Susar İçimizdeki İnsan Sesi

Bu haber 13 Kasım 2018 - 1:21 'de eklendi ve 659 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

İsmail Zorba

Gözümüz kör, kulağımız sağır

Susar içimizdeki insan sesi

Nice güzelliklere duyarsız

“Rab bana, hep bana”

Arsız otlara benzeriz

Talip Apaydın

Her daim güneşin doğuşunu seyretse insan. Alıp başını gitse içindeki güzelliklerle. Güzelliklerde kalsa her daim. Güzele baktıkça güzelliklere erse, güzellikler erdirse. Huzur dolu bir gülümseyiş. Ruhunu kaplayan bütün davalardan, keşmekeşlerden arınmış. Durulmuş su gibi. İçinde bir sıcaklık; adı sevgi. Sevgiye erse, sevgide tatlansa insan. İçi ısınınca şavkır insan, nurlanır. Işık olur aydınlanır, aydınlatır.

Ve diller sözlere tatlılıkla nakşedilir. Gönüller kurar, gönüller alır. Hâl lisanınca, gönül gözünce yaşar gider. Kimseyi kırmadan, kimseyi incitmeden. Benlik davasına düşmeden. “Biz”den biri, “Biz”in en sadık üyesi. Verdikçe çoğalan, verdikçe aklanan. Her daim güneşin doğuşunu seyretse insan.

Oysa kendi cennetinden sürgüne çıktığı anda dünya gurbet olmuş insana. Dünya dar gelmiş, o darlığın içinde kırık kırık olmuş. Kırık bir ayna misali bakamamış yüzüne, aslına. Hep kaçış, hep gurbet, hep hüzün, hep gözyaşı. Dünyayı gözyaşı medeniyetine çevirmiş. “Bindik bir alâmete, gidiyoruz kıyamete.”

Bencillik en çürük yanımız

Her an çeker paçamızdan

Sıfır noktasına indirir bizi

Atlayıp geçersek ne iyi

Yoksa hiç olup kalırız”

Talip Apaydın

Seslenmemiş bir kere! Kırıklıklarının içerisine, darlandığı dünyaya mahkum etmiş kendini. Mahkumiyete teslim olmuş. Benliğinin gelir geçer davalarına teslim olmuş. “Neden, niçin nasıl” soruları hep gayesiz, umarsız cevapların soruları olmuş. Oysa bir kere güneşin doğuşunu seyretse insan. Günü görse, karanlıklardan kaçmasa; karanlığında boğulmasa, bir kere sevmeyi tatsa.

Sözlerle dile gelmiş insan, kelamı rehber edinmiş. Onca kaçış, onca koşturma arasında içinden birileri çıkıp nefes almış. Bir kere düşünmeye durmuş; sorgulamış kendini, insanlığı, dile gelmiş: “Dünyaya gözlerimi açtığım o ilk anda, ilk yeminime sadık kalabilecek miyim endişesiyle ağladım. Senden kopma, seni incitme ihtimalinin adıydı dünya.”*

Bu koşturmaca, bu kaçış, bu umarsız teslimiyet nereye kadar gidecek ey insan!. Kendine gel, uyan gaflet uykusundan. Sanmaki kanıksamış olmak, teslim olmak seni kurtaracak. Bir kere dön, seyreyle güneşin doğuşunu. Her uyanış bir diriliş. Her diriliş dünyaya teslim olduğun mahkumiyetin zincirlerinden kurtuluştur.

Hele kimilerini gördükçe

İnsanlığımızdan utanırız

Kimbilir belki de

Silkinip bir güzelce

Pisliklerden arınırız.”

Talip Apaydın

Her insan, kendi içinde bir dünyadır. Her insan özeldir, her türlü güzelliğe layıktır. Liyakatıyla layık olur. Talip olmalıdır insana. İnsan sevgiyle ısınsa şavkır, nurlanır, aydınlanır. Aydınlatmaya durur. Bir kere güneşin doğuşunu seyretse insan. Bir kere gönülden gözyaşları dökse. İçindeki ateş huzura erdiğinde çiçekler açacak, dünyanın kendisine sunduğu tüm güzelliklere gark olacak. Dünyanın manasına erecektir. Benliğin yalnızlık kalesinden çıkacak, gönüllerle gönül yaranına varacaktır.

O zaman içimizdeki “yuf!” borularını üfleyelim. Kıyamete ermeden rahmete erelim. Gerisine “Eyvallah!..”

*Türkiye Sevgisi İmandandır, Ebubekir Kurban, Altiva Kitap, 2018

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.