Takvimler, Ajandalar, Notlar

Bu haber 16 Mayıs 2017 - 1:41 'de eklendi ve 520 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

Kulaklarımıza pelesenk olmuş bir söz bir o kadar hamasetli, bir o kadar mübalağalı: “Türkler tarih yapar ama; yazmazlar.” Ne kadar da şifreli, ne kadar da benliğimizi gururla doldurup, o gururun içerisini boşaltma gayretinde. Türkler tarih yapar. Yapmakla kalmaz tarihi yaşar, yaşatır. Onun ülküsü bugüne kaim değildir, geleceğidir. O, benliği için bir şey istemez, evlatları, torunları hatta gelecek nesilleri için yaşar. TÜRKLER TARİH YAPMAKLA KALMAZ, TARİHİ BİREBİR YAZAR DA.

Rahmetli babamın ardında bir çok güzel miras arasında küçük küçük defterlere yazdığı notlarda vardı. Gün be gün tarih tarih not tutmuş, tarihe not düşmüş. Arkadaşlarının da o küçük defterlere sahip olduğunu hatırlıyorum. Babamın nesli yaşadıkları her şeyi birebir yazmayı adet edinmişler, miras edinmişler. Bunu hiç görmediğim dedemin notlarından anlıyorum. Üniversiteye gidip de eski alfabeyi okumayı öğrendiğimde dedemin notlarını da okumayı başarmıştım. Kur’ân sayfalarına bile derkenar notlar düşmüş rahmetli dedem. Şiirler, sözler, tarih bellekleri, mevsim değişimleri, ekin zamanları hatta aralarında tarih bilgisi bile var. Bu hatıralar geçenlerde kapı komşumuz teyzemin eşi rahmetli Nusret amcanın cep ajandalarına aldığı notlardan bahsetmesiyle canlandı. Nusret İkiz amcam üniversite bitirmiş, önemli görevlerde bulunmuş, hizmet etmiş gerçek bir aydın hatta entellektüel. Kendisiyle geniş zamanlı sohbet etme imkanım olmamıştı. Selamlaşmalar, hatır sormalar. Ama bir ajandadaki yazıları tarihin izdüşümünde bize nasıl önemli notlar düştüğünü gösteriyor. Kitap bile okumayan, okuma fakiri bir toplumken babalarımızın, cetlerimizin notlarını okuma zamanı ne zaman gelecek? Halbuki okudukça şuurlanacağız, okudukça aydınlanacağız. Okuma deyince aklıma eskiden evlerimizde önemli bir mektep görevi gören takvimlere değinmeden geçemeyeceğim.

Gün be gün sayfa sayfa güne mana katan, güne yön veren hatta; kılavuzluk eden takvimler. Her biri bir külliyat! “Ne ararsan bulursun derde devadan gayrı!” hikmetince bir dağarcık. Okudukça gün aydınlanır, her sayfanın ardında ne yazdığı merak edilir. Takvimler bugünün bugünde tüketildiği, yarına hiçbir şey bırakılmadığı zamanlara ait değildi. Bugünün dolu dolu kıymeti bilinerek, hakkı teslim edilerek yaşandığı, geleceğe bir şeyler bırakma davasının hüküm sürdüğü zamanlara aitti. Çünkü yaşanan anın bir manası vardı. O mana hükmünce zaman tüketilmez, zamanın elinden tutulurdu.

Neler vardı o takvimlerin, o ajandaların içinde: Çocuklarına koyacağın isimlerden tut o gün yiyeceğin yemeklere, tarihi, kültürel yaşama ait bellekler, rivayetler, sözler.. Her biri bir kılavuz, bir belge. Yine Nusret amcanın ajandasında ve notlarında gözüm. “En büyük ünvan insan! İnsan ki severse, insan ki paylaşırsa insan! “, “İnsan ne zaman insan olmuştur? Elcevap: yalan söylemeyi öğrendiği zaman! Niçin? Çünkü yalan, gerçekte olmayan bir şeyin insan kafasında yaratılması demektir.” Birinci söz Nietzche’ye, ikinci söz Celâl Şengör’e ait. Yukarıdaki Can Yücel’e ait şiir de bir takvim yaprağından kesilmiş yapıştırılmış. Hepsi hepsi hayata dair notlar.. İnsanlık adına, insan olma adına notlar. Ve yaşamda insan duruşumuzu belirleyen, bize yaşamdaki yerimizi hatırlatan sözler. “Söz uçar, yazı kalır.” hükmünce bunun bilincinde olan atalarımız tarih yapmakla kalmamışlar, yaşadıkları her şeyi an be an yazıya da dökmüşler. Son bellekte rahmetli babamın notlarından.. Önce kalem aşısının nasıl yapılacağını, hangi zamanlarda yapılacağını yazmış altta da şu söz : “Güvenme dostuna saman doldurur postuna, demişler. Boşuna dememişler. Her şeye rağmen güvenmeliyiz insana. İnsansız yaşanmaz bu dünya.” Ne kadar doğru bir tespit insanla da olmuyor insansız da. Tecelli, irade hüküm sahibine ait neticede..

Hani dostlar vardır. Bunaldığınızda yanınızda hissettiğiniz
ve kimi zaman da bulduğunuz.

Hani dostlar vardır.
İki eli kanda olsa bile ihtiyaç
duyduğunuzda koşarak gelen.
Hani dostlar vardır.
Kederinizi keder bilen.

Hani dostlar vardır.
Üzemezsiniz, kıramazsınız,
kıyamazsınız.

Hani dostlar vardır.
Fikre ihtiyaç duyduğunuzda sizi sizden
fazla düşünüp akıl verir.

Hani dostlar vardır.
Beraber olduğunuzda kederiniz
bitiverir.

Hani dostlar vardır.
Doğduğuna şükrettiğiniz.

Belki zordur dostlarla bir arada olmak
Sevgi ister, yürek ister, hoşgörü ister…
Ama insan hayatta daima gerçek
dostları olsun ister.”

Can Yücel

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.