Tarım Görmemezlikten Gelinemezdi… « Hamle Gazetesi

Tarım Görmemezlikten Gelinemezdi…

Bu haber 07 Temmuz 2015 - 0:59 'de eklendi ve 687 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Yıllardır bıkıp usanmadan Muğla adına bir gerçeğin altı çizildi.

Özellikle kurum temsilcileri ve basın kuruluşları tarafından.

Naçizane, aynı konuyu defaten kaleme aldım.

Bununla da yetinmeyip Hamle TV’de gerçekleştirdiğim “günleri izlerken” programında ilgili ve yetkililerle konunun masaya yatırılmasını sağladım.

Yapmak zorundaydım.

Söz konusu mesele sadece Muğla için değil, bizatihi devletin çıkarlarına yönelikti.

Öyleyse, özellikle ilgili ve yetkililer, ne yapıp edip taşın altına elini koymalıydılar.

Şimdi gözlüyoruz ki meseleye yaklaşımları istenen düzeyde.

Buda şüphesiz memnuniyet veren bir olaydı.

***

Bilmem neden dem vurduğum kestirildi mi?

Hiç şüphe yok ki çoğunluk ne demek istediğimi hemen algılamıştır.

Aksi düşünülemez.

Muğla adına en önemli çalışma alanlarından biri tarımdı.

İlişkin olarak tarımda çeşitlilik..

Özellikle turfanda sebzecilik ve seracılık..

Ne var ki, ülke yönetiminde görev üstlenen hükümetlerin belirli bir süre tarımı üvey evlat olarak görüp 2.plana atmaları başlı başına bir hataydı.

Oysa Türkiye, sahip olduğu topraklar ve iklim koşulları itibariyle, özellikle turfanda sebzecilik ve seracılık bağlamında biçilmiş kaftandı.

Dünyada konuşlanan onca ülkeler arasında bu şartları taşıyan ender ülkelerden olduğumuza göre bu durumu değerlendirmek kaçınılmazdı.

Bir kere, ülkemizin tarım çalışmalarına ağırlık vermesi halinde, ekonomik anlamda tahminlerin üzerinde gelir elde edileceği gibi 7 milyarı geçen dünya nüfusunun beslenmesi bakımından önemliydi.

Bu nedenle ülke olarak bir taraftan modern tarımın tüm koşullarını yerine getirirken, aynı ürünlerin ihracatından tahminlerin üzerinde girdi sağlanırdı.

Hiç şüphe yok ki bu tür yol izlendiği takdirde, bölge insanı kadar bizatihi devlet, tahminlerin üzerinde gelir elde edecekti.

Öyleyse izlenecek politika belliydi.

Bu yaklaşımdan hareketle Türkiye’nin mutlak surette modern tarım uygulamalarını ağırlık vermesi gerektiğinin altı çizildi.

***

Peki modern tarımın tüm koşulları yerine getirildi mi?

Yanı sıra, elde edilen tarım ürünlerinin ihracatı gerçekleştirildi.

Karşılığında, önemli miktarda döviz girdisi sağlandı mı?

Üzülerek ifade etmek gerekirse, hayır..

Kimi zaman, bilinçsizce yapılan tarım politikası, yetmezmiş gibi bazı üreticilerin tamahkârlığı, ülkenin aleyhine gelişmeler olarak yerini aldı.

Kim ne derse desin, nasıl bir yaklaşım içerisinde olsa da Türkiye olarak, her türlü koşullara sahip olduğumuz halde, tarım avantajını değerlendiremedik.

Oysa tam tersi olmalıydı.

Bugün diğer sanayi kollarından elde edilen döviz tutarında bir parayı, tarım ürünlerinden elde edebilirdik.

Maalesef, ister bilinçsizliğe bağlansın isterse aşırı hırs, ülkemiz tarımının hak ettiği yerde olmasını engellemiştir.

İşte bunun en belirgin göstergelerinden biri.

Tarım çalışmaları bağlamında Muğla’nın en önemli merkezlerinden olan Fethiye İlçesini ziyaret eden vali Amir Çiçek, bakınız konuya ilişkin nasıl bir açıklamada bulunuyor.

Fethiye ekonomisinde önemli rol oynayan sektörlerden biri turizm olduğu kadar tarımdır.

Burada turizmin daha da canlandırılmasını sağlayacak tarım ürünlerinin çeşitliliği yanında kalitesini de artırarak, turizmi daha da canlandırabiliriz.

Burada tek başına bir sektör düşünemiyorum.

Hem turizmi hem de tarımı tetikleyen, destekleyen sektörler olarak görüyorum.

Ardından 6 aylık süre içerisinde ihraç edilen ürünlerden domatesle ilgili diyor ki;

Fethiye’de ilk 6 ayda 144 bin domates başta olmak üzere sebze ihraç etmişiz.

Bu nedenle yönümüzü sadece turizme değil tarım çalışmalarına da döndürmeliyiz.

Bilmem, yıllardır altı çizilen, ülke ekonomisinde lokomotif görev üstlenen turizm, mutlak surette tarım ürünleriyle desteklenmeli görüşüne, bu haliyle karşı çıkmak olur mu?

Kısaca tarımı görmemezlikten gelmek mümkün mü?

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.