamak üzere…

Aklıma bir fıkra geldi.

Dişi kuş, erkeğine yuvalarının dışkıları ile dolduğunu, karşı dala yeni bir yuva yapmaları gerektiğini söyler. Erkek kuş da “Biz de bu kıç varken, oraya yapacağımız yuvayı da doldurmayacak mıyız?” diye karşılık verir.

Her türlü koruma kararına rağmen Akyaka’nın içine etme sürecini neredeyse tamamlamakla karşı karşıyayız.

Sıra Akbük’e mi geldi?

xx        xx        xx

Milas-Bodrum arasındaki ‘Güvercinlik’ bir zamanlar Türkiye’nin en büyük kaçak köyü idi…

Bu gün ise “tatil köyü”…

Gazeteci Yazar Nazlı Ilıcık’ın da villasının bulunduğu o Güvercinlik, “Taşıma Suyla Turizm Olur Mu?” türünden oldukça masum taleplerin ortaya konduğu haberler sayesinde “yasallaştı”…

Nazlı Ilıcak’ın, Güvercinlik’in karşı kıyısındaki çamlık yamaçlarda da arazisi vardı. Sattı. Ardından o karşı kıyılarda (Pina Yarımadası) orman yangınları çıkar oldu. Yanan alanlarda tepkilere rağmen tesisler yapıldı, yapılmaya devam ediyor…

Oradaki yapılaşmaya Nazlık Ilıcak’ta tepki gösteriyor!

xx        xx        xx

Güvercinlik’te kaçak yapılaşma başladığında da gazeteler betonlaşmaya dikkat çeken haberler yapmışlardı. Sonra aynı gazetelerde “Güvercinlik’in yolu yok suyu yok, kanalizasyonu yok” haberleri çıkmaya başladı!

Birkaç yıl sonra Pina Yarımadası’na, kanalizasyon, yol, su isteyen haberler çıkmaya başlarsa şaşırmayın.

Ben şaşırmam…

Muğla kıyılarında bir yerle ilgili “kanalizasyon” talebi başlamış ise bilin ki orada talan tamamlanmış demektir. Korkarım Akbük Koyu’nda da aynı duruma karşı karşıyayız.

Akbük Koyu’na bu gün su isteniyor.

Ya yarın?

xx        xx        xx

Doğan Haber Ajansı mahreçli ve “Taşıma Suyla Turizm Olur Mu?” başlıklı haberleri görünce ilk aklıma gelen Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök oldu. Kendisi yıllardır Akbük’te ‘lokanta ruhsatı’ ile villaya çevirdiği “yağhaneye” yaptığı eklentilerle ‘öteki gazetelere’ haber olur.

Tarihi yağhaneden ‘lokanta ruhsatı’ ile çevirme villanın kaçak eklentileri için 2009’da yıkım kararı çıkmıştı. Yıkıldı mı bilmiyorum. Muhtemelen yıkılmamıştır… Orada başka kaçak yapılar da var…

Bu durumu şimdi bir gazete haberi üzerine oraya “altyapı” götürme yarışına giren Muğla Valiliği ile Muğla Büyükşehir Belediyesi MUSKİ’ye (Muğla Su Kanalizasyon İşleri Genel Müdürlüğü) mi, yoksa kaçaklarla ilgili yasal işlemlerin başlatıldığı dönemde İl Özel İdaresi Genel Sekreteri olan Kültür Turizm Müdürü Veli Çelik’e mi sormalı?

Tabi Muğla’da Koruma Kurulu, ÖÇK (Özel Çevre Koruma) mı var?

Taşıma Suyla Turizm Olur Mu?” başlıklı haberi görünce ilk aklıma gelen bunlar oldu…

Lokanta ruhsatı ile yağhaneden villa olur da, taşıma suyla turizm neden olmasın?

xx        xx        xx

DHA’nın “içme suyu sıkıntısı” haberi başta Hürriyet, Milliyet, Hürriyet Ekonomi, Turizm Global, Radikal ve Turizm Forumu olmak üzere (Havuz Medyası ile Cumhuriyet, Sözcü gibi gazeteler hariç) hemen her yayın organında yer buldu…

Akbük Koyu’nun hemen üzerinde 23. ve 24. Dönem Muğla Milletvekili Yüksel Özden’in köyü Kıran olmak üzere Yerkesik Köylerinde (Menteşe Mahalleleri) de senelerdir su sorunu vardır. Akbük’e Yerkesik üzerinden gidenler yol boyunca küçük göletlerle karşılaşırlar…

Ben buraların susuzluğunun bir gün olsun basında yer aldığını görmedim. Valilik ve MUSKİ ise bir haber üzerine bu günlerde Akbük’e su götürme telaşı içindeler…

xx        xx        xx

Söz konusu haberin spotlarından birinde, “Muğla’nın cennet köşelerinden Gökova’nın Akbük Koyu’nda, bölgenin 1’inci derece doğal SİT olması nedeniyle gerekli altyapı hizmetlerinin yapılamaması yüzünden yaşanan su sıkıntısı, hem işletmecilerin, hem de tatilcilerin tepkisini çekiyor.” olmuş…

Bu spot bile yanlışı ve tehlikeyi çok iyi anlatıyor!

