Tarım Ülkesi Olmanın Dayanılmaz Ağırlığı

Bu haber 25 Aralık 2015 - 0:10 'de eklendi ve 901 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Ülkemiz adına yıllardır dillendirilmesine karşın, hala ortak noktada birleşilemeyen bir konu var.

Dünya genelinde konuşlanan ülkeler arasında, gelişmişliği öngören çalışma alanı yönünden Türkiye’nin yeri neresi?

Daha açık bir ifadeyle sanayi ülkesi mi?

Yoksa tarım ülkesi mi?

Veya ikisi arasında bir karar verilemedi mi?

***

Dedim ya yıllardan bu yana gündemde yer etmesine karşın tereddüt içeren bir konu olduğuna kuşku yok.

Ne hikmetse, Cumhuriyet tarihi boyunca ülke yönetiminde görev üstlenen nice hükümetler, ülkenin imkan ve şartlarıyla bağdaşan ekonomik modeli işlerlik kazandırmaları gerekirken, tabir yerindeyse bunca yıl havanda su dövdüler.

Hep, dünya hızla sanayi hamlesi içerisinde iken bizim başka bir yol seçmemiz doğru değildir yaklaşımı içerisinde oldular.

Bu eğilim, bir yönüyle doğruydu.

Sanayi ile birlikte tarımı da gerçekleştirirseniz!

Buna karşın biz;

Dünya bu tür yol izlerken, Türkiye’nin sanayi gelişmelerinden uzak kalması olmaz.

Bu nedenle ne yapıp edip, ülke genelinde sanayi hamlesini başlatmalıyız yaklaşımı içerisinde olduk.

Kısaca yıllar boyu yönetim kademesinde bulunan ilgili ve de yetkililer, tarımı geri plana attılar.

Yanı sıra bir gerekçe daha öne sürüldü.

Bugün dünyada konuşlanan ülkeler arasında gelişmişlik bağlamında ilk sıralarda bulunan ülkelerin tamamı, sanayileşen ülkeler.

Hal böyle iken Türkiye’nin farklı bir yol izlemesi, dünyaya ayak uyduramaması demektir.

Bu nedenle ülke olarak ne yapıp edip çeşitli alanlarda sanayileşmeyi gerçekleştirmeliyiz.

Tamam, buna bir eğilim hariç kimsenin itirazı olamazdı.

Sanayileşme yanında, Türkiye’nin şartlarıyla bağdaşan bir başka ekonomik modelin de devreye girmesi gerekir.

Özellikle tarımın geliştirilmesi noktasında gereken mutlaka yerine getirilmeli.

Bunun anlamı, dünya ülkelerinin benimsediği modern tarım uygulamalarına yönelmektir.

Yani Türkiye bir taraftan sanayi hamlesini gerçekleştirirken diğer yandan Türk halkı için kaçınılmaz modern tarım modeli devrede olmalı.

Kısaca sanayi ile birlikte, insan yaşamı için olmazsa olmaz tarım ürünlerinin değerlendirilmesi adına, gerekli ve de yeterli adımları da atmalı.

Ne zaman bu tür bir yol izlendi, sorun yok demektir.

Aksi halde, tarım adına gereğini yerine getirmeyen ülke olarak, sorun üstüne sorunlar yaşanacağında kuşku yoktur.

Tıpkı son yıllarda olduğu gibi.

Son yıllar diyorum.

Ne acıdır ki, ülke yönetiminde görev üstlenen nice hükümetlerin yanlış politikaları yüzünden, varlık içerisinde yokluk çeken ülke durumuna düştük!

Her halde bu tür açmaz içerisinde olduğumuzu kimse inkar edemez.

Hele dünden bugüne hükümetler, aksini söyleyemezler.

Öyle olsaydı, temel tüketim ürünlerimizden buğday başta olmak üzere çeşitli tarım ürünleri ithal eden ülke durumuna düşmezdik.

Bu nedenle, özellikle aynı dönemler hükümetlerinin ilgili bakanları karşı çıksada, çeşitli tarım ürünleri bağlamında varlık içerisinde yokluk çeken ülke durumuna geldik.

Yine de savunmaya geçilirse, onlara tek bir şey söylemek gerekir.

Söz konusu yıllar ithalatında tarım ürünlerinin ne denli yer ettiğine bakınız.

Ortaya çıkan tablo üzerine aksi söylenemez ve de iddia edilemez.

Zira ithalat kayıtlarında herşey tüm ayrıntılarıyla saklı.

Bu yüzden kimse kalkıp Türkiye’de tarımın kalkınması adına gereken yapıldı! diyemez.

Günümüze gelince…

Mevcut hükümet bakıp gördü ülke olarak tarım ürünlerine önemli ölçüde ihtiyaç var.

İthalattan doğan meblağ önemli yer tutuyor.

Modern tarım uygulamalarına yönelmeliyiz eğilimi içerisine girildi.

Evet şu sıra Ak Parti Hükümetinin tarım adına izlediği politika, yıllardan bu yana izlenmesi gereken yoldu.

Ne var ki gereği yerine getirilmedi.

Şimdi bakıp görüldü, tüm dünya ülkeleri yanında Türkiye’nin evvel emirde temel ihtiyacı tarım ürünleri.

Modern tarım uygulamalarına yöneldik.

Geç kalınmış bir yol olsa da zararın neresinden dönülse kârdır diye baktığımızda, izlenmesi gereken politika olduğunda birleşiliyor.

Belli ki, bu alanda önemli mesafeler alan Hollanda ve Danimarka gerçeğine karşın, yıllarca tarım ülkesi olmayı içine sindiremeyenler, söz konusu ürünlerden doğan ihtiyaç üzerine, TARIM ÜLKESİ OLMANIN DAYANILMAZ AĞIRLIĞI’nı kabul etmek zorunda kaldılar.

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.