Sürüden İnsana

Bu haber 06 Nisan 2012 - 0:00 'de eklendi ve 713 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

İnsanlık tarihi yazıyla başlar. Sürüden insana sürecinin neresindeyiz?
İlk çağlarda ‘ GÜÇLÜ ‘ olan, endüstri çağında ‘ ZENGİN ‘ olan kazanır. Bilgi çağında ise ‘ BİLGİLİ ‘ olan kazanacaktır der, A.TEFFLER.
Ben de artık çağımızda BİLGİNİN GÜCÜ kazansın derim.
Lakin nerede….
Bilgiye gideceğiz ama nasıl ? Okumakla…
Adeta hepimiz bir ezberi bellemişiz.. ‘ Kitap- okumaya -zaman- bulamıyorum ‘ klasiği, ağzımızda bir sakız. Hani bir başladınız mı okumaya, reçel tadında hazlar alırsınız.
Bizim ağzımızda klasikleşmiş  olan ‘ OKUYAMIYORUMM ‘  her geçen gün ağdalı bir hal alır… Evirip çevirip söyledikçe uzar. Uzadıkça kıvamlanır.
Kendimize bir kalıp biçtik ya, bu kalıbın dışını hayal edemiyoruz. Sığındığımız ‘ Kitap okumaya zaman bulamıyorum ‘ klasiği, bizim için bir barınaktır artık. Beynimizin de bu kalıplaşmış  barınak içinde sıkışıp kalır.
Okuyamıyoruz nedenleri farklı olarak sunulsa da, temel taşları hep aynı, sadece makyajları  farklı.
Vakit yok temasını söylemek, en bariz gırtlak sesimiz.
Acaba hangi dem de? Hangi anda? Hangi haz da? Hangi hazan da? Okunur sorusunu akla getiriyor.
Niçin kitaplarla aramızda mesafeler vardır? Okurken, uyku demlerine mahkum olduğumuz anda en yakınımızda ve kucağımızdadır kitap. Nefeslerin dansı, aramızdaki mesafelerin sınırların  sıfırlaması olmaz mı o an?
Kitaplar ellenmez, karıştırılmaz varlıklar mıdır? Değildirler. En hasret oldukları şey bizim dokunmamızdır onlara. En hasret kaldıkları duyguda bizim onları sevmemizdir.
Kitaplar, çantada, elde  taşınan, her daim baş ucumuzda olan, uyku demlerindeyken yere koyduğumuz, okurken satırlarını haşince çizdiğimiz ve bizlerden iz bıraktığımız, en yakın dosttur  kişisel alanımızdaki.
Kitap denen varlığa erişim için özel bir zaman ve mekana ihtiyaç yoktur aslında. Her an yanımızda olan en güzel sevgilidir kitaplar.
Okumak için de  saraylar, deri koltuklar gerekmiyor. Her daim ve nerede, olursanız olunuz, bazen beş dkk/ bazen on dkk/ bazen yirmi dkk /bazen bir akşam üstü, bazen yatmadan önce derken hep kesintili olarak yapılan bir Aşk-ı Muhabbeti.
Sonrasında bakarsınız ki ne çokta yol almışsınız ve kitap bitmiştir.
Sizce okumanın eşref saati olur mu? Olmaz!
Eğer ki okuma anı, zamanı diye bir an yaratmaya çalışırsanız beyhude bir bekleyiş olur… Kimsenin böylesi bir anı yoktur aslında. Kısa anlar vardır kitapla örtüşmek için. Kesintili de olsa dalıp çıkmalar ve haz almalar vardır… Aslında bu kısa ve kesintili girişlerde olsa, bilirsiniz ki zaman beyhude akmamıştır… Olsa olsa o anlarda, varlığınızın anlamına sağlam temeller atmışsınızdır.
Hele bir de okuma sanatını almış isek içimize, okumayı yüzeysel olmaktan çıkarıp özünü özümüze sindirirsek, değme keyfimizedir.
Kitap okumayan toplumlar, ERGİN olmayan çocuk toplumlardır der KANT.
BİZ OKURSAK TÜRKİYE DEĞİŞİR VE GELİŞİR.
2011 büyüme rakamlarında Çin’den sonra yüzde 8.5 ile ikinci sırada yer aldık. Eğer okursak, büyümenin yanında temel insan haklarına saygılı, demokrasiyi özümsemiş, sosyal adaleti sağlayan ve dünya barışına uzlaşı kültürünü yayan ‘ ERGİN ‘ bir toplum oluruz.
Ve sürüden insana ancak kitapla gidebiliriz.
Ne dersiniz bizde ‘ MUĞLA OKUYORU ‘ başlatalım mı?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.