Birinci Derecede Doğal SİT Alanı ve Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde altyapı hizmetlerine ne gerek var?

xx        xx        xx

Akbük’te turizm denildi mi ilk akla gelen ise senelerdir o koyun ekmeğini yiyen Altaş ailesi gelir… Eğer “tesis” denilirse orada bir de İl Özel İdaresi tarafından düzenlenen ve MELSA tarafından işletilirken, İl Özel İdaresi de kapanınca Valilik şirketi MUÇEV tarafından kiraya verilerek işletilen “Günübirlik Alan” var… Haber bunların üzerine kurulmuş.

Haberin ikinci spotunda da şöyle denilmiş:

Koya yakın mahallelerde elde edilen su bölgeye traktörlerle taşınıp depolara dolduruyor. 15 lira vererek plaja giren, 20 lira da şezlong kiralayan tatilciler, yetersiz kalan depolar yüzünden marketten aldıkları sularla duş aldıklarını söyleyerek sıkıntıyı dile getirdi.”

Haberde Ertuğrul Özkök değil, babası ile birlikte 26 yıldır Akbük Koyunda Altaş Restoran ve Pansiyon‘un işletmeciliğini yapan Öner Altaş konuşturulmuş. Altaş şöyle demiş:

İlk yıllarda birkaç balıkçı ve günde gelen 30-40 kişi ile turizm yapardık. Ama artık Akbük büyüdü, oteller restoranlar marketler oldu. Günde 4-5 bin kişi tatil yapıyor. Muğla İl Özel İdaresi tarafından su şebekesi 200-300 metreye kadar getirildi. Ancak koyun 1’inci derece doğal SİT olması yüzünden ÖÇK tarafından izin verilmemesi nedeniyle su şebekesi için gerekli çalışma yapılamıyor. Bu nedenle taşıma su ile yani traktörlerle 6 km uzaklıktaki Kultak ve Hayıtlı mahallelerinden suyu taşıyarak getiriyoruz. Taşıma su ile turizm olur mu ama oluyor. Çaresizlik içerisindeyiz.

xx        xx        xx

Bindiği dalı kesmek diye buna denir…

Altaş ailesi 26 senedir orada Mavi Yolculuğa çıkan yatlardan para kazanır. Elbette günübirlikçi Muğlalıları ve Akyaka’dan Ören’e geçen yerli turistleri de ağırlar…

Görünen o ki Altaş ailesine denizden gelen nasip yetmiyor, gözü karaya dikmişler” diyeceğim, diyemiyorum…

Siz söyleyene değil, söyletene bakın…

Öner kardeş, oraya altyapı ile birlikte derli toplu tesislerin; “olmayan turizmin” gelebileceğini ve onlarla birlikte sadece o koyun bakirliğinin değil, Altaş ailesinin ekmeğinin ve Muğlalıların, Yerkesiklilerin günübirlik alanlarının ortadan kalkabileceğinin farkında değil sanırım…

xx        xx        xx

Sadece Öner Altaş değil, Muğla Valiliği ve MUSKİ de öyle diyor;

Koyun 1’inci derece doğal SİT olması yüzünden ÖÇK tarafından izin verilmemesi nedeniyle su şebekesi için gerekli çalışma yapılamıyor.

Su şebekesine engel olan ÖÇK yapılaşmaya nasıl engel olamadı?

Yarın devam edelim.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Beşiktaş 13 Temmuz 2015 / 08:41

