Tarafsız

Bu haber 21 Aralık 2017 - 0:02 'de eklendi ve 1.168 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Hüseyin Nizamoğlu

Türkiye’deki basın ve görsel medya içinde tarafsız olan hiç yok. Taraf olabilmek için ıkınan sıkınanlar çok. Biz onların bizden yana olan meziyetlerini elbette biliriz. Bizim davranışımıza göre dostluklar kurulurken, karşı tarafın üstün meziyetlerini dikkat ederek yola devam edilir. Mesela iki kişi arasında siyasi veya inanç yaşamı bakımından farklı olan yanlarını birleştiren meziyetler var. Evvela her ikisi de Müslüman’dır. Ancak birisi farkına varmadan bekli de hiç arzu etmediği halde dine karşı olanların ortasında kalmıştır. Oralarda İslam’ı yaşayan insanlara irtica hortluyor, İslam devleti kuracaklar. Şeriat gelecek, İran rejiminde olduğu gibi hür fikirli olanlara idam edecekler. Okullarda aşağı yukarı bu ve buna benzer fikirler beyinlere yerleşmişti. İslamiyet zayıflayınca yerine inançsızlık geliyor. Bu ülkenin okulunda okumuş birisi ne yapmış yapmış Danıştay başkanı da olmuştur. Artık devletin kilit noktasındadır. Hiç çekineceği kimse yoktur. Dokunulmazlığı da vardır. Böyle bir adam Danıştay’ın yıllık açılış konuşmasında (Allah’ı insanlar yarattı) dedi. Yani, haşa Allah yok anlamına gelen bu söz orada bulunan çoğunluk, etrafa bakınıyor acaba itiraz eden var mı diye… İktidar tarafında birkaç kişi vardır. Gözler o tarafa çevriliyor, acaba en ufak tepki gelir mi diye. Hükümet tarafı o anda salonu terk ediyor. Çok geçmeden adam vefat ediyor, cenazesi camiye getiriliyor. Cenazede İsmet Paşa da vardır. İmam diyor ki, bu adam zındıktır, cenazesi kılınmaz. En azından ben kılmam, çünkü mukaddes kitabımızı tefsir eden din alimlerine göre Allah’ın da emridir. Bunun üzerine bir subay tabancasını çekerek. Paşamı kim huzursuz etti diyerek etrafa korku salıyor. Neyse ki başka bir imam acele bulundu cenaze kılındı. Ertesi günü bütün ülkede Hakimler ve avukatlar cübbeleri ile çarşılarda dolaştılar. Din adamlarına gözdağı da verilmiş oldu. Bütün bu insanlar bizim okullarımızda okudu, işte böyle tarafsız yetiştiler. Konu ile ilgili M. Ali Demirbaş’ın yazısından bir bölüm vereceğim; Israrla tarafsızlıktan bahsedenler asla tarafsız davranmazlar. Bunlara göre iyi ye iyi, kötüye kötü demek tarafsızlığa gölge Hakkın, doğrunun, iyinin tarafında olmalı ve tarafsız olmaktan veya tarafsız görünmekten kaçınmalıdır. Bunları birkaç örnekle açıklayalım:

1- Trafik kazasında bir kadın ölüyor. Tarafsız, bacakları görünecek şekilde resmini çekiyor. Taraflı olan da açık olan yerlerini kapatıp öyle çekiyor.

2- İbrahim Aleyhis selam ateşe atılırken, karınca ateşi söndürmek için ağzıyla su taşıyor. (Bu suyla ateş söner mi diyorlar. (Sönmese de ben tarafımı belli etmeliyim, kimden yana olduğumu göstermeliyim.) diyor.

3- 56 sene evvel, milletin çoğunluğu Adnan Menderes’in tarafındaydı. Oylarıyla bunu belli etmişti. İhtilali yapanlar halktan korkuyorlardı, fakat idam edeceği zaman, halk tarafsız gibi davranıp hiçbir tepki göstermeyince, en azından bir yürüyüş bile yapamayınca, Menderes tarafsızlığın, renksizliğin, vurdumduymazlığın, nemelazımcılığın kurbanı oldu. O halde demek ki olaylarda tarafsız değil, doğrunun, iyinin tarafında olmak gerekir.

Demek ki tarafsızım demek yanlıştır. Herkesin tarafı var. Bu konuyu siyaset veya yazarlık üzerine tartıştığımızda bizim Hamle de Kökeni aynı olan taraflılar var. Kökeni karşı taraf olanlar da var.

Bu tarafların mesela A bölümünde bende varım. Benim tarafımdakiler, dik durmuyor, bulanık duruyorlar. Karşı tarafın başını çeken Özcan Özgür; Benim söylemediğim ve hiçbir zamanda söylemek istemediğim fikirlerini yazdı, bunu gazetenin kurucuları da okudu.

Dikkat ederseniz bana dokunmayınca şahıslarla sürtüşmekten kaçarım. Diyor ki, Birçok CHP’liler ile birçok MHP’liler beni sık sık arıyor, susturun bu adamı diyorlar diye yazdı. Yani beni sevmeyenler, ona çok yakındır. Bu da doğaldır. Ama, ben Özcan’ının muhatabı mıyım ki fütursuzca yazabiliyor. (Aslında benim sitemim İsmail Bey’e idi.)

Ben de 8 seneden beri sabırla dinlediklerimi duyduklarımı artık yazmak zorundayım. Bunu yazdım diye kimsenin işinden huzursuzluk duymasına gerek yok. Çünkü ben patron değilim.

Hamle matbaası kurulurken 105 ortaklı idi. Aramızda o zamanın Ülkücüleri de vardı. Diğer kurucuların cümlesi Adalet Parti’nin Haldun Menteşoğlu’nu sevenlerden teşekkül ediyordu. Bugün hisseleri devam edenler de dahil, Hamle’ye adeta dargınlardır. Özcan’ın orada ne işi var? Neden böyle oldu diye bana gelenlere ben hep yatıştırma yoluna gitmişimdir. Aslında iyi bir gazeteci olmasına rağmen politika hakkındaki görüşlerinin değişmesini beklerdim.

Not: Yedi sene evvel yazılan bu yazıda, bugün değişen yalnız Özcan ve okurları oldu: Muğla basının  hiç eleştiri yapamadığı yerlere  makamlara, basında bela aranıyor anlamına. (fincancı katırını ürküyor.) ve bu durum birçok okurların fikrini değiştiriyor.

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.