TARİHTE, 18 MART VE 31 MART

Bu haber 22 Mart 2012 - 0:00 'de eklendi ve 732 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Tarihimizde 31 Mart olaylarının özeti Osmanlı Hanedanının sonu olmuştur. Sultan Abdülhamit Han, kendisi de Ülkede halk idaresini benimseyen, hatta idaresi müddetince yazarları, gazeteleri, saraya karşı kurulmuş dernekleri kolladığı gibi masonları bile kollamıştır. 1900’lü yıllara gelindiğinde asker yönetici, hatta din adamı hüviyetindeki makam sorumluları ve ün yapmış şairler, Padişahı sevenler ile sevmeyenler bir noktada birleşmiş Meşrutiyeti dahi beğenmeyip isteriz de isteriz durumu oluşmuştu. 1908’de kabul edilen 2. Meşrutiyet,  padişahın bütün yetkilerini meclise devretmişti. Osmanlı hudutları içinde bulunan muhtelif azınlık temsilcilerinin meclise girmesi neticesi koca Osmanlı ordusunun yönetimi maceracı birkaç paşanın emrine girmiştir.
18 Mart 1915 tarihi Çanakkale savaşlarının zafer günü
Osmanlı ordularını 4 cephede Dünya savaşına sokan İttihatçıları, Çanakkale savaşlarında çok gerilerde görüyoruz. Onların kumandasında her savaş kaybedilmiş olduğundan, Yüzbaşı konumundaki, Subaylardan İttihatçılarla iç mücadele etmekle ün yapmış Mustafa Kemal ve yakın arkadaşları Çanakkale savaşı öncesi görev alma mücadelesi vermişlerdir. Çanakkale’nin en hayati günlerinde cephede, bizzat süngü savaşlarına komutanlık etmişlerdir. Bu savaşta özellikle Mustafa Kemal’in duruma göre ani karar verebilme kabiliyeti, düşman komutanlar tarafından dahi hem takdir ve hem de korku yaratmıştır. Mustafa Kemal için Kurtuluş savaşında liderlik Çanakkale’de başlamıştır. Vahdeddin hanın Padişah olması da büyük şans olarak değerlenmiştir.
İttihat ve terakki cemiyeti liderlerinin halk nazarında itibar kaybetmesi neticesinde, Mustafa Kemal ile Vahdettin ve Kazım Karabekir üçlüsü Anadolu’da mücadelenin başlaması için ilk nüve geliştirdiler.
Milletle konuştular, fikirlerini her yere duyurdular. Dağa çıkan efelerden, varlığı olan ağalardan, Yurt çapındaki din adamlarından Halkımızla kenetlendiler ve zafer bayrağını diktiler.
MUĞLA OLAYI
İktidar partisi Milletvekili Profesör Yüksel Özden Pazar günü Muğla’da basın toplantısı düzenledi;
Milletvekili, Muğla’nın Vilayet oluşunun 100. Yılından bahsetti. İlk defa bu tarihi günü kutluyoruz. Yüksel bey bizim aramızdan yetişmiş bir köylü çocuğudur. İkinci devre Milletvekilliğinde ne olduysa politikayı öğrenmiş gördük. Konuşmaları heyecandan içimizi ferahlatıyor. Büyük bir boşluğun dolmaya başladığını, elindeki taşı duvarın gedik yerine ustalıkla koyuşu bize,  hasretini çektiğimiz eski politikaları hatırlattı.
Konuşmalarını Hamle’de okudum. Kendilerine milletin önünde açıkça sormak istediğim ve hemen cevabını milletin duymasını istediğim konular vardı…
Soru: TOKİ 650 veya 700 ev yapıyor. Bu evlerden 100 tanesi hiç imkanı olmayan vatandaşlarımıza dağıtılacak. Hem de Muğla’nın Vilayet oluşunun 100. yılı gününde. Bu tarih Ekim 2013 olduğuna göre TOKİ; arsa, plan program gibi veya hepsi kolay da,  zor olan Belediye’ye kaç ev verilecek?
Daha düne kadar Doğal gazın Denizli istikametinden geleceğini söyleyen Belediye Başkanı, Doğal gazın Akçaova’ya kadar geldiğini de o tarihlerde Seyfi Terzibaşıoğlu’ndan öğrendik. Son günlerde ise, devlet ihale etmiyor, sanayi olmayınca sarfiyat az olacak ve harcı masrafını korumayacak demektedir.
Eski Adliye binası Vakıflardan tahsisen Belediyeye verildi. Tamiri içinde 285 milyon nakit yardım edildi.  Bu muamele daha yarım iken, adı geçen binayı ve eski ceza evi binalarını Üniversite istedi. Güzel sanatlar akademisi açmak suretiyle  çarşı esnafını korumak ve civardaki evleri değerlendirmek için.
Üniversiteye bu hurda binaları vermediler.  Fakülte Bodrum’a gitti, şimdi üç bin nüfuslu bir kasaba oldu.  Sanki Bodrumun  nüfusa ihtiyacı varmış gibi!!!  Şimdi şehir içme suyuna yüksek zam yaptılar. Biz söylemiştik kuyu suyu hem pahalı ve hem de bir sene sonra yetmez diye…
Arasta için söz veren Devlet, kendi adayı kazanmadı diye sözünden dönmedi, iş devam ediyor. Menteşe sinemasının, Akyol’da 1000 dönüm vakıf arazisinin, kışlanın, doğu yatağının, Patpat tarlasının binlerce dönüm arsa Adalet Partisi döneminden miras kalmıştı. Zihni Derin iş merkezinde 60 dükkan vardı. Yıkıldı içindeki esnaf perişan edildi. Yapılmak istenen inşaatın iskeleti yıllarca yapılamadı. Nihayet Anavatan iktidarı döneminde yarım inşaatın bir kısmı Devlet’e verildi. Karşılığı epey yüklü idi. Buna rağmen General Muğlalı iş hanı satılmaktan kurtulamadı. Nedir bunlar böyle?
Muğla’ya o kadar büyük hizmet eden Menteşeoğlu ile Haluk Özsoy adı gözle görülür bir caddeye verilmedi. Oysa kim kendisinin komünist olduğunu söylemişse onlar için Park bile yapıldı…
Sayın Milletvekilinin, Sokak, Cadde ve Bulvar adı konurken, ideolojik bir isim değil, yöreye hizmet veren, özellikle Muğlalı örnek isimler seçilmeli! Üniversiteye giden bulvarın ismi “SITKI KOÇMAN” olmalı, Denizli yolunun 300 metre sağ tarafı, 300 metre sol tarafı derinliğine sitten çıkartılmalıdır. Çünkü oralar eski tütün tarlaları idi. Haydi görelim! Kanunsa kanun…. Saygı ile…
  

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.