Tacizcinin utandığı nerede görülmüş?!!

Bu haber 17 Haziran 2009 - 0:00 'de eklendi ve 843 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

“Hanutçuluk”…
Son yıllarda bu sözcük yaşamımıza çok girdi.
“Hanutçuluğun” ne olduğunu, “hanutçunun” kim olduğunu çoğu kişi bilmez ama, hemen herkes “tacizcilerle” bir biçimde karşılaşmıştır.
Evet, bildiniz… O pastanenin, lokantanın önünden “hoş geldiniz..”, “burdan buyruuan abi..”, “aile yerimiz var…” ve “yardımcı olalım abi..” türünden sözlerle sizi geçirmeyen kişi.
 
xx           xx           xx
Hanutculuk diye bir sözcük Türkçe’de var mı bilmiyorum.
Bu “Kahvecilik”, “Ekmekçilik”, “Köftecilik” gibi bir şey olmalı.
Kahveci adı üzerinde ‘kahve yapan, işleten’; ekmekçi ‘ekmek yapan, fırın işleten’; köfteci ‘köfte yapan, satan’…
Ama hanutçunun yaptığı, sattığı, işlettiği yok…
Hanutçuya tam olarak “Anlaştıkları dükkana müşteri götürüp, sattırdığı eşyanın pahası oranında belli bir komisyon alan kimse” deniyor.
Turizm merkezlerimizde böyleleri olduğu gibi, bu işi kendisi yapan ve yanında çalışan garsonlara, tezgahtarlara yaptıran iş yeri sahipleri de çoğunluktadır.
 
xx           xx           xx
Bunlara genel anlamda “çığırtkan” da deniyor.
Bana sorarsanız, bunlar birer “tecavüzcü”!…
Yanlış anlaşılmasın. Tecavüz ille de karşı cinsi yatırıp şey ederek gerçekleştirilmez.
Çığırtkanlık yapan hanutçular için de “tecavüzcü” denilebilir.
Çünkü yaptıkları iş için kem ne derse desin “taciz”den başka bir şey değil.
 
xx           xx           xx
Bunların yüzünden turist konakladığı tesisten çarşıya, pazara çıkmıyor.
Bunlara yaşam hakkı veren “esnaf” da kabahati “Herşey dahil” sistemine yıkıyor.
Neymiş efendim, turiste ödediği para karşılığında konakladığı tesiste sunulan hizmetlerin hepsi o paraya dahil olduğu için turist tesisten çıkmıyormuş.
Genel anlamda doğru. Ama, hanutçu denilen tecavüzcü yüzünden turistin tesisten çıkmamasına ne demeli?!!
Konakladığı tesisten boş bulunup, dışarı çıkıp, hanutçunun tecavüzüne olmasa da tacizine uğrayan turist bir daha ülkemize gelmiyor.
Nitekim, alışverişe çıktıklarında hanutçular ve dükkan sahiplerinin rahat bırakmaması nedeniyle iki adım bile yürüyemediklerini belirten turistler “Daha pazara adım attığımız an sıkıcı bir şekilde yaklaşanlar oluyor. Mallarını satarken ellerini kollarını kullanarak bizleri rahatsız ediyorlar. Yanımızdaki eşimiz, kızımız şaka ile karışık saldırıya uğruyor. Bu nedenle çarşıya çıkmaya korkuyoruz” diyorlar.
 
xx           xx           xx
Hanutçuluk, turizmimizin başta gelen sorunu.
Eskiden bunlara hiçbir şey yapılamıyordu. Lütfi Yiğenoğlu’nun Muğla Valiliği’nden buyana “süreli iş yeri kapatma uygulaması” getirilebildi.
Doğrusunu söylemek gerekirse, bu uygulamadan da sonuç alınabilmiş değil. Çünkü, uygulamanın adam gibi yapıldığı yok.
Siz o hanutçulu iş yerini şöyle bir 6 ay, 12 ay ve hatta temelli kapatın bakalım, seneye hanutçuluk diye bir şey kalıyor mu?
 
xx           xx           xx
Uygulanan yaptırımın ‘caydırıcı olmadığını’ Marmaris Ticaret Odası Başkanı Mehmet Baysal ile GETOB Başkanı İlhan Açıkgöz de söylemiş.
O zaman “caydırıcı” bir ceza getirilmeli değil mi?
Hayır!
Hem Baysal, hem Açıkgöz “Hanutçuluk yapanları, ‘Ne yapıyorsun kardeşim?’ deyip, utandıralım.” diyor.
Pes doğrusu!
Tecavüzcü utanır mı?
Onlarda utanma duygusu olur mu?
Hem Baysal, hem Açıkgöz yanlarında kolluk gücü olmadan gidip bir hanutçuya “Ne yapıyorsun kardeşim” diye bir çıkışsınlar bakalım ne olur.
Bir güzel dayak yemezlerse, “Yemedik” diye bana gelsinler!
 
xx           xx           xx
Ne yapmalı?
Hem Baysal’ın hem de Açıkgöz’ün tespitleri doğru. Mevcut yaptırım caydırıcı değil.
Bu bir gerçek. Bu hanutçu denilen tecavüzcülerin utanmaz adamlar oldukları da bir gerçek.
O zaman gelin bunları “taciz” suçlaması ile hakimin önüne dikelim. Hanutçudan yararlanma yolunu tercih eden iş yerlerini kapatalım.
Bu yapılamaz deniyorsa, ne diyelim, ‘beter olun’….

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.