Akbük koyunu koruyalım. Bu konuda en çok Muğla’lıların duyarlı olması gerekir. Şimdiki adıyla Menteşe’lilerin çünkü Muğla ilçeleri içerisinde Menteşe’nin denize kıyısı olan tek yeri Akbük’tür. Milas, Bodrum, Marmaris kıyıları malum. Güvercinlik’te gündemde olan yapımı süren iki otel Milas İlçesi sınırları içerisindedir. Çok katlı olmasının sebebininde Milas’ın imar durumu örnek gösterilmektedir. Demek Bodrum İlçesi sınırları olan yapımı süren otellerin karşı kıyısında yer alsa Bodrum imarına göre kat yüksekliği bu kadar olmayacak. Doğan Holding medyası Akbük’e el atmışsa Akbük elden gidiyor demektir. Biz hemen Akbük’ün son güzelliklerini görmek için yola revan olalım. Arabada yada ağaç altında yatıp Akbük’ü bu haliyle görmek için geç kalmayalım. Taşıma suyla turizm olur mu? Olur. Bu konununda uzmanı Bodrum’lu turizmcilerdir. Daha düne kadar Bodrum’da kamyonlar otellere su taşırlardı. Kaç kişi bu su kamyonlarının altında kaldı. AKP iktidarı Bodrum’dan oy alamadığı halde Bodrum’a Milas Akgedik ve Geyik barajlarından su getirmeseydi hala kamyonlarla su taşınır olacaktı. Su meselesinden dolayı Akbük’e kıymayalım. Orada hemen denizin kıyısında kaynak suyu var duşu ve kullanma suyunu oradan idare edelim. Akbük’ü koruyalım. Menteşeliler kıyınızı, koyunuzu sahip çıkın. Bodrum’un Marmaris’in düştüğü hatalara düşmeyin. Buraların halini görüyorsunuz biliyorsunuz. Eğer Akbük betonlaşır sa oralarda denize bile giremezsiniz. Akbük’ü ta tepeden bakmak zorunda kalmayalım. Kanalizasyon ve su götürmek demek yapılaşma demektir. Büyükşehir Belediyesi buranın oyuna sizin ihtiyacınız yok. Akbük’ü koruyalım alt yapı götürmeyelim. Bodrum köylüleri vaktiyle sattıkları yerlere giremiyorlar. Sattıkları yerde denize ayaklarını bile sokamıyorlar. Bekçi olarak bile işe almıyorlar. Bodrum kıyıları size örnek olsun. Marmaris’in Çamlı Köyü’nün deniz kıyısına tel örgülerden ulaşmak mümkün değil. Sedir Adası karşısı. Yanında da bir bankanın eski dinlenme tesisi var. Akbük betonlaşmasın doğal haliyle kalsın. Otelde kalmak isteyenler yakındaki Akyaka ve Ören’ e gitsinler. Günübirlik alan olarak kalsın. Akbük’tede Halep Çamı var. Güvercinlik’te de Halep Çamı var. Demek ki Halep Çamı çok çekici. Halep Çamlarımızı sahip çıkalım. Akbük Muğla’nın Menteşe’nin göz bebeğidir. Gözbebeğimizi koruyalım. Özcan Bey iyi ki varsınız. Yoksa bunları nereden ve kimden duyacaktık.

Müşteba KARAMANOĞLU 13 Temmuz 2015 / 12:14

Turizm Muğla ve Biz ..
Sayın Metin arkadaşımızı kutluyorum ..gelişen türizm merkezlerinin AKİBETİNİ dile getirmiş ..Sahip olunan topraklar .araziler,tarlalar turizme açıldıtan sonra ilk sahipleri şu an kendi sattıkları arazilere tesisler yapıldıktan sonra önünden bile geçemiyorlar ..Marmaris te .Bodrum,da Fethiye,de de aynı durum var ..Marmaris’in yerlileri turizm sektörünün açtığı yolda kayboldular .
Ankara Ünv. Turizm Otelcilik bölümü eğitimi aldım .Stajımı Yalancı Boğaz Ada ağzı mevkiinde bir turistik tesiste tamamladım ..
Tesadüfki 1984 o yörede açılan ilk tessis için iş makinesi ve malzzemeleri temin etmiştim .. Doğa ,Bakir alanlar tamamen tesis ve yapılaşma ile dolmuş ..
Aksaz, da aynı idi faka t oradaki yapılaşma bir başka alan .. 1982 de AKSAZ Tamaman bakir ,, ve doğal bir yöre idi .. şimdi bir şehir oluşmuş ..
İhaleyi alan şirketin işlerini ben almıştım .. tamirat servis .bakım ..
AKBÜK ,Ü Koruyalım en azından doğal SİT şartları ile modern yapılaşma olmadan ., olursada kültürel ve doğa tabiatina uygun olsun ..
Metin KALAY arkadaşımızı tebrik ederim tüm sorunları ve sosyal açıdan turizmi dile getirmiş tüm duyarlı HEMŞERİLERİMİNDE aynı tutum ve duyarlılık göstermesini DİLER
MÜBAREK KADİR GECESİNİ TEBRİK EDER HAYIRLARA VESİLE OLMASINI TEMENNİ EDERİM ..
YAKLAŞAN RAMAZAN BAYRAMINIZI KUTLAR . SAYGILARIMI SUNARIM
MÜŞTEBA KARAMANOĞLU .